Dini Obsesyonların Çaresi

Yaşamış olduğum obsesyonlardan en ıstırap verici olanı şüphesiz dini obsesyonlardı.

Dini obsesyonlar olarak tanımlanan şey genellikle vesvese ile karıştırılır. Bazı noktalardan dini obsesyonla vesvese aynıdır bazı konularda ayrılırlar. Vesvese ile obsesyonun bulundukları kişiler genellikle ortak olmakla birlikte bunlar ayrı şeylerdir. Bunu ilerde bir yazı ile açıklayacağım. Dini obsesyon insanın kalbine yaptığı işler konusunda, dini konularda, manevi konularda şüphe düşmesi ile ilgilidir.

Yıllarca dini obsesyonların/ obsesif takıntıların çaresini aradık durduk. Lafı fazla uzatmayacağım. Bulduk da, Allaha çok şükür. Bu sıkıntıyı çeken arkadaşları bir gün bile bekletmek istemiyorum o yüzden aklıma gelir gelmez yazıyorum. Bulduğumuz çarenin bir boyutuyla normal obsesyonlara da faydalı olduğu tecrübe edilmiştir.

Eğer dini obsesyonunuz iman konusunda ise; bu konuda hiç bir sorun kalmayacak şekilde ilacı mevcuttur. O ilaç da Kafirun suresidir. Her akşam yatmadan 7 kez okuyun. Bir kaç gün sonra imanın tadına varmaya başlayacaksınız. Çünkü kafirun suresi Allahın izniyle kişinin kalbi iman konusunda şeytanın vesvese vermesini engelleyen bir suredir.

Yıllarca iman konuların da şüpheye düşmüştüm. Bir gün bir kitabın bir köşesinde kafirun suresiyle ilgili güzel açıklamaları okuyunca, derhal denemiş ve faydasını da kısa sürede görmüştüm. Bu derdim de kendi tarihime gömmüştüm.

Yok eğer obsesyonunuz daha çok davranış boyutunda ve sizi kompulsif davranışlar yapmaya zorluyorsa; “Rabbi inniy messeniyeş şeytanu binusbin ve azâb. Rabbi euzü bike min hemezatiş şeyatıyni ve euzü bike rabbi en yahdurun.. Ve hifzan min külli şeytanin marid” şeklinde yazılan duayı okuyunuz.

Anlamı: Rabbim şeytan bana sıkıntı veriyor ve işkence yapıyor. Rabbim şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım; ve yine sana sığınırım onların çevremde bulunmalarından. Ve bütün reddedilmiş azgın şeytanlardan koruduk. şeklindedir. Bu dua onlarca, belki de yüzlerce dua denendikten sonra işe yaradığı tecrübe edilmiştir. Ayrıca dua normal obsesyonlara da faydalıdır.

Dini obsesif kompulsif rahatsızlık yaşayan arkadaşlar daha doğrusu obsesif kompulsif rahatsızlığını dini boyutta hisseden arkadaşlar yorumlarınızı bekliyoruz. Allah şifa versin.

Yasal Uyarı: Doktora reçete ettirmeden ve doktordan kullanım özelliklerini öğrenmeden ilaç kullanmayınız. Bitkisel ilaçları tıbbi ilaçlarla kullanmadan önce doktorunuza danışınız. Yukarıda ve bu sitede yer alan bilgiler site yöneticisinin ve ziyaretçilerin sadece şahsi tecrübeleri ve kendi fikirleridir. Bilimsel olarak ispatlanmamışlardır. Burada yer alan bilgiler hatalı, güncelliğini yitirmiş olabilir. Size uygun gelen bilgileri psikiyatristinize/ psikologunuza- doktorunuza danışmadan uygulamayınız. Okuyucularımızın bu siteden öğrendiklerinizi uygulamalarından kaynaklı ve bu sitede yer alan bilgilerden kaynaklı sorunlarda yasal sorumluluk kabul edilmez. Yazılar sadece bilgi amaçlıdır.

Comments

comments

Dini Obsesyonların Çaresi” üzerine 177 yorum

  1. Bende de okb var şuan dini hususlarda çok olmasa da titizlik yoğun ama bundan önce vesvese aşırı derecede idi o zaman bi hastalık olduğunu düşünmedim yani vesvese diye bildim sadece yeni yeni anlıyorum okb nin o zaman başladığını benimki daha çok namaz da abdestte oluyordu ve inanın bi namaz kılmak için kaç defa niyet etmişimdir zaman zaman vesvese tipi değişiyordu bazen abdestte yoğunlaşıyor niyet edemiyordum bi türlü yada abdestim bozuldu hissi yaşıyordum yada yok kolumu yıkadım mı tam ıslanmadıysa ve tekrar tekrar başa dön.tabi çok yıkamaktan her yerim ıslanıyor.Namazlarımın sonunda sehiv secdesi olmazsa olmazımdı zaten.şuan düşünüyorum da ne kadar çok şey varmış mesela dudağımda uçuk varsa kanadımı abdestim bozuldu mu artık kendimi ikna etmek için yanımdakilere soruyordum kanıyor mu abdest bozulur mu bazen birisi deyince ikna olabiliyordum.Ama tabi yakınlarınız bide dalga geçtimi tam da felaketi bu oluyor anlayışlı olmalılar ama anlayamazlar.sahibi tertip dim en çok da onun etkisi de oluyordu ya namazım kabul olmaz da sahibi tertiplik bozulursa diye daha sonra bozuldu Namazlarım kazaya kaldı ve bu sefer de kaçırmaya başladım bazen bilerek bazen yetişmeme şimdi aşırı titizlik olduğu için tuvalete girmem el yıkamam abdest almam bi hayli vakit alıyor ve bazen sırf bunları çekmemek için tuvaletimi bile tutuyorum yani bu kadar uzun sürünce insan üşeniyor haliyle ve Namazlarım çok kaçmaya başladı her seferinde kızıyorum kendime ama olmuyor bekliyorum öylece sonra ezan okunuyor kendimi günahkar hissediyorum şuan çünkü Namazlarım genel olarak kaçıyor zaten dışarda bi yerde isem ve abdestim yoksa kesinlikle başka bi yerde tuvalete girip abdest alamıyorum aşırı zor durumda kalmadıkça.çünkü çık sabun kullanıyorum ve tabi dışardan ev gibi olmuyor pisliği olsun falan.neyse çok yazdım son olarak geçenay psikiyatri ye gittim selectra 50 verdi bi gün yuttum aşırı derecede midem bulanır gibi oldu yutkunma hissi boğazım şişti ve kahvaltıdan sonra yutmuştum öğlene iştahım gitti hemen başım ağır oluyor ilk başlarda hani deriz ya on beş milyon o tarz bir şey artık ağrı diyorum ve bu mutlaka çoğu zaman oluyor.şuan 17 yaşındayım ve bu titizlik sanırım benden hiç geçmeyecek gibi düşünüyorum.tamam pis olmak istemiyorum ama aşırı da olmasın.neyse Allah hepimizin yardımcısı olsun.bu arada Felak ve Nas sureleri de günlük düzenli yedi defa falan okuyun mutlaka bi faydası olur Allah’ın izniyle.

  2. Kardeşlerim,

    Allah affedicidir.Allah Rahman’dır,Rahim’dir.Bu sıkıntıların size dünyada ve ahirette ne gibi mutluluklar kazandıracağını bilemezsiniz.Allah’ın izniyle iyi olacaksınız.Rabbimiz kullarına zulmetmez.Siz bu şeye hastalık olarak bakmayı bırakın.Bu konular hakkında fazla düşünmek yerine,iyi şeyler hakkında tefekkür edin.Şüpheyi,kuruntuyu,evhamı bırakın.Bunları yayanlardan uzak durun.Bu hastalık olabilir belki.Ama üzerine gidip de büyütmeyin.

    Allah’a tevekkül edin ve inanın.

    Selametle.Allah’a emanet olun.Allah yardımcınız olsun.

  3. merhabalar hocam yazılarınız için teşekkürler
    ben de okb hastasıyım ve aynı zamanda sınav öğrencisiyim ve 4 ayım kaldı ama artık inanın beynimi kontrol edemiyorum sürekli birşey düşünmekten . artık ders çalışamaz oldum bir bakıyorum zaman geçmiş.. ki zaten böyle tuhaf bir haldeyim hiçbirşey yapmıyorum yapmak istemiyorum kimseyle konuşmuyorum hayat tuhaf geliyor
    dini olarak daha fazla diyebilirim yani herşeyi sorguluyorum bazen korkuyorum dinden çıkıcam diye sonra bide günahlarım çok bundan kurtulamam diye buna ağlıyorum
    zaman zaman da panik atak oluyor sınavda olmasından çok korkuyorum

    1. “Allahümme ya kâşife külli kürbetin ve ya mûcibe külli da’vetin ve ya câbire külli kesîrin ve ya müyessire külli asîrin ve ya sâhibe külli garîbin ve ya mûnise külli vahîdin ve ya lâ ilâhe illâ ente es’elüke en’tec’ale lî ferecen, mahrecen ve en takzife hubbeke fî kalbî hatta lâ yekûne lî hemmün ve lâ zikru gayrike ve en tehfezanî ve terhamenî ya Erhamerrâhimîn =

      Ey her belâyı kaldıran, her duâyı kabul eden, kırık kalbleri saran, iyileştiren, her güçlüğü kolaylaştıran, her garibin sahibi ve yalnızların teselli edicisi, ey kendisinden başka ilâh olmayan! Beni içinde bulunduğum sıkıntıdan kurtarmanı, onun için bana bir çıkış yolu nasip etmeni, muhabbetini kalbime koymanı, böylece benim için senden başka bir düşünce ve zikir olmamasını, her türlü musibetten muhafaza buyurmanı, bana merhametinle muamele etmeni isterim. Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Allahım!”

  4. Dini obsesyonlar bende de var.hatta diğer obsesyonların dinle birleştirilmiş hali gibi bir şey.sürekli bişi olacak hissiyle dua etmemi söylüyor resmen iç sesim.bayadır da var.bu sesten kurtulmak için de anlık şeyler yapıyorum ancak sadece o an için etkili oluyor ve kısa bi süre sonra tekrar başlıyor.anlayacağınız sürekli devam ediyor.dua ederken bile bu tam olmadı baştan al diyerek defalarca tekrar ettiriyor bu ses.sizler de olanları paylaşırsanız belki birbirimize yardımcı olmuş oluruz.Allah herkese şifalar versin.

    1. canım kardeşım ben de yasadım buna benzer hatta daha da kotusu bunun adı vesvesedır sana tavsıyem dua mı edıosun hıcc bastan baslama ehemmıyet verme kaldıgın yerden devam ett hıc kusku duyma yanı gelen dusuncelerı takma ustune gıtmee en ıyı cozum yolu budur

    2. Maalesefki aslında ne yapman gerektiğini bildiğin halde yapamaman en tuhaf ve kötü yanı belki de bu rahatsızlığın.söylediklerinde haklısın ama sen de bilirsinki kendine sanki sen değil bir başkası hakimmiş gibi oluyor maalesef.

  5. Banada bu olay namaza başladıktan sonra oldu duruyor sonra tekrar başlıyor bu yıl üniversite sınavına gireceğim Allahin izniyle derslere odaklanamiyorum sürekli aklımda bu saçma sorular ve sesler dolaşıyor derdimi kimseye anlatamıyorum 7 24 düşünmek bizi şüpheye imanimizi kaybetmeye sürükler mi Bunu geciren arkadaslarin tavsiyeleri neler

    1. canım kardesım ben de aynısını yasadım ve senın gıbı ders calısamıyordum ben bol dua ve sabırla cok sukur atlattım sakın kımseye anlatma kımseylede paylasma bu dusunceler dılede getırme sabret bol töbe et bol dua ett Allahtan yardım ıste elbet karsılık bulacaksın …

    1. Yönetici.mesajım gözükmüyor mesajlarını siler misiniz?
      Mesaj yazıyorum.onalaylanasağa kadar bana o mesaj gözüküyor normalde.ama bazen olmuyor…

    2. Yorumlarınız ayda bir onaylandığı için onay bekliyor ve sonra onaylanıyor.

  6. selamun aleykum.ben 2ay önce ilaca başladım.psikiyatri doktorum;prof.dr.Ali Saffet GÖNÜL.izmir’de ege üniversitesi hastanesinde çalışıyor.şuan lustral ve seroquel kullanıyorum.Allah’a şükür takıntı yapmıyorum.daha tam iyileşmedim(ufak tefek şeyler kaldı)ama takıntılı değilim.lustral işin sadece %5’ini hallediyor.asıl işi seroquel yapıyor.size tavsiyem biran önce iyi bir doktora gidin.eğer doktorunuzun verdiği ilaç etki etmezse benim içtiğim ilacı söyleyin doktora.tabi doktorlar ne ilaç vereceğini daha iyi bilir…

  7. hocam ben ders çalışamıyorum içimi sanki kedi tırmalıyor bu da benim başarımın çok çok altında performans sergiliyor yapabildiğim dersi bile yapamaz oldum kesin doktora gittim ders çalış dedi namazı bırakma dedii bırakmadım ama her sabah bu acıyla uyanmak ızdırap oldu arkadaşlarım bıle uzaklastı benden dunyam mahvoldu obur dunyamda mahvolmasın ıstıyorum lutfen cevap verın hocam kesın cozumu yok mu bu ılletın

    1. Ekranın en üstünde yer alan dini takıntılar kategorisindeki tüm yazılar sizin durumunuzu ilgilendiriyor. Bunun üzerine söyleyebilecek daha fazla sözümüz yok maalesef.

  8. merhabalar hocam ben de 5 aydır cekıyorum ve kalbımın ne heyecan ne ofke sankı olmus gıbı hıssedıyorum obsesıfım nasıl ustesınden gelıcem bılemıyorum

    1. oncelikle hepinize rabbimden sifalar diliyorum ayni seyleri ben hepsini yasadim olum korkusuyla basladim sonra cin korkusu sonra Allah varmi yokmu sonra ben niye yaratildim Allah in isi yokmuydu herseyden suphe eder oldum geceleri kabuslar gordum uyuyamadim aylarca kendimden bile suphe ettim korkar oldum bu benmiyim diye.Korkmayin siz tertemizsiniz once bi piskologa gidip ilac alin ilaclar iki uc hafta sonra etkisini gosterir nasilki siz bu hale birden gelmediyseniz kurtulusunuzda birden olmayacak ibadetlerinizi yapin tat almasaniz bile yapin korkmayin Allah tan korkun Allah tanda gerektigi gibi korkun ama baska hicbirseyden korkmayin ilaclari aldiktan sonra kendinizi dunyevi islerle surukli mesgul edin zihninizle savasip durmayin ben hala ayni durumdayim bunlari yazarken ama sabirla kurtulusu bekliyorum korkmayin kardeslerim Allah her an bizimle

  9. 5 aydır mücadele veriyorum kpss olmıcak dıye umıtsızlıge basladım olmıcak yapamıcam gıbııı sureklı dıllendırıyordum sona bı baktım dınledıgım dersten 1 kelıme bıle anlamıyordum bunu arkadaslarımla paylastım hasa ama bana sırk kosuosun dedıler ben de saf gıbı 4 aydır aglıyorum rabbım bılmeden kostuysam sen affet dıe vızelerıme vurdu tum snfta dalga konusu oldum performansımın baya altında performans sergılıyorum ıman konusuna kadar geldı bu konuu ve yasamaktan bıktımsmdı nasıl eskı ben olucam bılmıyorum eskı ben guler yuzlu gayet akıllı zekı bır kızdı smdıı hıcte aklı olmayan bırı gbı davranıyorum eskı ben olur muyum nasıl olucam blmöıorum hocam

    1. Derslerde başarılı olmak zorunda diilsiniz öncelikle lütfen bunu kafanızdan çıkarın.arkadaşlarınız yanlış bilgi vermiş size itimat etmeyiniz.şirk düşüncesi şirk değildir dikkat! Zihniniz size oyun oynuyo normal hayatınıza ibadetinize devam edin hayat çok güzel!

