Çocuklarda- Gençlerde Vesvese/ Obsesyon Kontrolü ve Dini Ritüeller

Tekrar merhaba.

Buradaki yazımızı çocuğu öncelikle vesvese ve/ veya sonradan obsesif kompulsif davranış bozukluğuna düşmüş bütün çocukların anne ve babaları okuyabilir. Yazımız genellikle vesvese ve dini obsesyonlar üzerine odaklı ama normal obsesyon sahibi çocukların anne ve babaları da son kısımdan özellikle kendilerine faydalı notlar çıkarabilirler. Çünkü benim de çocukluğum vesvese ile boğuşan sonradan gençliğim ise obsesyon illetine düşmüş birisi olarak geçti. Bana ne yapılması gerekiyordu onu yaşadığım için bu yazıyı ele aldım.

Obsesif Kompulsif Davranış Bozukluğunun (OKB, Obsesyon, Takıntı) toplumumuzdaki kişilerde ilk belirtilerinin önce vesvese sonra dini obsesyonlar olarak ön plana çıktığını daha önceki metafizik ve dini obsesyonlar isimli yazımızda belirttiğimi hatırlıyorum. O yazımda vesvese ve obsesyon bağlantısını da kendimce açıklamıştım.

Burada ele alacağımız konuya kısaca orada giriş yapıp bir iki cümleyle açıklamaya çalışmıştık. Ancak sitemizde yorum yapan bir ziyaretçimizin bir cümlesi bu konuda kafamda daha çok şeyin oturmasına ve bir yazı hazırlamama sebebiyet verdi.

Evet toplulumuz dinini önemseyen bir toplum. Obsesif kişilik yapısındaki insanlar daha da dinini ve manevi konuları önemseyen insanlar. Çocuklar ve yeni ergen gençlerimiz de dini konulara aileden ve içten gelen bir şekilde saygı göstermeye çabalıyor ve ona ilişkin kuralları kusursuz şekilde yerine getirmek istiyor. İşte hayatımızı mahveden vesvese/ obsesyonların/ takıntıların temelini de tam olarak burada atıyoruz. Genelleme yapmak ne kadar doğru bilmiyorum. Ama obsesyon hastası olan yazıştığımız kişilerde, arkadaşlarımızda ve bizde durum böyle oldu.

Evet işte bu noktaya bir daha görsel araçlarımızı odaklayarak tekrar edelim. Kişilik yapımız kusursuzluk üzerine tasarılı, dini konuları çok önemsiyoruz, yapacağımız vecibelerin net şekilleri var, yapılmadığı taktirde obsesif kişilik özelliğinin çok önemsediği bir konuda sınıfta kaldığını düşüneceği bir ortam var.

E haliyle biz kusursuz; bizlere anlatılan yanlış bilgilerde olduğu gibi ibadet ve dini ritüellerin de kusursuz; olması gerektiğini de düşününce hastalığın ilk filizleri ortaya çıkmaya başlıyor.

Ne yapıyor çocuklarımız ve gençlerimiz abdest alırken kolum kuru kaldı, kulağımın arkasını yıkadım mı hatırlamıyorum, gusül abdesti aldım ama bir iğne deliği kadar su değmeyen yer kalmayacaktı, sırtıma su değmedi, namaz kılarken ikinci rekatta oturmadım galiba, şu duayı okumadım, oruç tutarken ağzıma su mu kaçtı vs. gibi düşüncelere takılarak vesvesvelere uğruyorlar. Ve bunu yüzlerce kez hayattan bezene, ibadetten vazgeçene kadar tekrar ediyorlar.

Orta da bir de vesvese veren şeytan var ki “velehan” isminde, bu şeytan peygamberimiz tarafından özellikle işaret edilmiştir. Velehan şaşkınlık veren anlamındaymış. Çünkü bu şeytan aşırı hırslı bir şeytandır. Kişilerin iradesizliğinden istifade ederek, ona sürekli vesvese vermek onun özelliği.

Vesveselerin ve takıntıların temelini de biz çocuğumuza, genç kız ve erkek evlatlarımıza dini eğitim vermek isterken atıyoruz.