  10. Öncelikle bu hastalığa yakalanan herkese şifa diliyorum.Ben de dini obsesyonlarımdan dolayı çok büyük sıkıntı işerisindeyim.Neredeyse her gün ağlıyorum.Aklıma gelen şirk düşüncelerinden dolayı kahroluyorum.Bugün bir psikiyatra gittim ve doktorum bu düşünceler geldiğinde ibadetlerimi bırakmamı söyledi, daha fazla umutsuzluğa kapıldım.Hiç kimseye dertlerimi anlatamıyorum.Bu sebeple sizinle paylaşmak istedim.Çünkü biliyorum ki benim halimi ancak bu hastalığı yaşayanlar anlayabilir.Allah yardımcımız olsun.

    1. Ben şahsen ibadetleri bırakma fikrinin iyi bir fikir olduğunu düşünmüyorum. Doktor seçme özgürlüğünüz mevcut, dini değerleri daha güçlü bir doktorla halinizden anlayacak ve hayat tarzınızı değiştirmeye zorlamayacak bir hekimle yola devam etmenizi tavsiye edebilirim. İbadetler bizim hayatımızın temeli. Bu dünya için ahiret terk edilir mi? Boş zamanlarınızda, kendinizle başbaşa kalmayın, dini obsesyonlarla ilgili bir çok yazımız var oradaki bütün paylaşımları okuyunuz.

    2. S.a düşünceleriniz saçma şirk düşüncesi kesinlikle şirk değildir.ibadetinize kesinlikle devam edin.bırakın düşünceler gelsin onlarla işiniz yok bu durumun komik tarafını görün kesinlikle günah işlemiyosunuz zihniniz size oyun oynuyo.kalbinizi ferah tutun

    3. Hanfendi gecmis olsun herkes bu sorunu yasyor gecmis olsun ins. Doktordan diktora fark var ibadeti brak dien bi doktordan bi fayda gelmez. hep kendimizi doktorlara yuklemeyelim Allah (c.c) surede “Kalpler ancak Allah in zikriyle yatısir ” buyuruyor. Biz ibadet konusundsa eksik oldugumuz icin ilmihal akaid tasavvuf konulardan bilgimiz olmadigi icin her denilene inanlyoruz.demem oki tasavvuf ve dini iyi yasamak kalp zikri tedavi icin cok onemli.Allah (C.C) sifaversin InsaAllah

  11. Selamun aleykum.ben dini konularda takıntılı biriyim.5yıldır.şuan ki durumum şöyle:eğer takıntı yaptığım şeyi yaparsam iyi oluyorum.ama takıntılar dahada çoğalıyor.takıntıyı yapmazsam vicdan azabı çekiyorum.sanki bile bile günah işliyormuşum gibi.halbuki mantıken biliyorum ki,yanlış birşey yapmıyorum.önceden bir ara;takıntı yapınca,o konuda mantıklı düşünüp doğru karar verip sonra ne olursa olsun mantıklı olanı yapıcam deyip o şekilde ilerliyordum.bunun sonucunda takıntı başımı ağrıtmıyor,beni korkutmuyor ama vicdan azabı çekiyorum.uykum,iştahım kaçıyor.ilaçlar,bu vicdan azabını tamamen giderir mi?

    Çok önceden Lustral dahil bazı ilaçlar içtim.Lustral biraz rahatlattı ama tam geçirmedi.diğer ilaçlar hiç etki etmedi.doktor,sürekli ilaç deneyeceğini söyleyince tedaviden soğudum.

    Normalde ben takıntı yaptığım konularda hemen ne takıntı yapıyorsam hemen uyguluyor ve iyi oluyordum.zamanla daha iyi oluyordum.kendimi daha güçlü hissediyordum.yaklaşık 3 ay sonra toparlıyordum.ama bir hatam sonucu yine bozuluyordum.şuan takıntı yaptığım konulardan biri zor ve uzun bir konu olduğu için takıntıyı çözemiyorum.benim takıntılarım biraz farklı.onun için kimse bu yolun kesin çözüm yolu olduğunu düşünmesin.daha da kötü olabilirsiniz.daha ben,bu yolun çözüm yolu olduğunu bilmiyorum.

    1. Yönetici.Sahte vicdan azabını yok eden bir ilaç var mı?boşuna hap kullanmak istemiyorum.yukarıdaki yazımı yazmamın sebebi size soru sormaktı.

  12. S.a hocam öncelikle ben namazı daha ciddi ve çok kılmaya başladıktan sonra Allah ın varlığı ile ilgili şüpheler oluşmaya başladı dini bilgim olsukça iyidir bu tür vesvese den kurtulmak mümkün mü ben hiç kurtulamayacam sanıyorum hep. Göğsümde çok şiddetli bi ağrı ve yanma var çok korkuyorum açıkçası.

    1. “Allahümme inni euzu bike en üşrike bike şey’en ve ene a’lemu ve estağfiruke lima la a’lem. İnneke ente’l allamul guyub.”

      Anlamı:
      “Allahım! Şüphesiz ben bilerek herhangi bir şeyi şirk koşmak (eş ve ortak tanımak) tan sana sığınırım. Bilmeyerek işlemiş olduğum (şirk ve hatalarım) ın senden bağışlanmasını dilerim. Şüphesiz ki bütün gaybları (gizli şeyleri) ancak sen bilirsin.” (et-Terğıb ve et-Terhib: 1/76)

      Bu dua çok iyi geliyor.

  13. Selamun aleykum arkadaslar bu skntıyı bende cekiyorum Allah yar ve yardimcimiz olsun ama sunu bilin umidinizi kaybetmeyin ve kendinizi kotu zannedecek seyler dusunmeyi birakin artik istesenizde kotu biri olamassiniz cunku siz iyi insanlarsiniz. dua ile

  14. Bir yazı herşeyi değiştirirmi diye düşünmeyin.Bu reklam içerikli bir tavsiye değildir.Bende yaşadım.Günlerce vicdan azabı çektim.Bitmeyecekmi bu ızdırap dedim.Geçecek asla ümitsizliğe düşmeyin.Sadece okuyun arkadaşlar.Herşeyin biranda değişmesini beklemeden.Algılar değişince Ruhunuzunda değiştiğini göreceksiniz. Hem Allah, birçok ayeti kerimesinde,sizden ücret istemeyenlere uyun demiyormu.Ne zaman aklınızı kullanacaksınız demiyormu…http://www.izzetgullu.net/?SyfNmb=1&pt=ANASAYFA

  15. Size tavsiyem Cübbeli Ahmet Hoca yı izleyebilirsiniz adam çok rahat 🙂 Ben neredeyse intihar edecektim en son Kartal da Salih Gedik hoca var onu aradım üzerinde kabus cini var dedi bakara 14.sureyi 21 defa oku amerrasulu 7 defa zuhruf suresi 7 defa oku suya iç dedi dediğini yaptım kalbimdeki bütün ağırlık gitti.

    1. BENDE UZUN ZAMANDIR HOCAYA ULAŞMAYA ÇALIŞIYORUM RİCA ETSEM TELEFON NUMARASINI YAZAR MISINIZ.

    2. Buraya yorum yazıyorum.ama “yorumum onay bekliyor”diye birşey çıkmıyor.
      bu mesajı bilgi vermek için yazdım.lütfen bu mesajı yayınlamayın

  16. Buradaki çoğu yazıyı okudum. Çoğu kişiyle durumum aynı sadece şunu merak ediyorum ben beş vakit namaz kılan bir insan değilim ve çoğu kişinin yazısında namazlarimi bırakmadım bırakmayida düşünmüyorum ifadesi ile karşılaştım şimdi ben maalesef beş vakit namaz kılmıyorum. Ruhum çok daraldiginda namaz kılıyorum ve rahatlıyorum ama dedigim gibi beş vakit kılmıyorum. Ben iyileşebilecek miyim ? Yanlış anlaşılmasin bu bir pazarlık değil yani namaz kilmadan iyileşmek istiyorum değilde ben çoğu kez başladım ve bıraktım kılmak istiyorum deniyorum ama bu hastalık süreçcinde ne yapmaliyim onu bilmiyorum kilmazsan Allah da seni iyilestirmez diyorum çoğu zaman kendime zaten namaz bu hastalıktan öncede içimde hep bir sıkıntıydı buna rağmen başladığım zaman hrp bir şekilde sonu gelmedi. Bu hastalık sürecinde ne yapmaliyim bunu öğrenmek istiyorum ve bir sitede diyanetin sitesi sanırım bir yazı okudum peygamberler dahi peygamberlik görevi gelmeden önce imanlariyla sinanmistir diye ve bu durum bugün için günahlarin çok kolay ve ulu orta islenmesi sebebiyle çoğu kişide olan taklidi imanın yani aileden cevreden atadan sure gelen imanın yetersiz kalması olduğu yazıyordu bunun gayet doğal olduğu yazıyordu bu durum bizim icin yani OKB ler için geçerli mi acaba cevap verin lütfen çok kötüyüm 🙁

    1. İnsanın hayata bakışı neyi önemli gördüğüyle birebir alakalı bir konudur. Eğer hastalığınız her şeyden önemli görür dünyaya dört elle sarılmak isterseniz, ahiret arka planda kalır. Yok gerçekten Allahın gazabından korkar ve ona sarılırsanız, hastalığınız sizin peşinizi yine hiç bırakmaz ama siz ahirete ilişkin bir çok kazanım içine girersiniz. Bahsettiğiniz ruh halinin çok benzeri bende de olmuştu. Bu şeytanın insana verdiği beklenen bir dürtü. Namaz ile hastalığınızın hiç bir bağlantısı yok. Namaz sizi bu ve öbür dünyada bir çok sorundan kuratarır inşallah. Ama bunu birebir bu hastalığa endekslemek anlamsız bir bağdır. Namaz, sizin temelde kulluk vazifenizdir. Allahın haşa namaz size karşı bir sorumluluğu vs. değildir.

      Son olarak, şunu söylemek istiyorum. Yüce Allah, şöyle buyurmuştur: “Hepiniz en iyiniz kadar iyi olsanız, bundan Allaha bir fayda yoktur, hepiniz en kötünüz kadar kötü olsanız bundan Allaha bir zarar yoktur”. O yüzden ne yaparsan kendine yaparsın.

      Namaz kılınca obsesyonun geçmesini beklememelisin. Allaha kulluk vazifeni yaptığını düşünmelisin. Namazdan yan beklentilerini yaratılış gayenin önüne koyma!

    2. Senin yazının aynısını başka bir siteye yazmıştım o zamanlar bende namaz kılmıyodum ve namaz takıntılardan öncede benim için bir vicdan azabıydı şuan namaz kılıyorum çok şükür merak etme zamanı gelince sende başlayacaksın ama denemektende sakın vazgeçme bu sabah namazını kıl bir sonraki vakti düşünme zaten sürekli kılamam deyip bırakma sadece kıl yarın öğle namazı kıl içinde ikindi için bir istek oluşacaktır ama yinede kılmaz zor olacak bunu da bil huşu içinde kılamayacaksın belki ama yapman gerekeni ne olursa olsun yaptığın için içinde o pis vesveselerin bile ulaşamadığı bir huzur olacak o Allahla senin bağın senin nefsinin dahi ulaşamadığı bir bağ bunu hissedeceksin buna rağmen vesveseler sürecek mi benimkiler sürüyor mantıksız evet ama bu hastalıkta mantık yok zaten ama kesinlikle ilk zamanlardaki benle şuanli ben aynı değiliz ilk zamanlar çırpınıp durmaktan başka bişey yapmıyodum şimdi daha farkındayım umarım yazıyı biri görür ve faydalanır dualarınızı eksik etmeyin

  17. Bende de var/vardı daha doğrusu 🙂 Hastalık olduğunu bilmeden önce .O kadar kafama takmıştım ki namazı çok zor kıldıgım zamanlar oluyor ,sürekli kendimden utanıyordum . Geceleri artış gösterdiği için de uyumak istemiyordum . Burayı okuduktan sonra ağladım ama sevindiğim için .
    Aynı anda hem üniversite sınavına hazırlık hemde bu sorun ağır geliyordu .4 yıldır hedefim Psikoloji okumak . Eğer olurda kalbime yerleştiren O yüce yaradan nasip ederse okumayı bende size yardım etmek için elimden geleni yapacağım .

  18. merhaba,
    benim olayım vesveseyi geçti iki günde bir sürekli şirkler çıkıyor ağzımdan.Çok kötüyüm tövbe ettim gene oldu bu kısırdan çıkamıyorum ruhum üşüyor üzüntü kaplıyor her bir hücremi lütfen yardım edin.

  19. Merhaba hocam

    Bende de içimden geçen kelimeleri tekrarlama sıkıntısı ile psikaytra gittim. Obsesif takıntı dedi doktor ve prozac hap verdi. 2 gün sonra geçti takıntım. Hapi 7 gün içtim ama yan etkileri beni bitirdi ve bıraktım bende. Ardından dini takıntı ya da vesvese başladı. Önceleri dinimize en ufak hakaret etmez iken suan da içimdeki ses tövbe haşa Allaha ve dine inanılmaz küfürler ediyor. Igrenc görüntüler canlanıyor zihnimde. Internette haber okuyorum mesala orda duyduğum kelime ile küfür geliyor aklıma. Ya da Allahı insan gibi düşünüyorum içimde. Bir anda bu kadar değişmeyi anlayamadım. Namaz kılan bir insanım ve buna rağmen devam ediyorum namaza ama bu beni etkiliyor. Doktora gitsem ilaç verir sanırım. Ilaclar beni bitiriyor. Sence bu durum geçer mi ? Dua ile ya da tedavi ile. Zor durumdayım. Birde obsesif hastalığında her takıntı görülebilir mi? Ileri de dini takınti geçip temizlik takıntısı gelir mi? Ve ya bu durum vesvese mi?