Tekrar ediyorum. Çünkü çocuk ve gençler kusursuz bir ibadet yapacağım derken bir bilinçaltı çatışma süreci içerisine giriyor. Bunu tetikleyen husus da insanın vücuduna bir görünmez enerji gibi girerek, beyni ile içsel konuşma olup iritibata geçebilen ateşten yaratılmış olan şeytandır. Bu Allahın izniyle oluyor. İnsanın aklına şeytanın ulaşabilmesi de Allahın izniyledir. Zira insanın görünen bedeninden daha çok etkin olan, fakat bedenle doğrudan etkili bir enerji alanı vardır. Ruhu. Veya ruh bu enerjinin merkezidir. Bu da beyni, kalbi ve bedeniyle irtibat halinde. Bunlar tabii benim şahsi görüşlerim ne kadar doğru bilmiyorum. Bilgi Kainatın sahibinde saklıdır. Ayrı bir yazımda konuyu açabilirim.

Gelelim tekrar konumuza, demek ki böyle bir şeytan var. Kusursuzluk konusunda böyle bir bilimsel gerçekler var. Ve bizim çocuklarımızın önce sağlıklı bir şekilde abdest alması sonra da ibadetini yapması lazım. Veya dini ritüel içeren her türlü dua, oruç gibi şeyleri yapması lazım diyelim.

Abdestini kolumu yeterince ıslatamadım diye kaygılanarak kuru yer kaldı düşüncesiyle onlarca kere alan o halis niyetli çocuk ve gençlere, bir iğne deliği kadar vücudumda ıslanmadık yer kalmayacak diye tekrar tekrar gusül abdesti alan gençlerin Allaha olan yakınlaşma çabasının; sadece çabada kalmaması, bunun ona bir hastalık olarak geri dönmemesi için ANNE, BABALARA VE BU DURUMA ŞAHİT OLAN BÜTÜN İNSANLARA SORUMLULUKLAR DÜŞÜYOR. Ne yaptığını bilmez, bir yerde takılıp kalmış bir nesil yetiştirmemek için tüm insanlara sorumluluklar düşüyor.

Sorumluluklar şöyle. Öncelikle namaz abdestinde ve gusül abdestinde bir iğne deliği kadar kuru yer kalmayacak cümlesi derhal terk edilecek. Çok kesin yargı içeren cümlelerle çocuklar ayrıntıya ve ritüele boğulmayacaklar. İbadetin şekilden çok özünün önemli olduğu çocuklarımıza anlatılacak.

Çocuğunuzun dini ritüel içeren davranışlarını takip edin. Takıldığı yerde hemen devreye girin. “aman boşver takma” demeyin. Bu onu anlamadığınızı gösterir. Benim hastalığım boyunca en nefret ettiğim cümle buydu. Takmaya bilsem takmam zaten kimsenin demesine ihtiyaç yok işte. Takıyorum işte. Sen takmamam için ne yapmam lazım onu söyle. Eğer biraz zihinsel aktivite gösterme niyetin varsa demişimdir. Asla takma demeyin. Bu bir tembel çözümsüzlüğü sadece vakit kaybı. Çözüm üretin.

Öncelikle yanlış bilginin kaynağı din bilgisi öğretmeni, sınıf öğretmeni veya en yakındaki caminin imamı ise gidin onunla konuşun. Söylediği iyi niyetli cümlelerin toplumda ve gençlerde, çocuğunuzda nasıl bir deprem oluşturduğunu anlatın. Hatasını anlasın. Yok eğer sorunlar tv kaynaklı ise, ilgililere mail atın. telefonla görüşün sebep olduklarını anlatın. Gerekirse bir sonraki programda küçük bir düzeltme yapsınlar. Çocuğunuz da izlesin. Yani burada tam olarak bunları yapmak zorundasınız demiyorum, demek istediğim proaktif olun
olayları izlemeyin.