  20. Lutfen bana yardim edin suan o kadar kotuyum ki nasil agliyorum caresizlikle siz diyorsunuz ya gecti ama benim hic gecmeyecek gibi ben eskisi gibi olmak istiyorum eski takintilarimi hatirliyorum suan onlara uzulmek icin bile neler yapmazdim hic birsey umrumda degil artik hic mutlu huzurlu degilim eskiden imanli biriydim ama seytan bana iskence ediyor bana Allah i sevdirtmemek icin elinden geleni yapiyor hasa onun yuzunden namazlarimi bile kilmak istemiyor gibiyim ne olacak bu halim hersyden nefret ediyorum beni kimse anlayamaz diyorsunuz sure okuyun yinede deniycem ama icten okuyamam ki bana seytanin yaptiklarini bir bilseniz hicbiriniz benim gibi degilsinizdir eskiden imanli biriydim noldu boyle perisanim yardim edin lutfen bende eskisi gibi olmak hayata gulumsemek istiyorum biktim boyle olmaktan mesela simdi tercih yapmam gerek universite icin ama umrume degil ki kimse anlamaz beni kimse

    1. Yasemin hanım “Hiçbiriniz benim gibi değilsiniz, benden kötüsü yok” derken bir kaç kere düşünmek gerek.. Bugün ciddi anlamda obsesif takıntım yüzünden şiddetli bir panik atak geçirdim, bayılmanın, hatta belki de ölümün eşiğinden döndüm. Üstelik ilkte değil.. Zaten şuan buraya yorum yazıyor olmamın sebebi de bu. Her krizin ardından bunun çaresine yönelik bir arayış içine giriyorum, internetten, tedavi yöntemlerinden, dini kitaplardan araştırmalar yapıyorum. Henüz kesin bir çare bulamadım ama benim gibi insanlar olduğunu bilmek yanlış bir düşüncede olsa bir miktar beni rahatlatıyor. En kötüsü bu hastalığın insanı öldürmeyip süründürüyor olması. Ben yaklaşık 5 yıldır obsesif hastasıyım. Obsesifin ardından panik ataklar gelmeye başladı. Son 3 yıldır ciddi olarak agorafobi (açık alan korkusu) baş gösteriyor. Tedaviyi denedim, iki farklı doktorda iki defa.. Uyuşturucu ilaçlar bir müddet işe yarıyor. En azından unutmana vesile oluyor. Ama tedaviyi yarım bırakınca pek faydasını görmüyorsun.. Son 5 yıldır insanlardan ve hayattan tamamen koptum. Eğer ailem olmasa açlıktan ölürüm (evden dışarı bile çıkamıyorum) çalışmak, gezip tozmak, eğlenmek, arkadaşlarımla herhangi bir aktiviteye katılmak benim için hayalden öte bir şey değil. Dört duvar arasında bazen hayallerimde özgürüm ama gerçekte hiçte öyle değil. Bu hastalığı çok araştırdım. Özetle beyindeki kimyasal bozukluklardan kaynaklanıyor. Bazı sıvıların salgılanması gerektiği sırada beyin işini yapmıyor dolayısıyla işlevlerini yerine getiremiyor, buda bir insanın hayatını (benim gibi) tamamen yaşanmaz hale getirip, cehenneme çeviriyor. Aslında komik bir durum, çünkü bu hastalıktan muzdarip her insan gerçekte bunların hiç birinin var olmadığını biliyor. Gel gelelim her birimiz ayrı ayrı kendi zihinlerimizin hapishanelerinde esir oluyoruz. Özgürlük.. Artık bana çok uzak bir kavram. Allah’ın bize bahşettiği hayatı ve onun güzelliklerini yaşayamamaktan bıktım usandım. Tıpkı bir çocuğun önüne en sevdiği oyuncağı koyup, asla oynamasına izin vermemek gibi beni içten içe kemiriyor. Yinede en büyük tesellim; hala büyümemiş olmam ve bir gün o oyuncakla oynamanın bir yolunu bulacağıma dair inancımı yitirmemem 🙂 Bu satırların sana faydası olur mu bilmiyorum belki sende bazen benim yaptığım gibi “bak bu benden de kötüymüş, biraz rahatladım” falan dersin diye düşündüm. Bir yandan da içimi dökmek istedim, baya da iyi geldi. Farkında olmadan yazmışım bir sürü şey. Rahatsızlık verdiysem affola.

    2. merhabalar yasemin hanım derdimi araştırırken sizin yazıyı gördüm aynı sıkıntılar bendede var. merak etmeyin doktorum bana 1 sene için de geçer dedi.

    3. Senle ayni durumdayim psikiyatira gitmen lazim inan bana senle ayni durumdayim

    4. Oo supheleri sen yapmiyosun sennn sadece onlari kabul etme eyvah kalbim kurumus deme cunku Allah seni seviyorki dert veriyor :)ve sinavinin bu sekilde olmasjna dua et 🙂

  21. Selamun aleykum ben 18 yasinda bir gencim.Bana dini vesvese 2 gun once geldi.Hasa Allah’in varligini sorguluyorum.Aslinda var olduguna butun kalbimle inandim,iman ettim fakat bu icimdeki.sey beni yiyip bitircek.Hasa her ayette celiski aramaya calisiyorum,sonra acaba imanim gittimi ateist mi oldum diyip cok ama col uzuluyorum.Namazlarima tabii ki devam ediyorum kesinlikle birakmayacagimda ama cok kotuyum hicbirsey yiyemedim su iki gundur nerdeyse gogsumde bi agri bi his hic gitmedi.Kendime ne kadar kanitlasamda gitmiyor bu illet.Bu vesvesedir degil mi?Allah korusun imanim gider mi?Yardimci olursaniz cok sevinirim.Hayirli gunler

    1. Kıymetli şeye sahip olana şeytanın oyunu çoktur. Çünkü bu konuda ahdi vardır. Allahümme ya mukallibel kulüb sebbit kalbi ala dinike. İmanı vesveseden koruyan üç duadan bahsetmiştik. Onlara devam.

    2. Öncelikle bahsettiğiniz düşüncelerin vesvese olduğunun farkına varın. Sonra da bu düşüncelerin şeytandan geldiğine kalbinizden gelmediğine inanın. Ve bu düşüncelerin üzerine sakın gitmeyin. Tek yapmanız gereken o düşünceleri önemsememek. Burası kilit nokta. Biraz sabırla devam ederseniz bu düşüncelerin zamanla kendiliğinden gittiğini göreceksiniz. Vesvese bir arı kovanı gibidir. Siz orayı karıştırıp kurcakarsanız size zarar verir önemseyip kendi haline bırakırsanız size zarar vermez. Bu konuda seyrangah tv de(google dan aratın) çok faydalı yayınlar var. Her türlü vesvese ye kesin çözüm bulabilirsiniz.

    3. Şeytan evvelâ şübheyi kalbe atar. Eğer kalb kabul etmezse, şübheden şetme döner. Hayale karşı şetme benzer bazı pis hatıraları ve münafî-i edeb çirkin halleri tasvir eder. Kalbe “Eyvah” dedirtir, ye’se düşürtür. Vesveseli adam zanneder ki; kalbi, Rabbine karşı sû’-i edebde bulunuyor. Müdhiş bir halecan ve heyecan hisseder. Bundan kurtulmak için huzurdan kaçar, gaflete dalmak ister. Bu yaranın merhemi budur:
      Bak ey bîçare vesveseli adam! Telaş etme. Çünki senin hatırına gelen şetm değil, belki tahayyüldür. Tahayyül-ü küfür, küfür olmadığı gibi; tahayyül-ü şetm dahi, şetm değildir. Zira mantıkça tahayyül, hüküm değildir. Şetm ise, hükümdür. Hem bununla beraber o çirkin sözler, senin kalbinin sözleri değil. Çünki senin kalbin ondan müteessir ve müteessiftir. Belki kalbe yakın olan lümme-i şeytanîden geliyor. Vesvesenin zararı, tevehhüm-ü zarardır. Yani onu zararlı tevehhüm etmekle, kalben mutazarrır olmaktır. Çünki hükümsüz bir tahayyülü hakikat tevehhüm eder. Hem şeytanın işini kendi kalbine mal eder. Onun sözünü, ondan zanneder. Zarar anlar, zarara düşer. Zâten şeytanın da istediği odur.

      Sözler – 274

      kardesim said nursi sozler kitabini oku ozellikle 21.soz 2. Makam.. bu da oradan alintidir

    4. Selamun aleykum sevgili kardesim. Ben de uzun zamandir bu hastaliktan muzdaribim. Elhamdulillah ibadatlerime devam ediyorum. Imanin gitmedigi gibi cok da kuvvetli oldugunun kanitidir bu hastalik. Zira Allah kimseye tasiyamayacagi yuku yuklemez. Imani kalp herzaman temizdir. Sana tavsiyem bu dusunceler kafana gelirse uzerinde durma ve bu dusuncelersen sorumlu degilsin bu sebepten dolayi surekli tovbe ve ispat etmeye calisma. Zira ispat bizim gorevimiz degil.

  22. Arkadaslar lutfen tazima cevap verin napicagimi bilemiyorum cok kotuyum ilac kullaniyorum cok zamandi dini takintilarimdan dolayi dini takintilarim cok ilerledi sabah uyandigumda beynimde artik okadar cok kurmusumki imanima zarar vericek bi soz soyledimmi veya sabah uyandigimda biseler soylerken veya dua filan ederken kendimi buluyorum napicagimi bilmiyorum durmadan imanima zarar gelmismidir diye dusuncelerden kurtulamuyorum uzuluyorum mahvoluyorum icim icimi yiyor napicagimida bilemiyorum lutfen yazima cevap verin yardimlarinizi bekliyorum..

    1. En güzel yöntem imanınızı kuvvetlendirecek dualardır. İlaveten sitemizde yer alan dini takıntılar kategorisinde bütün yazılarımızı okursanız inşallah kurtulacak düşünce yapısına kavuşursunuz.

    2. Ablacim bu sorunlarim cevabi said nursi hazretlerinin sozler adli eserinde var ozellikle 21. Soz 2. Makam

      bi parcasini yaziyorum hepsini okuyunuz sozler kitabindan

      Şeytan evvelâ şübheyi kalbe atar. Eğer kalb kabul etmezse, şübheden şetme döner. Hayale karşı şetme benzer bazı pis hatıraları ve münafî-i edeb çirkin halleri tasvir eder. Kalbe “Eyvah” dedirtir, ye’se düşürtür. Vesveseli adam zanneder ki; kalbi, Rabbine karşı sû’-i edebde bulunuyor. Müdhiş bir halecan ve heyecan hisseder. Bundan kurtulmak için huzurdan kaçar, gaflete dalmak ister. Bu yaranın merhemi budur:
      Bak ey bîçare vesveseli adam! Telaş etme. Çünki senin hatırına gelen şetm değil, belki tahayyüldür. Tahayyül-ü küfür, küfür olmadığı gibi; tahayyül-ü şetm dahi, şetm değildir. Zira mantıkça tahayyül, hüküm değildir. Şetm ise, hükümdür. Hem bununla beraber o çirkin sözler, senin kalbinin sözleri değil. Çünki senin kalbin ondan müteessir ve müteessiftir. Belki kalbe yakın olan lümme-i şeytanîden geliyor. Vesvesenin zararı, tevehhüm-ü zarardır. Yani onu zararlı tevehhüm etmekle, kalben mutazarrır olmaktır. Çünki hükümsüz bir tahayyülü hakikat tevehhüm eder. Hem şeytanın işini kendi kalbine mal eder. Onun sözünü, ondan zanneder. Zarar anlar, zarara düşer. Zâten şeytanın da istediği odur.

      Sözler – 274

  23. Okuduğum bir yazıdan, bazı kısımları aktarmak istedim. İnşallah faydası dokunur.
    Dinde ruhsatlardan faydalanma, dinde aşırılık gibi konularda yazılar okumanızı tavsiye ederim.

    “Orta yolu tutmak, güzele yakın olanı aramak.” Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) burada daha ziyade vasatı hedef olarak göstermektedir. Çünkü en iyinin hududu yok, ekmelin aranması, sonu gelmeyen vesveselerin içinde boğulmaya müncer olabilir. İbnu’l-Münir şöyle der: “Kolaylık gösteren hadisler, Hz. Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)’in hak peygamber olduğunu gösteren bir delildir. Çünkü bizden öncekilerin gördüğü gibi biz de görüyoruz ki, dinde müşkülpesend olan herkes yarı yolda kesilmiş kalmıştır.”

    “Amel çokluğu ile dinin istediklerini yerine getireceğinizi sanarak boşa kendinizi zora koymayın. Amelle buna ulaşılamaz. Mutlaka eksiği kalır ve ye’se düşersiniz.” Nitekim hadiste: “Mü’minin niyeti amelinden hayırlıdır.” denmiştir.” (Hadis-i Şerif)

    “Siz mübâlağa ile dinde hedefe ulaşamazsınız, dini en iyi tatbik şekliniz kolaylıktır.” (Hadis-i Şerif)

    “Bu din kolaylıktır. Kimse (aşırı gayretle) dini geçmeye çalışmasın, (başa çıkamaz, yine de yapamadığı eksiklikleri kalır ve) galibiyet dinde kalır” buyrulmuştur.” (Buhârî, İman 29).

    “Orta yolu tutun, güzele yakın olanı arayın, sabah vaktinde, akşam vaktinde, bir miktar da gecenin son kısmında yürüyün (ibadet edin), ağır ağır hedefe varabilirsiniz. Unutmayın ki sizden hiç kimseye, yaptığı amel, cenneti kazandırmayacaktır” buyurdu. “Sen de mi (amelinle cennete gidemiyeceksin) ey Allah’ın Resûlü?” dediler “Evet, ben de, dedi, Allah affı ve rahmeti ile muâmele etmezse ben de!” (Buhârî, Rikak 18).

    “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ameli, cennet için değil, Allah’ın rızasını kazanmak için yapmaya teşvik etmektedir.
    İbadetlerimize bu gaye, bu ruh girdi mi, ifrat ve tefrît ihtimali asgariye düşer. Zira, tekrarla ifade edilmiştir ki, Allah’ı râzı edecek olan amel çok olanı değil, rızasına uygun olanıdır.
    Bu telakki, amelin gereğini hafife almaya ve hatta terketmeye sevketmez. Çünkü, Allah’ın rızası da amele bağlı. Bu telakki, Allah’ın ve Resûlünün emirlerini, onların gösterdiği doğrultuda yapmaya sevkeder. İşte bu doğrultuda gitmek istersek ifrat ve tefrite yer vermeyeceğiz. Çok amele güvenerek Allah’ın cennetinden emin olmak düşüncesine saplanmıyacağız veya günahların çokluğundan ye’se düşüp rahmetten ümidi kesmeyeceğiz. Elden geldikçe, istenen doğrultuda amel edip, neticeden ümid etmek; işte istenen orta yol budur.”

    sorularlaislamiyet.com

  24. Büyük bir islam alimi “Kalp aynadır,vesvese ve size ait olmayan (kalben kabul etmediğiniz) düşünceler ise o aynaya yansıyan görüntülerdir.Aynada görünen pislik aynayı kirletmediği gibi vesvese ve kötü düşünceler de imanınıza zarar vermez.” Yani dini obsesyonlar nedeni ile imanınıza zarar geldiğini/geleceğini düşünerek belkide obsesyonu daha da arttırıyorsunuz.Bunların size ait olmadığını ve vesvese olduğunu düşünerek artık büyütmeyip ,önemsememek ile bunlardan kurtulmak ,en azından ateşini söndürmek mümkündür.Allah (c.c) ümmeti Muhammed’in (s.a.v) hastalarının cümlesine şifalar ihsan buyursun.

  25. Dini takıntıları yenmenin yolu onları önemsememekten geçer.Ben de yaşadım bu kötü takıntıları.Aklıma çok kötü düşünceler geliyordu dinle imanla ilgili.Ama ben gelirse gelsin bana ne diyordum bunlar benim düşüncelerim değil bu bir hastalık ve ben de hasta olduğum için böyleyim diyordum.Aklıma geldikçe takmıyordum.Allah’a tövbe etmiyordum çünkü tövbe ettikten sonra tekrar kötü düşünceler geliyordu.Tövbe etmeyin bunlar hastalık nedeniyle benim aklıma geliyor deyin ve takmayın kafaya.Bu takıntıları yaşayıp atlatan birisi olarak size tavsiye veriyorum bunları ben de yaşadım ve ne kadar kötü şeyler olduğunu bilirim.

  26. Arkadaslar ben de okb hastasiyim gunduzler kötu oluyorum dunyayi boz göruyorum ruhum yokmush gibi yasiyorum heyecan yok adrenalin yok sevmek yok dunyanin malin verseler yine duzelmem bu durumdan icimdan bir ses diyor ki ölene kadar bu durumda olacaksin ALLAH da yardim etmir ALLAH qaliba benden üz döndermis ALLAHIN umrunda bile deyilim

    1. Allah her insana dert veriyor. Kiminin canını alıyor, kimini kanser ediyor, sonra canını alıyor, kimini elsiz ayaksız, gözsüz bırakıyor. Dertler bu dünya imtihanının bir parçası. Bizi yaratan Allah kimseyi başı boş bırakacak değildir. Kimseye acımayacak da değildir. Sizin içinize merhamet duygusunu yerleştiren Allah, içinizdeki merhamet duygusunun çok daha fazlasına sahiptir. Ama obsesif kompulsif davranış bozukluğu bir hastalık işte. Allah bu hastalığın dermanını çok kimseler için yüzde yüz vermemiş olabiliyor. Allaha sitem ederek, bu hastalıktan kurtulamazsınız. Bu bir hastalık ve Allah bizim için bu hastalığı uygun görmüş. Sizin sınavınız bundan işte anlayın.
      Çok zaman insan acısına dayanamıyor belki. Allaha neden Allahım diye soruyorsunuz sık sık. Ama insanoğlu cahildir. Allahın verdiği şer gibi gözüken olaylardaki hayırları göremez. Hayrını hiç yokmuş gibi görsek de, hastalığımızdaki hayrı anlayabilmek ancak Allahın ilim ve katında mümkündür.
      O yüzden hastalığa düştüğümüzde, Allahı hep yanınızda görün. Ama hastalık devam ediyor diye, ona sitem etmeyin. Bunun bize sağlayacağı hiç bir fayda yok. Sitem ederek, Allahı harekete geçireceğinizi düşünmek, büyük bir hatadır. Bizler küçük birer hazreti eyübüz. Kurtlar vücudumuzda çıktıkça belki alıp tekrar üzerimize koyamayacağız ama sabredeceğiz.

  27. Herkese hayırlı günler.benim sorunum öncelikle kısa zaman önce yaşadığım kötü bir olayla başladı buda beni Allah’a dahada yöneltti.namaz kılmaya başladım.hergün Yasin ve bunun gibi dualar ve zikirler çekiyordum.sonra sürekli içime vesvese düşmeye başladı.namazda aklıma garip cümleler,cinsel şeyler gelmeye başladı.kendimi sürekli guslüm bozulmuş gibi hissedip gusül abdesti Almaya başladım.rüyamda cin falan görmeye başladım.evde ürktüm günlerce.sonra aklıma dahada ilerleyip ya Allah’a layık olamazsam,ya cehennemde ebedi kalırsam,yaptığım zikirler az gelirse,öğrenemediğim başka şeyler olurda bunlardan hesap sorulursam die sürekli takıntı yaptım.normaldede arkamdan insanların konuşmalarını duysam kafamdan atamıyorum,sürekli kafamda kuruyorum.eşim bu duruma çok kızıyo.beni herşeyi takıntı yapıyorum die söylemiyor.bazen ya aklımı oynatırsam,delirirsem diye korkuyorum.bana yardım edin.bende de şimdi obsesyen bir durum var mı?ne yapmalıyım.yöneticiden rica ediyorum banada cvp yazın lütfen

    1. Merhaba. Öncelikle geçmiş olsun. Yorumunuza iki kez cevap yazdım ama teknik arızalar sebebiyle yayımlanmadı. Vesvese ve takıntı konusunu daha iyi anlamak için sitenin sol üst bölümünde yer alan dini takıntılar kategorisini inceleyin.

  28. Bu takıntılar çoğunlukla namaza başladıktan sonra çıkıyor diyebilirmiyiz.çünkü bendede var.

    1. birşey sormak istiyorum sayın yönetici sizinde göğsünüzde ağrı oldumu böle yanma gibi bişey ALLAHIM kimseye yaştmasın bide bu ağrı neyden oluyo çok kötü bidaha aynı şeyi yaşamaktan çok korkuyorum

  29. dini obsesyon yaşıyorum hayatım bır çukur gibi debelendikce batıyorum ölüyorum hayatım mahvoldu ölmek istiyorum o belirsizlik hiç birsey olmamış gibi hissetmek opsesyon bir çukur gibi benı cevremdekılerı herseyı mahvedıyor ölüyorum çıkmak istiyorum bu çukurdan şu an hem ağlıyorum hem yazıyorum ızdırap çekıyorum hergun hayatım bır uçurumdan yuvarlanıyor gıttıkce hayattan kopuyorum buna bır care yokmu kım varsa bundan kurtulan nasıl kurtuldugunu buraya yazsın lutfen yazıları yazan arkadastan nasıl kurtuldugunu bu belırsızlık anında nasıl davrandıgını o korkudan nasıl kactıgını oğrenmek ıstıyorum bırı yardım etsın lütfen

    1. Ben 3 ay çekdim eminim ne halde olduğunu biraz da olsa tahmin ediyorum.kardeş çok şükür bir ay önce felan kurtuldum bu hastalıkdan.Sana ilk başta şunu tavsiye ederim.Kesinlikle sabır etceksin böle konularda.Bende senin gibi her gün olmasada 2 günde bir ağlıyordum.Bu sitedeki arkadaşlar sayesinde atlattım.Artık bende burdaki arkadaşlara yardım etmek için elimden geldiği kadar yardım etcem.Böyle bi karar aldım neyse lafı fazla uzatmayım.Önce şu yukardaki makaleyi okumadıysan kesinlikle okumalısın eğer hastalığın nasıl keşke onu da yazsaydın mesela benim imani şüphe yönündeydi.Ben hergün yatmadan önce 7 kez kafirun süresini okuyordum ve kısa zaman içindede atlattım bunu.Eğer senin depresyon aşırı bir şekilde ise yani sürekli bunla uğraşıyosan kesinlikle bir doktora gitmelisin baya bi faydası oluyor.Ama bu hastalığın ne olduğunu yani hastalığı tanırsan ve burada yazılanları uygularsan tahminimce kısa sürede iyileşirsin.Depresyon hangi konu üzerinde ise o konuyu yazarsan daha detaylı yardımcı olmaya çalışırım.Tekrardan geçmiş olsun Allah Acil Şifa Versin…

  30. Tevbe etmeye devam etmeli.

    Kur’an-ı kerimde mealen;
    (De ki, ey çok günah işlemekle haddi aşan kullarım, Allah’ın rahmetinden [bizi affetmez diye] ümidinizi kesmeyin! Çünkü Allah, [iman ehlinin] bütün günahlarını hiç şüphesiz affeder. Elbette O, sonsuz mağfiret ve nihayetsiz merhamet sahibidir.) buyuruluyor. (Zümer 53)

    “Allahü Teala benim sebebimle, ümmetimin gönüllerinden geçirdikleri kötülükleri ve vesveseleri (işlemedikçe veya söylemedikçe) afveyledi.” Hadis-i Şerif, Sahih-i Buhari

  31. selamun aleyküm arakadaşlarım bizde bu sorunu yaşadık arasırada yaşıyoruz hiç zikir denedinizmi mesela akşam odanıza çekilin sakin olun oturun içinizden ne geçtiği önemli değildir siz ona kulak vermeyin yada vermemeye çalışın size ait söz değilki çünkü üzülmeniz bunun tespitidir siz istiyorsunuzki gönülden iman edelim derinden yaşıyalım ,siz zaten öylesiniz merak etmeyin nefis ve şeytan son hamlelerini yapıyor sizi ibadetten bıraktıramdılar bu şekilde yoldan çıkarmaya çalışıyorlar ,siz ise kurtulmaya çalışıyorsunuz sizi birisi rehin alsa ne yaparsınız kurtulmaya çalışırsınız .yani siz kenidiniz rehin değilsiniz almaya çalışanlar var ümitsiz bitap bi hayat sürüp ibadetten uzaklaştırmaya çalışanlar var,siz içinizden geçen bu seslere tövbe bile etmeye gerek duymamanız gereklidir tövbe ettikçe sesi hatırlayacak vesvese sürecektir siz kitabınızı okurken gelen sövme veya yokluk ile ilgili vesveseler gelirken kaşlarınızı çatıyorsunuz kaşlarınızı bile çatmayın ilgilenmeyin size ait deği çünkü herkesin yanında şeytan vardır melekte vardır,siz imanınızı hissettiğiniz zaman nasıl bi rahatlık geliyor bu melekten geliyor işte diğer taraftan imanı yönden gelen küfr ve şüphelerde sizi rahatsız ederek huzurdan kaçırmaya çalışıyorlar,siz asla kulak vermeyin namazdan sonra mutlaka tespihatları yapın dua edin akşamları sakin bi odaya çekilin pc ile falza meşgul olmayın pc oyunları ilede işiniz zikir olsun ibadet olsun eğer şöyle bi düşünce gelirse:(bu şekilde nasıl bu kadar ibadet yapıcazki bu bir vesvesedir unutmayın bu engellemedir) ,elinize bi zikirmatiik alın insanda letaif vardır şeytan ve nefis buraya kurulur bu letaifleri zikirle doldurunca nur gelir vesvese namına hiçbirşey kalmaz şeytan ne zaman yaklaşsa girecek delik bulamaz vesveseniz sönüp giderhç birşeyde acele etmeyin herşey olucağına varır deyin,asla aceleci ruh hali sergilemeyin,ibadetlerinizi dualarınızı tane tane yapın yavaş okuyun size gelen düşünceleri umursamayın kaş bile çatmayın cevap dahi vermeyin bunu aklınızdan çıkarmayı n nezaman pis bi hayal suret küfr gelsede asla aceleye paniğe kapılmayın çünkü bu senin sözün değil düşünki yanında bir insan var hep kötü söz söylüyor siz duyuyor ve rahatsız oluyorsunuz aynı bunun gibi şeytanı göremediğimiz için ve şeytanda bunu sen söylüyorsun dediği için işi kendimize mal edip ümitsizliğe düşüyoruz ,aynı şekilde gusul ve abdest alırken,vesvese edenlere şunu söyleyebiliriz abdest azalarını 1 kere yıkamak farzdır 3 keresi sünnettir kaç kere yıkadım diye şüphe edenler bunu bilmelidir gusul alırken peygamber efendimiz 500 600 gram gibi bi suyla guslederdi ,sizde abdestinizi alın ve şüphelere kulak vermeden bütün uvzunuzu elinizi ıslatıp üstten geçip namazınızı kılın buradaki maksat şüpheden kurutlmak olduğu için mezhep imamlarınında ifadesiyle namaz geçerlidir niyet önemlidir, geceleri kösenize çekilip kalp zikri letaif zikri yapmadığımız sürece vesveseden kurtulamayız birde insanların arasına karışmak iyidir iyi insanlarla sohbet etmek çok iyidir şeytan insana insanların kusurunu göstererk bize kibirde aşılar kusursuz dost arayan dostsuz kalır demiş mevlana hz ,biz işimize bakıcaz asla kulak vermicez kuran öğrenicez hadis öğrenicez fıkıh öğrenicez zikir yapıcaz sese kulak vermediğimiz zamanda göreceksinizki vesvese namına hiçbirşey kalmıcak büyüklere saygılı olucaz biliyorum diyip susturmucaz bilmişlik yapıp onunla beraber anlatmıcaz olayı yanlışıda olsa ortam içinde rencide etmicez insaları insan içinde uyarmıcaz teke tek kalınca uyarıcaz.öğrendiklerimizi kendimize değil kitabın sahibine ve o kitabı yazdıran ALLAHA mal edicez kendimizde bu husuda varlık görmücez bol bol ALLAH ZİKRİ yapıcaz günde 1000 3000 5000 gibi küçük bi izkirmatik işimizi ggöürü bu husuta güzel rüyalar gördükmü bunları kimseye anlatmıçaz ALLAH gösterdi dicez gurua kapılmıcaz gerektiği zaman arabanız dahi olsa pazara gidip alışveriş yaparak elimizde taşıyarak aldığımız eşyaları kibrimizi kırıcaz büyük küçük herkese selam vericez bu husulara uyan kardeşlerimiz ALLAHIN izniyle kurtulacaklardır kuranı kerimi okucaz anlamaıını tefsirlerden okucaz çünkü bazı şeyleri yanlış anlayıp vesvese edebiliriz tefsirli kuranı kerimlerden okursak sorunda kalkar.anne babalarımıza kötü davranmıcaz en önemlisi zikirdir arkadaşlar her akşam kendinize zikir belirleyin uzun vadede göreceksinizki imanla dopdolu olduğunuzu hissedecek vesveselerden kurutlacaksınız biraz sabır istesede kolaydır hem namaz kılıp hem dünyayalan meşgul olmak insanı çok zorlayıp vesveseye düşürüyor imamı gazalinin kalplerin keşfi videolarını dinlemenizi tavsiye ederim birde ey ogul videosunu birde ALLAH dostlarının filmlerini izleyin inŞALLAH düzeliriz selametle

    1. kardeş merhaba bende sıkıntımı kimseye anlatamıyorum namaza başladıktan sonra aynı sıkıntıları yaşamaya başladım sizin paylaştığınız videoları izledikten sonra kendime geldim ama birtane video canımı çok sıktı ve izdırap çekiyorum resmen namaza devam ediyorum bana yardımcı olurmusnuz