Çocuğumuzla konuşun, tam olarak ne hissettiğini anlamaya çalışın. Söylediği cümleleri bir psikilogdan daha da ciddiyetle ele alın. Oluşan yanlış düşünceyi ortadan kaldırmaya yönelik en çok inandığı haber kaynaklarından bilgi toplayın. Haber kaynakları yaşça büyük insanlar, eğitimli insanlar, çocuğunuzun itimat ettiği her hangi bir kişi, tvler, internet, kitaplar gibi yazılı kaynaklar olabilir. Bunlardan bilgi toplayıp, daha henüz filizlenme aşamasında olan düşüncelerini doğru istikamete eğin, yönlendirin. Önemsediği yanlış şeylerin önemsiz olduğunu onun anlayacağı bir dille anlatın.

Doktora götürme konusunda ise, biraz sabırlı olun. Çocuğu hemen hasta psikolojisine sokmayın. Çünkü obsesif kompulsif davranış bozukluğu diğer bütün hastalıkların aksine hastanın kendisini böyle tanımlaması hastalığın tedavisini zorlaştıran bir etmen oluyor.

Doğru düşünceyi telkin şeklinde çocuğunuza öğretin. Örneğin abdest konusu ise, kuru yer kalabileceğini ve niyetin önemli olduğunu, ibadetin özünün şekilden çok yaşanan duygularda olduğunu belirtin, tekrar abdest alma konusunda peygamberimizin çağlar ötesinden öngörerek gönderdiği mesajında belirttiği gibi fazla abdest alanın sünnet sınırını aştığı, kişinin böylelikle hata yaptığı nefsine zulmettiği yönündeki sözünü hatırlatın ve bunun da ayrı bir günah olabileceği yönünde konuşun.

Yaşadığım topraklarda okaliptüs denen bir ağaç yetişir. Bu okaliptüs küçük bir filiz olarak duvar diplerinde, biraz insan elinin değmediği yerlerde, bina kenarlarında hemen büyümeye başlar. İki üç sene içinde bu ağaç çok hızla gelişir ve kocaman bir ağaç olur. Devam eden bir kaç sene içinde ise oldukça kalın gövdeli bir kişinin kesip kurtulamayacağı dev gibi bir ağaç olur. Eğer ağaç bir binanın dibinde çıktıysa binanın temelini oynatır. Parke taşları içinde büyüdüyse çıktığı yere doğru parke taşları bir tepe halini alır, duvar dibinde çıktıysa duvarı devirir. Küçük düşüncelerde böyle başta masumane olup önce vesvese sonra obsesif kompulsif davranış bozukluğu olarak hayatınıza girer.

Çocuklarımıza hayatın her alanında dikkat edelim. Onların olumlu enerjisinin yanlış yöntem yüzünden aleyhe dönüp hayatını karartması ihtimali vardır efendim. İyi günler.

Yasal Uyarı: Doktora reçete ettirmeden ve doktordan kullanım özelliklerini öğrenmeden ilaç kullanmayınız. Bitkisel ilaçları tıbbi ilaçlarla kullanmadan önce doktorunuza danışınız. Yukarıda ve bu sitede yer alan bilgiler site yöneticisinin ve ziyaretçilerin sadece şahsi tecrübeleri ve kendi fikirleridir. Bilimsel olarak ispatlanmamışlardır. Burada yer alan bilgiler hatalı, güncelliğini yitirmiş olabilir. Size uygun gelen bilgileri psikiyatristinize/ psikologunuza- doktorunuza danışmadan uygulamayınız. Okuyucularımızın bu siteden öğrendiklerinizi uygulamalarından kaynaklı ve bu sitede yer alan bilgilerden kaynaklı sorunlarda yasal sorumluluk kabul edilmez. Yazılar sadece bilgi amaçlıdır.

Comments

comments

Çocuklarda- Gençlerde Vesvese/ Obsesyon Kontrolü ve Dini Ritüeller” üzerine 8 yorum

  1. Ben 12 yaşındayım ve içimde sürekli Allah’a kötü terbiyesiz küfürlü sözler diyen biri var ölmek istiyorum her gün ağlıyor Allah’a sığınıyorum lütfen yardım edin kurban oluyum.Bu Arada azeriyim

  2. ben anonim arkadaşla kızında ne gibi davranışlar var ,paylaşırsa sevinirim..bizde de mücadele var..