    2. sayın yönetici geçenlerde biriyle konuştum nmaz sırasında benim aklıma kötü şeyler geliyo diye ama ben istemiyom dedim öle şeyleri düşünmek oda bana ALLAHIN cismiyle ilgili şeyler geliyo sa insanı kafirleğe sokar dedi aklımda olmayan şeyi aklıma soktu ve tekrar ızdırap çekmeye başladım korkudan.. namazıma devam eiyorum bırakmayıda düşünmüyorum ne olur bana yardım edin daha yeni evliyim bana tövbe estağfirullah çek dedi devamlı buda beni günahamı giriyom diye şüpheye soktu kendimi yiğip bitiriyorum bide doktor bana lustral ile olfreks verdi ilaçlarımı içiyorum faydası olurmu ilaçların kötü durumdayım ALLAH RIZASI için yardım edin

    3. Orhay bey tekrar merhaba.
      Size söylenmiş olan bu cümle gibi daha pek çok cümle doğrudur, aklınızı daha da karıştırabilecek söylenmemiş başka cümleler de doğru olabilir. Ama sizin durumunuz bu değil ki. Sizin durumunuz bir vesvese hastalığı hali. Yani siz sürekli istemediğiniz bir takım fikirleri aklınızdan geçiriyorsunuz. Yani size söylenen durum sizinle ilgili değil. Bir de derinliği olmayan kişilerle çözüm amaçlı olarak bu tarz konuları konuşmamanızı tavsiye ederim. Çünkü onlar size sadece doğru bir cümle söylerlerler. Sizin tam durumunuzu değerlendiremeyebilirler. Daha önce de söylemiştim. Siz bilerek ve isteyerek söylemedikçe Allahın izniyle kafir olmazsınız diye düşünüyorum. Nasıl kafir olanlar çıkıp açık açık düşüncelerini bağıra bağıra söylüyorlar? Siz ise, ürkek bir kalple aman Allahım bunu ben nasıl düşünürüm diye kendinizi perişan ediyorsunuz? Aradaki fark inanmak ya da inanmamak kadar keskin bir fark. Bir bilenle konuşun bir konuşabilenle değil!
      Kafirun süresi ile verdiğim duaları okuyor musunuz? Şimdiye kadar bu sorununuzun hafiflemiş olması gerekiyordu. Doktorunuzun verdiği ilaçları söylediği şekilde kullanmaya devam edin.

    4. siz o kadar güzel konuşuyonuz ki o kadar iyisiniz ki ALLAH sizden razı olsun ben çevremde iyi bi insan merhametli duygusal sevilen kişi olarak bilinirim dinime bağlı biriyim böyle bi hastalığa yakalancağım aklımın ucuna gelmezdi ama başıma geldiği için pişman değilim çünkü namaza başlamama neden oldu böle şeyleri düşünmek istemediğim için ızdırap çekiyorum ama artık biraz daha iyiyim çünkü bu düşüncelerin bana ait olmadığını biliyorum çünkü ALLAHIMA bağlı dinime bağlı bir insanım günahkar olasam eylem yaparım dilime yansıtırdım ama ben bunları yapmıyorum ki değil yapmak aklımdan geçiyor olması beni derin üzüntüye sokuyor ilaçlarımı kullanıyorum sizin yazdıklarınız beni rahatlatıyor ALLAH yaptıklarınızı BU dünyada VE AHİRETTE karşınıza çıkarsın inşalah kafırun süresi 7 kere yatmadanmı okumam lasım lütfen yardım edin bana

    5. Teşekkür ederim orhan bey.
      Böyle güzel yorumlar sayesinde siteye olan inüancım artıyor. Bizim yaptığımız sadece sizdeki güzellikleri sizlere anlatmak. Şeytanın sizin doğru yürüdüğünüz yoldan sizi başka türlü şaşırtamadığından, kendi silahınızla sizi vurma yolunu seçtiğini anlatmak.
      Evet ama iki dua daha var. Dini takıntılar kategorisinde dini obsesyon duaları diye anlattçım.
      Bu en iyi çözüm. Şimdi olduğunuzdan daha iyi olacaksınız inşallah.
      İyi geceler.

    6. Orhan kardeşim bende senle aynı durumdaydım.Aklıma sürekli değişik düşünceler geliyordu.Ama böle meselelerde Allahdan umudunu hiç kesmiceksin.Bende bu vesveseyi 3 ay felan yaşadım çok kötü bi durum Allah kimsenin başına vermesin.Burdaki arkadaşlar sayesinde bu vesveseden nasıl kurtulunur felan hepsini öğrendim.Burada yazılan duaları bol bol oku özellikle kafirun süresi çok etkili bir süre ama şunu bil ki hiç bir zaman ümitsizliğe kapılma çünkü şeytanın istediğide budur.Sen sabırla yoluna devam et kardeşim Allah’ın izniyle kurtulursun İNŞALLAH bu vesveseden Tekrardan sayın yöneticiye çok teşekkür ediyorum benim vesveseyi atlatmamda çok yararı oldu Allah sizden razı olsun.

    7. amin kardeşim ALLAH kimsenin başına vermesin çok zor zamanlar geçirdim halada geçiriyorum ama ALLLAHIMA şükürler olun biraz daha iyyiyim bu akşamdan itibaren kafırun suresini okumaya başlıycam inşalah bu hastalıktan kurtulurum yoksa kendi kendimi bitircem ALLAH RAZI OLSUN yöneticiden ve sizden içimi rahatlatıyosunuz bu olayda tek olmadığımı biliyorum artık ne tadım kaldı ne tuzum ümidimi yitirmiyorum yitirmicemde ama inşalh düzelirim bana yardımlarınız eksik etmeyin sizin gibi iyi dostlara ihtiyacım var ALLAH razı olsun

    8. Dini takıntı duaları başlığında imanı güçlendirme duası var. İki tane onları da unutmayın.

  32. 3 gün önce bir imamla görüştüm bana bunların vesvese olduğunu bizim ise bu sorulara cevap vermek zorunda olmadığımızı söyledi baya uzun konuştuk yani sonuç o ki bu vesveseler önemsedikçe çoğalıyor.Üç gündür bu şüpheler git gide azalmaya başladı kendimi bir değişik hissediyorum ama olsun Allah’a şükürler olsun ki bu şüphe gittikçe azalıyor.Namazımı da hiç aksatmadım şu ana kadar bırakmayıda düşünmüyorum.Özellikle size çok teşekkür ediyorum.Bana bu sıkıntıdan kurtulmakda çok yardımcı oldunuz.Allah sizden razı olsun İNŞALLAH

    1. Mücahit bey, unutmayın ki size söylenen şeylerin mantığını hastalıktan sıyrılarak anlayabilmeniz ve sağlıklı insan tepkisi vermeniz. Bu süreçte uyguladığınız yöntemlerden kaynaklandı. Yoksa bir mantıklı cümleyle bu hastalık çözülmüyor. Mantıklı yöntemlerle çözülüyor.

    2. namaza başladıktan sonra içimden birisi bende anksiyete sorunu vardı ve namaza başladım anki kutsal değerlere ve allaha küfür ediyo ben unutmaya çalıştıkça daha çok oluyo ve ızdırap çekiyorum resmen ve en sonunda imamla görüşmeye karar verdim bu beni okadar rahatsız ediyoki hemen uyumak istiyorum çünkü uyuyunca rahatlıyorum ancak sizin paylaştığınız video izledim ve çok rahatlamıştım ve iyi gidiyordum ancak you tube den başka uzun video izledim o beni tekrar eskisi gibi kötü olmamı sağladı günahkar olmak için düşünce yeterlimi yoksa eylem olması mı gerekiyor lütfen yardımcı olun allah rızası için.

    3. Kalpten gelerek inanarak ağzınızla söylemedikçe, içinizden geçen düşünceler sizi rahatsız ettikçe bu günah değildir. Çünkü bu size ait bir şey değildir. Size ait olsa çıkar açıktan rahat rahat söylerken de mutluluk duyarak olumsuz sözlerin hepsini söylersiniz. Bu şeytanın bir oyunudur. Vesvesedir. Sizde olan kutsal değerlerden sizi soğutmak için şeytanın sizin silahınızla sizi bir vurduğu bir oyundur. Bu dini takıntılar kategorisinde yer alan bütün yazıları okuyun. Yüzlerce kez insanlar bu konuda yorumlar yaptılar. Çünkü hepsinin durumu sizinle aynıydı. Rahat olun. Gerekli duaları eksik etmeyin.

    4. Cümlemizden. Endişe etmeyin siz çok iyi niyetli bir kulsunuz. Keşke herkes sizin gibi olabilse. Bu olay sizi doğru yoldan şaşırtamayan şeytanın oyunuydu. Artık yolunuza devam edebilirsiniz.

  33. Çok kötü durumdayım çoğu günler ağlıyorum aklıma Allah ile ilgili birşeyler gelse hemen Allah’ın varlığını kanıtlamaya çalışıyorum ve şimdi aklıma hep dinden çıkdım korkusu geliyor ilaçları atmamışdım ilaçları kullanmaya devam etcem sölediğiniz sureleri okuyucam doktor ilk muayenede hastaneye yatarmısın demişti siz ne öneriyorsnuz hastaneye yatsammı bilemiyorum.Bazı sitelerdede bu şüphenin çok günah olduğunu ve dinden çıkaran sebep olduğunu yazıyor ne yapcağımı bilmiyorum Allah sizden razı olsun teşekkürler yorumlarınız için

    1. dilinizle kalbinizden gelerek söylemedikçe bu vesvesedir. Ben son zamanlarda Allahı sizin kadar seveni görmedim. Yaptıklarınız ondandır. Mesleğini iyi yapan doktorların söylediklerini yapın. İşin erbabına güvenin. Erbabını seçerken çok araştırın.

  34. Evet sizin sitenizi gördükten sonra psikiyatri servisine gittim OKB Tanısı teşhisi yaptı. bana haplar verdi ama bu hapları 1 hafta felan kullandım bıraktım hiç bi işe yaramıyor.Ben namazımı bırakmadım bırakmayıda düşünmüyorum ama bu düşünceler geldikten sonra sıkılıyorum ağlamaya başlıyorum.Biliyorum ki şüphesiz bütün bu kainati Allah’u Teala yarattı.Ben tesadüflere inanmayan birisiyim biz bu dünyaya elbette kulluk yapmak için geldik.Ama artık insan 3 ay bu şüpheyle yaşayınca korkuyor acaba dinden mi çıkdım die ama hiç bir zaman ağzımdan böyle bir cümle çıkmadı Çıkmıcakda Allah’ın izniyle Bir de şöle anlatıyım benm fazla arkadaş çevrem yok yani bir şey düşünmeye kalksam direk aklıma geliyor.
    Sizin bu vesveseden kurtulmanız kaç hafta felan sürdü.Birde ben bir imamla konuşmayı düşünüyorum.Şu ana kadar kimseyle paylaşmadım bu düşüncelerimi sadece annem biliyor.Siz ne önerirsiniz bana çok korkmaya başladım artık Allah’dan umut kesilmez ama Yorumunuz için teşekkür ederim Allah razı olsun.

    1. Bence ilaçların bırakılması konusunda acele etmişsin. İlaçların en önemli etkisi böyle zor zamanlarda insanın kendini yiyip bitirmesini engellemektir. Ama senin kararın.
      Kureyş suresi ve imana ilişkin iki dua verdim. Onları oku bir sorunun kalmayacak inşallah.
      Ben yaklaşık on yıl bu sorunlarla uğraştım. Ama bu duaları bulduktan sonra sorunum bir iki haftada geçti.
      Bir de en önemli diğer husus bu konuda ayrı bir yazı da yazacağım. Televizyon veya sinemada, bilimkurgu, fantastik, korku tarzı film ve dizi izlememen çok çok çok önemli. Çünkü bu tarz filmler vesveseleri harekete geçiriyor.

    2. canım kardeşim ben burada arada yorumlar yapan biriyim. sayın admin sağolsun cevapları ile yardımcı oluyor..sana büyük harflerle yazıyorum dikkatlice oku:

      O İLACINI KESİNLİKLE KULLANMAYI BIRAKMA…ANTİBİYOTİK BİLE 1 HAFTADA KENDİNİ GÖSTERİYOR. ANNEM GİBİ BİR KADININ ASLA İLACTAN HAYIR GELMEZ DEMESİ İLE SUANDAN TEK SIKINTISI KALMAMASI O BIRAKTIGIN ILACI ICMESINDEN..KESİNLİKLE HEMEN TEKRAR İÇ…

  35. 19 Yaşındayım 3 Ay önce Namaza başladım.Ama namaza başladım başlıyalı yani 3 aydır hergün aynı ızdırabı çekiyorum.Aklıma hep Allah’ın varlığıyla ilgili şüpheler geliyor.Bazen islami videolar izleyip rahatlasamda uzun sürmüyor.Çoğu günler ağladığım oluyor.Hergün en az 1 saat bunu düşünüyorum.Artık iyice korkmaya başladım dinden çıkdımmı die
    ama hiç namazımı aksatmadım devam ediyorum.Bu düşünceler bende takıntı haline geldi kurtulamıyorum artık.
    Söylediğiniz yöntemleri denicem ama bişe demek istiyorum benim bu dşüncelerden dolayı imanıma zarar gelmişmidir ?

    1. Sevgili kardeşim merhaba.
      Siz aklınıza gelen bu vesvese tarız düşünceleri benimseyip birisiyle paylaştınız mı? Eyleme geçtin mi? İnkarı benimsedin mi?
      Cevap biliyorum ki hayır! Allahtan umulur ki bu sizin imanınızı koruma iç güdüsüyle yapmış olduğunuz bir davranış olmuştur. Genellikle öyle olur çünkü. Endişe etmeyin.
      Dediğim yöntemleri deneyin. Ömrümün belki de on yılını bu vesveselere verdim. İmanı düşünce sistematiğiyle artırmaya çalışmak da güzel. Ama en iyisi dualar. Özellikle de belirttiğim dualar. İşe yarayıp yaramadığını sonra bize de bildirin lütfen.
      Geçmiş olsun.