  3. Ali Beyin yorumu aşağıda yer almaktadır:
    selamlar ben ankaradan ali.dini obsesyonlarla ilgili bir bilgi vermek istiyorum belki insanlara faydası dokunur yardımcı olabilir ümidiyle.
    Ben bu hsatalığa 2011 yılı yazında yakalandım .Sürekli vesvese geliyordu.Günlerim çok kötü ve perişan geçiyordu.Ve bir gece uyumaya çalışırken aklıma dini şeylere karşı küfür vb. şeyler gelmeye başladı.Anlam veremedim bana ne oluyor dedim.Korktum.3 aya yakın böyle gezdim .Neden aklıma böyle şeyler geliyor diye.Sürekli korku ve ümitsiz olmaya başlamıştım.Daha sonra ilaç tedavisi filan iyileştim.2012 yazı bu tekrarladı.Tekrar küfürler gelmeye başladı buna takılıp kaldım sonra.İlaçları bırakmıştım yeniden başladım 1,5 ay içinde normale döndüm.Peki ama bu küfürler neden geliyordu.Bunun cevabını 2012 yazı ramazan ayında boluda arkadaşımın evinde bir risali nur sohbetinde öğrendim.
    Bediüzzaman hazretleri anlatmış.Özetleyeceğim.
    Şeytan insanın kalbine vesveseyi atarmış.Eğer kalp bunu kabul etmesse bu küfre ve kötü görüntülere dönüşürmüş.İnsan namaz kılarken namazda aklına küfür ve kötü görüntüler geliyor ve namazdan kaçıyor işte şeytanın tuzağı.
    Teşekkürler inşallah bu bilgiyi paylaşırsanız okb hastalarına faydamız olabilir.

  4. Yazını büyük harflerle tüm sitelerde paylaşıak lazım. Belki Okb hastalığının kökü kisilir.

  5. İğne ucu kadar … Hayatimi mahv eden kelime… Neyse. Bence dini eğitimde çocuklar ilmihaldan uzak tutulmali. Dini sevdirmeden verilen ilmihal bilgilerin sonu karanlık kuyuya benzer.

  6. Üstadım tam da ben buna benzer bir yazı hazırlayacaktım,düşüncelerimi okumuşsun resmen,Allah razı olsun,çok mühim bir konuya parmak basmışsın..

    Obsesiflerin en sevmediği kelimelerden biri de “takma” kelimesidir.Çünkü tüm obsesifler irade dışında bir takma eylemi içine girerler.Bunun nedeni ise beynin frontal lobunun kimyasının bozulmuş olmasıdır.Araştırmalar obsesiflerin beynin frontal(ön löb) lobunun çok enerji kullandığı yani gereğinden fazla çalıştığını gösteriyıor.Ama hala şuna tam bir cevap bulunmuş değil;obsesifler çok taktığı için mi bu bölge çok çalışıp kontrolden çıkıyor,yoksa bu bölge çok çalıştığı için mi obsesyonlar ortaya çıkıyor? daha önce de şahsi fikrimi beyan etmiştim ve yine söylüyorum;bence insan çok düşündüğü için ya da kafaya taktğı için bir süre sonra frontal lob aşırı çalışıp devreler yanıyor.Aksi takdirde obsesif kompülsifler psikoterapiden hiç bir fayda göremezlerdi,çünkü olay tamamıyla organik bir bozukluk olacağı için hiç bir şekilde ilaç tedavisi olmadan iyileşmezdi.Ama psikoterapiden fayda gören binlerce okb hastası mevcut.Psikoterapi de ise asıl yapılan insanın beynin eğitilmesidir.Bu ise çeşili yöntemlerle yapılıyor.Psikoterapi çok geniş ve önemli bir konu olduğu için bununla ilgili ayrıntılı bilgiler verecem inşaalllah.