  36. 9 aydır işsizim…arada sırada burada yorumlar fikirler sorularımla yazıyorum. sağ olsun admin de yardımcı oluyor başka arkadaşlar da…dün akşam yaklaşık 20 gündür iş görüşmelerine gittiğim firmadan olumsuz cevap geldi…4 kez görüştüm kendileriyle ama olmadı dediler.30 yasında master yapmış 2 yıldır cipralex kullanan ve hafif derece ile adlandırılmış bir süreci olan biri olarak:

    acaba ben simdi her şeye kısmet mi demeliyim..acaba ben namaz kılan ibadetlerine düşkün bir kul olarak arada günah hazineme eklemeler yaptığımda yada yapmaya kalkıştığımda yada tam günahın bir kolu olan bazı süreçlerden dolayımı Rabbimce bu sorunlarla sıkıntılarla karsılaşıyorum…mesela bir kaç gün önce yapmamam gereken bir şeyi yaptım…işimden haber geldi olmadı diye..acaba bunun sebebi o mu ?ya da orası bana nasip mi değil di? madem nasip değildi neden ben ilk başta arandım?acaba rabbim denedi mi gene o ayıbı islerim diye..ne zaman bu tarz bir eyleme girsem ters bir şey olsa buna bağlıyorum…ateist olan psikiyatrımla konusunca takma kafana alakası yok diyor..e malum öyle diyecek adam Allah’a inanmıyor…psikolog tedavisi almak istiyorum…ne yanı her şeyim her halım ben Allahın özel kulu muyum ki bana hep rabbim bir hatamın karşılığı bir acı verip 9 aydır iş bulamıyorum…

    1. Murat bey merhaba.
      Öncelikle günahın dillendirilmesi günahın büyüklüğünü artırır. Bunu bilmenizde fayda var. Umut edilir ki günahınız sizinle Allah arasında kalsın ki Allah onu affetsin. Bu yozlaşmanın toplumsal boyut kazanmaması anlamında çok önemli gerekliliktir.
      Allah bana da ne zaman önemli bir günah işlesem, bir bela verir. Bu benim değil bütün dünyadaki insanlar için geçerli bir prensiptir. Yaptığımız her kötüğün karşılığında bir zarar görürüz. Hem bu dünyada çok zaman öbür dünyada da. Bunda kendimize özel bir şey aramamak lazım. Siz sadece bu döngüyü görebilen bir kişisiniz. Ama döngü bütün günahkarlar için, böyledir. Kimilerinde bela çabuk gelir boyutu küçük olur, kiminde geç gelir devasa olur.
      Fakat nefsinize hakim olamadığınız sürece yeni sıkıntılar görmeye devam edeceksiniz. İşin kötüsü nefsinize hakim olmakta zorlanıyorsunuz ve başaramıyorsunuz. Bence sizin bütün sorunlarınızın temeli, bastırılmış duygularınıza hakim olamamak. Bu bir sarmal halinde hayatınızı kurutuyor.

      Bir de sorunlarınız için yardımcı olmaya devam etmek istiyorum. Ama konumuz sık sık obsesyon dışında seyrediyor. Daha çok depresyon, bela günah konusunda yorumlar yapıyoruz. Arzu ederseniz http://www.depresyondayiz.com isimli bir sitemiz var. Onu da inceleyip orada yorumlarda bulunabilirsiz. O site daha sorununuza uyan bir site çünkü.

    2. Teşekkürler sayın admin..çok faydalı oldu..evet ben biraz takıntı sınırını geçtim yazılarla belki de…ilk cümledeki günahın dillendirilmesindeki amacın bir de halk arasındaki yayımı haricinde sürekli Allah bana acı verdi günahımı çekiyorum demekte aynı kalıpta mı acaba..hiç duymadığım bir konu gayet mutlu oldum..bir yazarınız demişti ki burada: zamanın sağlam din kaynakları fetvaları eksik olunca sorun artıyor belki de oda var..diğer siteyi takip ediyorum..saygılarımla

    3. Yani şöyle, eğer sizin bir büyük günahınız varsa ve siz bunu insanlara anlatırsanız, bunu insanlar da öğrenirler. Ve insanlarda bu tarz günahları çevrelerinden sık sık duymaya başlarlarsa, bilinçaltlarında demek ki herkes bu günahı işliyor. Bu normal bir şey ben de yapabilirim algısı oluşur. O yüzden günahlar başkalarına anlatılmamalı.

  37. Murat beye Çok çok Teşekkür Ediyorum Allah Razı Olsun
    17 yaşındayım ve 1.5 ay boyunca hergün bu imanla ilgili şüpheden dolayı ızdırap çekiyordum artık beynimi kemirmeye başlamışdı Murat beyin yazısı okudum ve kendime geldim Allah derdini veriyor ama şifasınıda veriyor Allah’ a Binlerce kez hamdolsunki bana bu şüpheden kurtulmayı nasip etti.Gerçek Şu ki böle konularda sabır etceksin Allah bu sitede emeği geçen herkezden razı olsun İnşallah…

  38. Selamun aleykum arkadaslar , yazara yazi icin cok tesekkur ediyorum . Uygulayacagim ve Allahimin izniyle guzel haberleri sizinle paylasacagim . Eklemek istediklerim yasayan biri olarak ozellikle dini obsesyonlar cok sekil degistirir. Bende suan iman konsunda var ama hep farklilasti . Ve buna karsi buldugum cozumlerd hep farkli oldu ama bi noktadan sonra yetersiz ve etkisiz oldu . Suphesiz ki Rabbim her hastaligin sifasini bilir ve vermistir o da Kuran i Kerimdedir . Allahuekber

    1. Aleyküm selam tcan bey. Teşekkür ediyor, yorumunuzu merakla bekliyorum.

  39. benımkıde tamda bu kurtulamıyorum gusül aptestını almakata defalarca defalarca neyapsam ne etsem kurtulamadım hayatım mahvoldu kedimi bıtmış yapayanlız hıssedıyorum herseyı defalarca yapmaktan sıkıldım bıktım artık hersey üzerıme geliyor 4. seyansım hala beklıyorum kurtulmayı citolex ve abizol kullanıyorum 2 aydır bazen sankı ıyı gelıyor ne bılıyım işte önceden 3 saat banyoda kalıyordum aptest almak için simdi 45 dakkafalan her yolu denedım içimden atamıyorum şüpheyi o korkuyu olmadı korkusunu hayatım boyle işte ayda bır kaç gun raharım belkı kendımı toparlamak için ya neyse bebım gıbı aptest konusunda sıkıntı cekıp kurtulanlar varmı herkeze geçmiş olsun arkadaşlar

  40. bazı kardeşlerimiz bu sıkıntıyı yaşayanlara Kur’an-ı kerimde yazan ayetlerle beraberinde Allahı anlatmış, Allah razı olsun kardeşimizden,ancak bu sıkıntıyı yaşayan kişiler dini bilgilerinin eksik olmasından dolayı bu durumda değiller,onlar herşeyin farkında RABB lerinide çok iyi biliyorlar dinlerinide,fakat olay bu değil,olay hastalığı yenmek,bu insanın imansızlığından kaynaklanan bir durum değil,tamamen bir hastalık,takılmak,endişe,korku,evham gibi vs.genelde imanı güçlü olan kullara gelir böyle sorunlar,çünkü Peygamberimizin (S.A.V) bile sahabeden bazıları gelip namazda aklımıza şöyle şeyler geliyor oysaki biz böyle şeyler düşünmek istemiyoruz deyip ağlarlarmış,peygamber efendimizde çok üzülüyorsunuz değilmi demiş evet demişler,peygamber efendimiz bu sizin imanınızdan kaynaklanıyor diye konusmustur.. Allahu Teala Hazretleri;her dertliye derman,her hastaya şifa versin inşallah,sabır kardeşlerim sabır..

  41. Dini obsesyon neden olur ? Öğretinin insan fıtratı ile çatışması sonucu ortaya çıkan sıkıntıda bunu insan beyninin din adı altında zorla meşru görmesi sonucu vucudun yeter artık bırak bu aptallığı diyemediğinden vucudun bir reaksiyonudur..İnsanlara din adı altında binlerce tesbih çektirmek insanı obsesyona hatta bakırköy ruh hastalıkları hastanesine yatırmaya niyetli sayısal nakaratsal ritüelist namaz öğretisi sonucu gelişebilir.Dinin Allah ile aldatanlar tarafından insanları kontrol altına alan egemen anlayışının olduğu ortamlarda insanlarda görülen bir durumdur.İnsanlara ana mesela ritüelist olarak gösterilmiştir ki Allah ile aldatanlar insanları sömürsün ve insanları etkisi altına alsın !

    İnsanların sömürüldüğü bir ortamdaki iktidarın yandaşları, emperyalizmin taşeronu,genelev, banka,faiz sahibi,bazı insanların evine ekmek götürebilmesi için günün neredeyse tamamında kölelik yapması zorunda bırakıldığı bir yandan da 5 yıldızlı otellerde iftarların meşru olduğu ,Afika kıtasında açlık diye birşeyin hala ifade edilebildiği ,dünyada sömürü ,adaletsizlik,düzen getirme bahanesi ile savaşların olduğu ,savaş zeminlerinin hazırlandığı,bu sözde düzen getiricilerin savaş (yağma) eylemi sonucu kadınların tecavuze uğradığı çocukların öldüğü ,bu yağmacıları destekleyen ona taşeronluk edenlerin iktidarın olduğu ortamdaki din adamlarının böyle şeyler söz konusu iken dişe takılan mısır tanesinin orucu bozup bozmaycağını tartışan bir düşüncenin egemen olduğu,
    adaletsizlik ve yeryüzünde 1 milyar insan hangi günahından dolay aç tarzında vurgular yapanları ”Fitneci” ilan edenlerin olduğu bir düşüncenin islam adı altıntaki yaptıklarını anlamak lazım..

    peygamber zamanın ruhbani mollası değildi, Zamanın devrimcisiydi. Kadınların satıldığı,köleliğin olduğu(dünyadaki geçinmek için günün neredeyse tamamını para kazanmak zorunda olarak geçiren asgari ücret kazanmak için günün neredeyse tamamında çalışmak zorunda olan insanlar),sınfsal farklarn olduğu ( birileri sakal cüppe porsche jeep’e biner ,birisinin arabası yok,birisi parası çok olduğu için daha güzel tedavi olur birisi aylarca sıra bekler,biisi 5 yıldızı otelde iftar açar birisi yemek bulmakta zorlanır)VE EN ÖNEMLİSİ DE KENDİNİ DİNİ AÇIDAN DOĞRU YOLDA OLDUĞUNU SÖYLEYEN İNSANLARA KARŞI BİR TAVIRDADIR(ŞİMDİKİ TÜRKİYENİN MALUM MÜSLÜMANLIK ANLAYIŞI SÖZDE KENDİLERİ MÜSLÜMAN MÜMİN!) Ve Allahın heryerde olduğu ayeti ile putperestlere (ya kardeşim ben türbeye değil beni Alah’a yakınlaştıdığı için ..vs yani Allah’a inanırız ama kardeşim türbede daha fazla maneviyat hissediyorum,Allah’a yakınlaşıyorum ) Allahın heryerde şahdamarından daha yakın ayetleine baktığımızda Allah algısını düzeltmeye çalışan birisiydi..

    Muhammed peygamber insanlara kurandan da anladığımız gibi bu kötü ortam karşısında mücadele etmeyi uygun davranışlarda bulunmayı söylüyordu.Tek egemenlik sahibinin Allah olduğu Sadece Allah’a kulluk etmek olduğunu yani belirleyici olanın Allah olduığunu YANİ BELİRLEYİCİ AMERİKA OLAMAZ YANİ BELİRLEYİCİ İNSANLARI ASGARİ ÜCRETE MAHKUM EDENLER DOLAYSIYLA O İNSANIN ASGARİ ÜCRETTE YAŞAMASI GEREKTİĞİNİ BELİRLEYENLER OLAMAZ.EŞİTLİK YANİ İNSANLAR EŞİTTİR O HALDE NE OLUYOR Kİ BİRİSİ YEMEK BULAMAZKEN BİRİSİ 5 YILDIZLI OTELDE İFTAR AÇIYOR ..

    KAFİR = Kelime anlamı birşeylerin üzererini örtmek demektir.
    Yani muhammed peygamberi muhammed peygamber yapan devrimciliğin yerine o öğretinin yerine keramet hikayeleri,arap hayranietçiliğini,sadece sakalı cüppeli ön plana çıkarmaya kafirlik deniyor..

    MÜNAFIK = Kelime anlamına baktığımızda ikiyüzlü,inançlı dindar görünen kimseleremiş.Yani Ayette ( Sana neyi infak edecekerini sorarlar ihtiyaçtan arta kalanıın tamamamını de,)( Allah kimini kiminden rızık olarak üstün kılmıştır rızkı çok verilenler ellerinin altında bulununanlara veripte eşitlenmiyorlar,Allah’ın nimetini inkarmı ediyorlar )ayetleri İslam dini adına dindar olduğunu söyleyip işçisini elinde imkan olduğu halde asgari ücrete mahkum eden eşitlenmeyi kabul etmeyen( onlar kafir komunist şeyler diyen)( Çalıştım kazandım banane)diyen insanlara dendiğini

    MÜŞRİK = Allah ile birlikte başka şeylere veya kişilere tanrısal vasıflar veren kimse müşrik olarak isimlendirilir.Diye bir kelime anlamı var yani Allah’a ortak koşmak yani tek belirleyici Allah’tır Yani belirleyici ABD NİN EMPERYALİST GÜCÜNÜN DEĞİL İNSANLIĞIN HAKİMİYETİDİR YANİ İNSANLARI ASGARİ ÜCRETE MAHKUM EDİP HAYATINI ÖYLE ONA GÖRE YAŞAMASINI BELİRLEYENDİR MÜŞRİK YANİ ALLAH’TAN BAŞKA OTORİTE İDDİA EDENDİR..YANİ ALLAH’A KARŞI OTORİTE İDDİA ETMEKTİR.
    Ayette ne yazar insanların çoğu Allaha şirk koşarak iman ederler.
    Allah’a ortak koşmak yani Allah’ın hakimiyetine ortak olmak
    Yani asgari ücret tarzı geçim sistemleri belirleyip veya insanları öyle durumlara getirerek belirleyici otorite olmak..Hiçbir aslan diğer aslanları toplayıp ortada herkese eşit rızık varken belirlediği çalışma sistemi karşısında kısıtlı rızık vermiyor..Doğaya bakıyorum hayvanlara onların yaşam şekillerine hiçbir hayvan diğerlerine otorite kurarak yaşamlarını belirlemiyor Yani Allah’ın düzenine otorite kurarak otorite iddia etmiyor.Olması gereken insanların yararına yapılanmalardır..Hayvanlar gibi yaşadığımızı düşünün ki biz insanız ve tedavi sistemimiz jolistik eğitim teknoloji sistemimiz var düşünsenize küresel infak sistemiyle muhteşem bir dünya dünyadaki olanakları yer altı yer üstü kaynakları teknolojiyi vs tüm dünyaya ulaştırıp ortak olduğu paranın olmadığı ama insanların bu güzel düzenin devamlılığıi için çalışması gerektiği bir ortam..

    PUTPEREST = Maddeye mana yükleyen Allahın yüzünün heryerde olduğu Allah’ın şahdamarımızdan daha yakın olduğu halde dolayısıyla Allah algısının heryerde eşit olduğu halde Allah’ı algılamayı maddeye bağlayan Sözde Allah’a yakınlaşmak içim türbeye vs yerlere giden kimselere denildiğini

    bilmiyorsak sıkıntı var demektir..