    Neyse konuyu çok dağıtmadan(yaw ne yaparsam yapiyim ayrıntıları vermeden geçemiyorum,mesala ben izleediğim bir filmi anlatamam,çünkü olayları tüm ayrıntılarıyla anlatmazsam rahat edemem ,bu da hem benim için hem de beni dinleyenler için işkenceye dönüşüyor, ne yapiyim tutatmiyorum kendimi,kahrolası obsesif düşünce biçimim:))

    Benim asıl anlatmak istediğim biz obsesiflerin bu illetten kurtulması için düşünce sistematiğimizi,düşünce metodoljimizi değiştirmemizin zorunlu olduğudur.Tabi bunu yapmak için küçük hedefler koymak ve sabırlı,zaimli olmak şart.

    uzman psikiyatr Oğuz TAN ın TAKINTILAR isimli kitabını herkese tavsiye ediyorum;örnek vakaları,hastalığın tarihsel süreci,akraba olduğu hastalıklar,tedavi yolları hakkında basit,anlaşılır,akılcı bir dille yazılmış çok önemli bir eser..Ben çok istifade ettim..Ağır vakaları görüp halime şükrettim.Kendimden nefret ediyordum,kitap sayesinde kendimle barıştım.Özellikle yazarın şu çarpıcı tespiti çok doğru:”obsesifler toplumda suç işleyecek son kişilerdir.Aşırı dürüsttürler,kimsenin hakkını yemezler,sorumluluk duyguları çok gellişmiştir.Obsesif bir kız asla kocaya kaçmaz,obsesif bir patron asla işçisinin hakkını yemez.Çoğunda mükemmeliyetçilik duygularından dolayı suçluluk hissederler,çünkü ahlaki olarak da mükemmel olmak isterler,bunu da çok önemsedikleri için ahlaksız düşünceler beyne gelir,ve bu obsesyonlarla uğraşıp dururlar,kendilerini suçluluk psikolojisiyle yer biterler.Oysa toplumdaki çoğu insana göre vicdan duyguları çok gelişmiştir.Hatta acıma ve vicdan duygusunun olmadığı,ahlaki değerleri takmayan antisosyal kişilik bozukluğu olanların beyinleri ile okb lilerin beyinleri kıyaslandığında beyinlerinin çalıştığı bölgeler tam tersi olduğu çıkmış,bir nevi antisosyallerin tam tersi bir kişiilik.

    Ayrıca yazar;obsesif kişilik ile obsesif kompülsif hastalıklı olan kişileri ayrıldığını ifade etmiş.Aralarındaki en önemli fark ise;obsesif kişiler kendilerini normal, kendileri dışındaki herkesi ise anormal ve sorumsuz,kusurlu bulmaktadır.Bunlarla yaşamak kolay değil,çünkü herkesi kontrol almak isterler,bunları memnun etmek kolay değildir,kendilerine çevredekilerine hayatı zindan ederler.Egoları tatmin olmuşsa çok iyi ikinci adam olurlar.Ama birinci adam olurlarsa alttakilerin canını çıkarırlar.Okb hastalığı olanlar ise kendilerindeki anormal düşüncelerin farkındadırlar,depresyona girip kendi rızalarıyla psikiyatrinin yolunu tutarlar.Takıntılarından kurtulmak için çaba sarf ederler.Bu ayırım benim dikkatimi çekti.Allaha şükrettim ki bunu kişilik haline getirmemişim…

    Sahur yaklaştı,görüşmek üzre,Allaha emanet olun.

    1. Merhaba eksobsesif.

      Bana bu yazının feyzini sizin verdiğinizi söylemekten mutluluk duyuyorum. Bir cümle ettiniz ki içinizdeki bütün hisleri anladım sanıyorum. Yukarıdaki uzun yorumuz güzel bir yazı alt yapısı aslında. Üzerinde biraz daha bir tema esaslı çalışılırsa çok güzel yazılar çıkar. Örneğin obsesyonun sebebi, çözümü, obsesif kişilik ve vicdan veya obsesyon kitap gibi bir kaç makale çıkartmaya aday.

      Öyle çok da çalışmanıza gerek yok. Zaten konu hakkında yeterince düşünmüşşünüz. Yazınızı merakla bekliyorum.

    2. henüz 7 yaşında bir kızım var ve anlattığınız her şikayet ondada mevcut.birsüredir bununla mücadele etmeye çalışıyoruz ama nafile.piskolok yardımı almayı düşünüyoruz.yazınız çok aydınlatıcı oldu teşekkürler…

Bir Cevap Yazın