  42. Birşey söyleyelim..
    Eğer burada islam dininden bahsediyorsanız Türkiye hatta dünyada islam karşıtı düşünce insanlara islamı öğretiyor..
    Hz.Muhammedin savaştığı o münafık müşrik kafir düşünce zihniyeti insanlara islamı öğretmeye çalışınca kendini bu afyona kaptıran insan kendini çıkmazlarda buluyor..
    ufuk765@hotmail.com mail adresim sohbet edebiliriz.

  43. Bu hastalıktan kurtulmak için Hacc veya Umre’ye gitmeyi ve orada, Beytullah’ta, Arafat’ta, Müzdelife’de, Mültezem’de, Mina’da, duaların makbul olduğu o kutsal mekanlarda Yüce Allah’tan şifa dilemeyi hiç düşündünüz mü?

    1. Çok sık. Düşünüp yüzlerce defa denemişimdir. Ama kanaatim şu. Bu bir hastalık. Allah’ın kuralı bu tarz hastalıklarda bence şu: bu tıbben tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.

    2. Technix öyle birşey söylemişsiniz ki size şu gelsin :

      Her Ne Arar İsen Kendinde Ara

      Hararet nardadır sacda değildir
      Keramet baştadır tacda değildir
      Her ne arar isen kendinde ara
      Kudüste Mekkede Hacda değildir

      Sakın bir kimsenin gönlünü yıkma
      Gerçek erenlerin sözünden çıkma
      Eğer insan isen ölmezsin korkma
      Aşığı kurt yemez uçta değildir

      Hacı Bektaşi Veli

  44. Sayın yönetici, siz her gece uyumadan evvel 7 defa Kafirun suresini okuyarak bu hastalıktan tamamen kurtulabildiniz mi?

    1. Kafirun suresi ile imana düşen vesveseden tamamen kurtuldum. Yazıda da bu şekilde belirtmiştim diye hatırlıyorum. Diğer dua diğer vesvese türlerine daha etkili. Ama siz başladığınız duaya faydasının olmadığına kanaat getirinceye kadar devam edin. Çünkü ben küfür tarzında obsesyonlara karşı bir dua okuduğumu hatırlayamadım. Ama bu şeytan gelen bir şeyse bir dua mutlaka etkilidir. Bu dualardan çare bulamazsanız bile en kötü ihtimalle, yanı başınızdaki kitaplara bakın. Çözüm çok uzak değil, yakınlarda bir yerlerde. Şeytanı doğru yöntemle def edecek bir dua sadece.

  45. Merhaba, ben de sizin gibi bir dini obsesyon (OKB) hastasıyım. 24 yaşında, üniversite mezunuyum ve KPSS’ye hazırlanıyorum. Hayat kalitemi büyük ölçüde düşüren, kendimin ve çevremdekilerin sürekli esnemesine neden olan, ibadet esnasında içimden mukaddesata küfür kelimeleri geçirmeme sebep olan, çok kötü, çok hain bir hastalığa muzdaribim. Son 1 yıla kadar bu hastalığın tıbbi adını bile bilmiyordum. Çıldırma noktasına gelmiştim. Neyse ki artık bu konuda yalnız olmadığımı öğrendim. Bu hastalığa yaklaşık 4 yıl önce yakalandım. Hastalığa yakalanmadan önce ben iç dünyasında çok sakin olan biriydim. İçimden hiç kimseye küfür kelimeleri geçirmezdim. Ta ki bu hastalığa yakalanıncaya kadar… Şimdi o sakin, dingin, huzurlu iç dünyamı özlüyorum. Şu sıralar içimde bitmek tükenmek bilmeyen bir çatışma var. İçimdeki fırtınaları her ne kadar umursamamaya çalışsam da, kendimin ve etrafımda bulunan insanların sürekli esnemesine neden olduğu için kendimi çok kötü hissetmeme neden oluyor. Kendimi adeta radyasyon yayan bir atık gibi görmeye başladım. Dış dünyada çok neşeli biriymiş gibi gözüksem de iç dünyamdaki bu çatışmalar ve esnemeler yüzünden yaşama sevincim tükeniyor. Tedavi için 6 aydır Zedprex(antidepresan) ve Rexapin(olanzapin) kullanıyorum. Bir de 3 gün önce keşfettiğim bu sitedeki tavsiyeye uyarak her gece uyumadan evvel 7 defa Kafirun suresini okuyorum. Sizde durumlar nasıl? Esneme ve küfretme durumları sizde de var mı? Tedavi için neler yapıyorsunuz?

    1. Merhaba.
      Ben bu rahatsızlığa (vesvese) ilkokuldan beri yakalanmış bir kişiyim. Dini obsesyon derecesinde 12 yaşında, kompulsiyon derecesinde ise, 19 yaşında rahatsızlıklarım ortaya çıktı. Ömrüm bu dertle geçti. Kendimce çareler arayıp çözümler buldum. Küfür konusu her Allah’ı önemseyen insanın başına gelebilecek bir şeydir. Benim de geldi. Ama bu rahatsızlığımı yeterince mücadele ettikten sonra, yaklaşık on beş sene kadar önce yendim.

      Esneme konusu doğrudan enerji ile ilgili bir konudur. Bu tarz bir rahatsızlığı ilk kez duyuyorum. Esneme eğer ilaçların bir yan etkisi değilse, sizin auranızda bir sorun olduğunu veya bir nazar etkisi altında bulunduğunuz intibasını bende uyandırdı. Ama ilaçların yan etkisi olması ihtimali de yüksek.

      Kafirün suresine gelince eğer iki üç haftada etkisini hissederseniz. Bu dua sizin rahatsızlığınıza uygundur. Değilse başka duaları denemekte fayda var.

      Tedavi için şu anda hiç bir ilaç kullanmıyorum. Ama sizin kullanmanız gerekli ilaçlar bunu söylüyor. Sabır bu hastalığın acı reçetesi maalesef.

  46. İçinizde dini obsesyon hastası olup da bir cemaat veya tarikata mensup olmayan var mı? Dini obsesyonların nedeni bu cemaat ve tarikatlar mı yoksa?

    1. Ben bu sitenin yöneticisi olarak hiç bir cemaatle ve tarikatta bulunmadım. Etrafımdaki insanlarda da böyle bir şey yok. Bu ifadenin doğruluğunu kendimden pay biçerek onaylayamam.

  47. yaşamak var bu dünyada ,görmek var ,öğrenmek var bazı şeyleri bilmek var ,aklımın oyunları var bana en güzel dostlarıma, sormak var bu dünyada sorgulamak var,mana yüklemek var, bilmediklerine .kendini düze çıkarmak var,ağlamak var haykırmak, kimse duymadan dünyaları yıkmak var başına,kalbi almak var avuçlarının arasına,sıkıca tutmak var ,inlemek var bu dünyada yanlızsınmış gibi görmek var haa!bir de arzular var,anlamsız dünya ya tutkular var, insan olmak var bu dünyada,yaşanmış ,yaşanan, yaşanacak çook şey var,inanmak var HAK’ a,kalben zikren,ruhen , CENNET VAR ASIL HAYATTA ORAYA GİREBİLME ÜMİDİ VAR!

  48. Bende bu sorunun tam içerisindeyim ve en kötüsüde daha 12 yaşındayım :(( Mesela tam unutuyorum sabah uyandığımda içim bie kıpırdıyo rahat olamıyorum ve aklıma küfürler geliyo ben gene tövbe ediyorum Ağlıyorum kurtulmak istiyorum çok acı çekiyorum bıktım usandım artık dinimi çok seviyorum aklıma çok kötü şeyler geliyo rabbime hep dua ediyorum aslında ben bir bakımdan şanslıyım daha günahlarım yazılmıyo ama nolur yardım edin nolur !!!!!!!!!!!!!!

    1. Ben de 12 yaşındayken dini takıntılar başlamıştı biliyor musun? Aradığın tüm bilgiler ve dualar dini takıntılar kategorisinde yazılmış olarak duruyor. Öncelikle okumadıysan onları oku. Hatta bilgisayarda masa üstüne dosya/ kaydet bölümünden kaydet. Aralıklarla tekrar oku. Dualarını aksatmadan oku. Yine sitemizden obsesyon ve vesveselerin sebeplerini öğrenmeye çalış. Çünkü cahillik bu hastalığı körüklüyor.
      Ama sorun şurada birileri Allah’ı sana yanlış anlatmış. Allahın can yakıcı ıstırap verici özelliği rahmetinden sonra gelir. Allah sana acıyan ve seni sevendir. Günah işleme fobisini ve sebeplerini sana veren de Allah’tır. Allah sana bir rahmet ile şevkat ile bakmaktadır. Bunu bil. Aklından geçenlere takılmamak için dualarına devam et.

  49. Ben ki boş beleş bir adamdım. Ne zaman manevi anlamda bir şeyler yapmaya çalıştım Çok güzel bir insan oldum. Sonra yukarıda yazılan diğer yorumlar başladı. Önce düşünmeyi, sonra okumayı, sonra ibadeti bıraktım. Sonra tekrar eskisi gibi boş beleş bir insan oldum. Ve bir de baktım ki hastane koridorlarında kendine psikiyatrist diyen deli bir herifin odasına girmek için sıra bekliyorum. Ben Allah’ın kapısını bıraktım, Allah beni başkalarının kapısında bekletti.

    Ansiyete bir hastalıktır. Ve depresyondan farklıdır. Depresyon bazen kısa bir tatil ile dahi çözüme ulaştırılabilir (major depresyon hariç) ancak anksiyete bundan farklı olarak en az 1 yıllık ilaç tedavisi gerektirir. Ve hayat boyu bir şekilde tekrarlayan bir hastalıktır.

    Eğer siz manevi yoldan ayrılıp da sıkıntılarınızın geçeceğini düşünüyorsunuz, benim gibi çok şey kaybedersiniz. Yarın anksiyeteleriniz tekrar başlar, kaybettiğiniz imanınız, kalan tek şey günahlarınız olur.

    Elbette Allah her şeye gücü yetendir. Ancak çözümü lütfen sadece duada aramayalım. Kendimize iyi bir doktor bulalım ve tedavi olmaya çalışalım. İlaç kullanmaktan korkan arkadaşlar, bu sıkıntıları yaşamak daha mı iyi? (Doktora dini obsesyon demeyelim, yanlış anlaşılacaktır. Anksiyete demek yeterlidir)

    Başına kötü bir şey gelmesinden korkan arkadaşlar,
    Size sözüm, evet başınıza kötü şeyler gelecektir. Çok sevdiğiniz nineniz dedeniz dahil bunlar haricinde, anneniz babanız kardeşiniz ve hatta siz öleceksiniz. Her nefis ölümü tadacaktır. Bunu bilin. Ve Allah’a kulluk edin. Gerisi boştur. Şimdiye kadar bu acı kayıpları yaşayanlar insan değil miydi? Şimdiye kadar ölenler hep kafir miydi? Ölümden korkmayın.

    Hastalıklara yakalanmaktan korkanlar,
    Siz iyi bir insansınız diye Allah size garanti vermedi. Hastalık, sağlığın zekatıdır, dendi. Allah verdiği canı bir gün sizden tekrar isteyecek, dendi. Bunları bilin ve buna göre yaşayın. Belki bir gün hastalanacaksınız, belki bir gün ameliyat olacaksınız. Hadi bakalım! Hayatımızın sonuna kadar başımızı ellerimizin arasına alalım ve üzüntüyle hasta olmayı mı bekleyelim. Yoksa bu günden itibaren spora ve diyete başlayıp, Allah’ın bize verdiği bu vücudu en iyi şekilde korumaya mı çalışalım.

    Ve sanırım en önemlisi, çevremizdeki tek iyi insan olmayalım. Başkalarına da anlatalım dinimizi. İlk başta ailemiz ile dini yaşayalım. Eğer tüm aile ortak bir şekilde bu vesveselere yakalanırsa insan yalnız olmadığını çok daha iyi anlayacak ve aile fertleri birbirlerine destek olacaklardır.

    Hürmetlerimi sunarım

    1. cok mantikli yazmissiniz tebrik ederim …okurken bile yazinin icine aktim resmen ki okumayi pek sevmeyen biri olarak …ben bu rahatsizligi namaz kilarak abdest alarak yenebiliyorum..su anda rahatim lakin karanlik sikkici dar bi yer oldugu zaman takintilarim basliyor ve fazlasiyla gunahkar biri olarak hissediyorum kendimi kendime her kul gunahkardir lakin senin fazla gunahkar olman icin cok farkli seyler yapman gerektigini soyluyorum kendime iyi oluyoum lakin 5 dakika sonra yine basliyor ben evli biriyim yeni evlendim nisanliyken surekli abdest alip namaz kiliyordum ama yeni evlendigim icin su anda ara ara kilabiliyorum biliyorum ki tekrar tamamen baslicam ama surekli gusul abdestiii almak zorunda kaliyorum ve usutuyorumda..su anda iyim benim bide yanliz kalma sevilmeme fobim vardiii sevdigim adamin yanina gelince hersey boyut degistirdii kendimi onun yaninda cok huzurlu ve rahat hissediyorum insallah hep bole devam eder …benim tek hayalim ve yolunda ilerledigim sey sicacik bir yuva ve evimizi aydinlatan dinimiz namazimiz…bazen diyorum ki iyi bu hastaliga kapilmisim ki hastalik mi bilmiyorum bu sebebden namaza basladim…ya allahin bana verdigi bi vesevese namaza baslamam icin yada dedigim gibi hastalik rahatsizlik…nisanliyken surekli namaz kiliyordum dua ediyorum yasin vs okuyordum sabah kalktigimda ise kurani okumaya basladim ki ben elif harfini bile bilmiyorken…dedim ya ya allahin bana verdigi bi vesvese namaza cagirmasi icin yada bi hastalik ama ikisi de benim icin iyi oldu namaza basladim …boylelikle kendimi daha rahat hissediyorum saygilar

  50. UNUTMAYIN ARKADAŞLAR DİNİ OBSESYONLARIN BİTMESİ İÇİN İLK ÖNCE DİNİ KAFAMIZDA OTUTTURMAMIZ LAZIM BU YAZIMDA BELKİ KAFAMIZDA TAM OTURMAMIŞ OLAN İSLAMI VE ONUN MÜKKEMEL KİTABI OLAN KUR’ANI ANLAMAYA YARAYAN BİR ARAÇ BİR VESİLE OLARAK GÖREBİLİRSİNİZ. BEN BU NOKTADA BİR HİÇİM BEN SADECE SİZE YARDIMCI OLMAK İSTEDİM. SAYGILAR.

  51. İŞTE ARKADAŞLAR YAZIMIN DEVAMI İNŞALLAH BU TAKINTILARINIZ GEÇER BU YAZI KANIMCA ÇOK YARDIMCI OLACAK SİZLERE ( SAYIN YÖNETİCİ BU YAZIYI ÜST BAŞLIK YAPARSAN SEVİNİRİM)
    BIG BANG (BÜYÜK PATLAMA)

    Bu yüzyılda elde edilen bazı veriler, evrenin “yok”iken “var” hale geldiğini göstermiştir. Buna göre, evrenin bir başlangıcı vardır ve bu başlangıç Big Bang adı verilen bir “Büyük Patlama” ile gerçekleşmiştir. Bugün Big Bang Teorisi, bilim çevrelerinin büyük bölümünde kabul görmektedir.

    Bu teoriye göre, evrenin tüm materyali yaklaşık 15 milyar yıl önce tek bir noktada toplanmıştı. Bu tek nokta sonsuz bir yoğunluk ve sonsuz bir ısı anlamına geliyordu. Yoğunluk sonsuzdu ama bir hacmi yoktu. İşte Büyük Patlama’dan önceki bu dönem (ki buna dönem demek zordur; madde olmadığı için zaman da yoktur) evrenin olmadığı, herşeyin “yok”olduğu dönemdi. Teoriye göre, büyük bir patlama ile sonsuz yoğunluktaki birikim büyük bir hızla dağılmaya başlamıştır. Bir başka deyişle Büyük Patlama ile, evren “yok” iken, “varolmaya” doğru yola çıkmıştır.

    Bugün, evrenin sürekli olarak genişlemekte olduğunun ispatlanması Büyük Patlama’nın en büyük delili olarak kabul edilir.

    “Bugün artık galaksilerin her yöne doğru bizden uzaklaştığını biliyoruz. Kozmolojistler evreni şişen bir balonun yüzeyi gibi düşünürler. Şüphesiz gerçek uzay, balonun yüzeyi gibi 2 değil 3 boyutludur ve her yöne doğru genişler.” (New Scientist, 26 Eylül 1987)

    Gök cisimlerinin kaçma hızı uzaklık arttıkça artmaktadır. Örneğin, bizden bir milyar ışık yılı uzaklıktaki Ursa-Major Takım Yıldızı, her saniye dünyadan 1.500 kilometre uzaklaşırken, çok daha uzak olan Hidra Takım Yıldızı’nın uzaklaşma hızı saniyede 6.000 kilometredir.

    Evren genişlediğine göre bu genişlemenin başladığı bir an olması gerekir. “Bu genişlemeyi tersine doğru düşünür ve evrenin gelişmesini zaman içinde geriye doğru çekersek o zaman her şey, 15 milyar yıl kadar önce sonsuz yoğunlukta tek bir matematiksel noktada, tekillikte toplanacaktır.”(New Scientist, 12 Mayıs 1988, sf. 52)

    Big Bang teorisinin en büyük önemi, evrenin bir başlangıcı olduğunu ispatlamasıdır. Bunun yanısıra, pek çok kimsenin düştüğü bir yanılgıya da değinmek gerekir: Çoğu kişi, Allah’ın evreni Big-Bang ile -veya başka bir şekilde- yarattığını fakat bundan sonraki olayların “kendi kendine” işlediğini zanneder. Bu mantığa göre, Allah yalnızca “ilk hareket”i yaratmıştır ve evren birbiri ardına dizili domino taşları gibi kendiliğinden oluşmuştur. Oysa bu düşünce kökten yanlıştır. Big-Bang, evrende bildiğimiz, hesaplayabildiğimiz ilk harekettir. Evrenin bu patlama sebebiyle oluşması ve yaşadığımız büyük dengenin kendi kendini oluşturmuş olması düşünülemez. Hiç bir kuralı olmayan bir patlama sonucu dağılan parçacıkların, galaksileri, yıldız sistemlerini ve içinde dünyamızın yer aldığı Güneş sistemini kendi kendine oluşturduğu gibi bir sonuca varılamaz. Tek bir atomun bile, içerdiği olağanüstü sistemlerle kendi kendine şekillenmesi düşünülemezken koca bir evrenin bir patlamanın “kudretiyle” oluştuğunu söylemek akıldışı bir yaklaşımdır. Bunların hepsi de yine Allah’ın ilmiyle gerçekleşmiştir. Nitekim Kuran’da Allah’ın önce “gökleri” yarattığını, daha sonra yeryüzünü düzenlediği, onda dağları varettiği ardından atmosferi düzenlediği, en sonra da canlıları var ettiği bildirilmektedir. Aynı şekilde, Kuran ayetleri Allah’ın evrendeki tüm varlıkları sürekli yönettiğini bildirmektedir:

    “Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar diye (her an kudreti altında) tutuyor. Andolsun, eğer zeval bulacak olurlarsa, kendisinden sonra artık kimse onları tutamaz. Doğrusu O, Halim’dir, bağışlayandır.” (Fatır Suresi, 41)

    “Sizi diri tutan, sonra öldürecek, sonra da diriltecek olan O’dur. Gerçekten insan pek nankördür.” (Hac Suresi, 66)

    “Gökten yere her işi O evirip düzene koyar…” (Secde Suresi, 5)

    “Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten Allah’ın her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah’ın ilmiyle her şeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için.” (Talak Suresi, 12)

    Big Bang, evrenin başlangıcıyla ilgili bugün için en tutarlı teori olarak bilinmektedir. Çeşitli itirazlar gelmesine rağmen bunlar Big Bang sonrası evrenin oluşumuyla ilgilidir ki bu konu zaten oldukça karmaşıktır. Atomların, yıldızların, galaksilerin hangi sebep-sonuç ilişkileri içinde yaratıldıkları bugün tam olarak bilinmemektedir. Ama kuşkusuz Allah’ın, insanı bir su damlasını sebep kılarak yarattığı gibi, evreni de sebepler zinciri içinde yaratmış olduğu düşünülebilir. Ve bu sebebin çıkış noktası bir patlama veya başka birşey olabilir. Ama hiçbir aşama Allah’tan bağımsız kendi kendine oluşmamıştır. Ve sonuçta oluşan mükemmellik onun üstün ilmi ve kudretini gözler önüne sermektedir.

    Tüm evren, bu evrenin ucunda bir yerde yaşayan insanoğluna yararlı kılınmıştır. Kuran, ‘Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O’nun emriyle emre hazır kılınmıştır. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler vardır.’ (Nahl Suresi, 12) ayetiyle buna dikkat çeker.

    Ve önceden de söylediğimiz gibi, Kuran’da evrenin ve dünyanın yaratılışı ile ilgili tüm Kuran haberleri, bilim aracılığıyla bulunan gerçeklere uygundur. Aşağıda bu konuyla ilgili bazı örnekler yer alıyor.

    EVRENİN GENİŞLEMESİ

    20. yüzyıla gelene kadar tek bir bilim adamı dahi evrenin genişlemekte olduğu yönünde bir teori ortaya atmamış, hatta, belki de böyle bir olayı aklından geçiren dahi olmamıştı. Stephan Hawking, evrenin genişlemesinin farkedilmesini 20. yüzyılın en büyük olaylarından biri olarak niteledikten sonra, bu olayın bugüne gizli kalmasından duyduğu şaşkınlığı şöyle dile getirir: ‘Evrenin genişlemekte olduğunun ortaya çıkarılışı 20. yüzyılın en büyük düşünsel devrimlerinden biridir. Bu günden geçmişe bakıldığında kimsenin bunu neden daha önce akıl etmediğine şaşmamak elde değil.’

    Oysa Allah’ın, 600’lü yıllarda vahyettiği kitabında, Allah’ın evreni yarattığını ve de onu “genişlettiği” bildirilmektedir. Konuyla ilgili ayet şöyle demektedir:

    “Biz göğü ‘büyük bir kudretle’ bina ettik ve şüphesiz. Biz, (onu) genişleticiyiz.” (Zariyat Suresi, 47)

    EVRENDEKİ KUSURSUZLUK

    “O, biri diğeriyle ‘tam bir uyum’ içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman’ın yaratmasında hiç bir ‘çelişki ve uygunsuzluk’ göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir.” (Mülk Suresi, 3-4)

    Evrendeki milyarlarca yıldız ve galaksi mükemmel bir uyum içinde kendileri için tesbit edilmiş yörüngelerinde hareket eder. Yıldızlar, gezegenler ve uydular hem kendi etraflarında, hem de bağlı oldukları sistemlerle birlikte dönerler. Hatta bazen içinde 200 -300 milyar yıldız bulunan galaksiler birbirinin içinden geçip giderler. Bu geçişte, evrendeki büyük düzeni bozacak herhangi bir çarpışma olmaz.

    Evrende hız kavramı dünya ölçüleriyle karşılaştırıldığında akıl durduracak boyutlardadır. Milyarlarca, trilyonlarca ton ağırlığındaki yıldızlar, gezegenler ve sayısal değerleri ancak matematikçilerin anlayabileceği büyüklükteki galaksiler ve galaksi kümeleri uzay içinde korkunç bir süratle hareket ederler.

    Örneğin, dünya saatte 1670 km. hızla kendi ekseni çevresinde döner. Bugün en hızlı merminin saatte ortalama 1.800 km.lik bir sürate sahip olduğu düşünülürse dünyanın dev boyutlarına rağmen süratinin ne denli büyük olduğu anlaşılır.

    Dünyanın güneş etrafındaki hızı ise merminin yaklaşık 60 katıdır: saatte 108.000 km. (Böylesine büyük bir süratle yol alabilen bir araç yapılabilseydi dünyanın çevresini 22 dakikada dolaşacaktı.)

    Verdiğimiz bu sayılar sadece dünya içindir. Güneş sistemi ise daha da ilginçtir. Bu sistemin sürati mantık sınırlarını zorlayacak derecededir. Evrende sistemler büyüdükçe sürat artar. İşte güneş sisteminin galaksi merkezi etrafındaki dönüş sürati: -Saatte tam 720.000 km., 200 milyar yıldızı bünyesinde bulunduran “Samanyolu Galaksisi”nin uzay içindeki hızı ise saatte 950.000 km. dir

    Bu başdöndürücü hız, aslında dünya üzerindeki yaşamımızın pamuk ipliğine bağlı olduğunu gösterir. Böylesine karmaşık ve hızlı bir sistem içinde dev kazaların oluşması normalde oldukça mümkündür. Ancak, ayette dendiği gibi, tüm bu sistem içinde hiç bir ‘çelişki ve uygunsuzluk’ yoktur. Çünkü evren de, her şey gibi, “başıboş”değildir ve Allah’ın koyduğu dengeye göre işlemektedir.

    YÖRÜNGELER VE DÖNEN EVREN

    Evrendeki büyük dengenin en önemli nedenlerinden biri, kuşkusuz gök cisimlerinin belirli bir yörünge izliyor olmasıdır. Bu yörüngelere, yakın zamana kadar bilinmediği halde, Kuran’da da dikkat çekilmiştir:

    “Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O’dur; her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedirler.” (Enbiya Suresi, 33)

    Gerçekten de yıldızlar, gezegenler ve uydular hem kendi etraflarında, hem de bağlı bulundukları sistemle birlikte dönmekte, evren bir fabrikanın dişlileri gibi düzenli çalışmaktadır.

    Evrendeki yörüngeler sadece bazı gök cisimlerinin hareketi değildir. Güneş sistemimiz hatta diğer galaksiler, başka merkezler etrafında büyük bir hareketlilik gösterirler. Dünya ve onunla birlikte Güneş Sistemi her yıl, bir önceki yerinden 500 milyon kilometre uzakta bulunur.

    Gök cisimlerinin yörüngelerinden en ufak bir sapmanın bile sistemi altüst edecek kadar önemli sonuçlar doğurabileceği hesaplanmıştır. Örneğin dünya yörüngesinde, normalden fazla veya eksik 3 milimetrelik bir sapma bakın nelere yol açabilirdi:

    “Dünya güneş çevresinde dönerken öyle bir yörünge çizer ki her 18 milde doğru bir çizgiden ancak 2.8 mm ayrılır. Dünyanın çizdiği bu yörünge kıl payı şaşmaz, çünkü; yörüngeden 3mm’lik bir sapma bile büyük felaketler doğururdu: sapma 2.8 yerine 2.5 mm olsaydı yörünge çok geniş olurdu ve hepimiz donardık, sapma 3.1 mm olsaydı hepimiz kavrularak ölürdük.” (Bilim ve Teknik, Temmuz 1983)

    Gök cisimlerinin bir başka özelliği de, yörüngelerinin dışında bir de kendi etraflarında dönmeleridir. “Dönüşlü olan göğe andolsun.” (Tarık, 11) ise tam da bu gerçeğe işaret eder.

    GÜNEŞ

    Dünyadan 150 milyon km. uzakta olmasına rağmen, güneş bizim için gerekli olan enerjiyi kesintisiz olarak ulaştırır.

    Bu dev enerjili gök cisminde hidrojen atomları devamlı olarak helyuma çevrilmektedir. Her saniye 616 milyar ton hidrojen, 612 milyon ton helyuma çevrilmektedir. Bu esnada dışarı salınan enerji 500 milyon hidrojen bombasının patlamasına denktir.

    Dünyada hayat güneşten gelen enerjiyle sağlanır. Yeryüzündeki dengenin devamı ve canlılık için gereken enerjinin % 99 ‘u güneşten sağlanır. Söz konusu enerjinin yarısı gözle görünür ve ışık olarak alınır. Geriye kalan enerjinin büyük bir kısmı gözle görülmeyen, ama sıcaklık biçiminde ortaya çıkan kızılötesi ışınlardır.

    Güneşin bir özelliği de çan gibi genleşip salınmasıdır. Bu olay her beş dakikada bir tekrarlanmakta güneşin yüzeyi bu sırada saatte 1080 km hızla, 3 km. kadar bize doğru ilerleyip sonra geri dönmektedir.

    Güneş, Samanyolu’nu oluşturan 200 milyar yıldızdan biridir. Dünyadan 325.500 defa büyük olmasına rağmen, evrendeki küçük yıldızlardan sayılmaktadır. Çapı 125 bin ışık yılı olan Samanyolu’nun merkezine 30 bin ışık yılı uzaklıktadır. ( 1 ışık yılı= 9.460.800.000.000 km.)

    GÜNEŞİN YOLCULUĞU

    “Güneş de, kendisi için (tesbit edilmiş) olan bir müstakarra (karar yerine) doğru akıp gitmektedir. Bu üstün ve güçlü olan, bilenin takdiridir.” (Yasin Suresi, 38)

    Astronomların hesaplarına göre güneş, içinde bulunduğu galaksinin hareketi nedeniyle, Solar Apex adı verilen bir yörünge boyunca Vega Yıldızı’na doğru saatte 720.000 km.’lik bir hızla yolculuk etmektedir. (Bu, kaba bir hesapla güneşin günde 720.000×24=17.280.000 km. yol katettiğini gösterir. Tabi ona bağlı olan dünyamızın da…)

    YEDİ KAT YER – YEDİ KAT GÖK

    “Allah yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı…” (Talak Suresi, 12)

    Dünya atmosferinin yapısı, Kuran’ın işaret ettiği gibi, başlıca yedi bölümden meydana gelir. Atmosferde katları birbirinde ayıran yüzeyler bulunmaktadır. Encyclopedia Americana’nın (9/188) verdiği bilgiye göre, sıcaklığa bağlı olarak yerden itibaren şu katlar sıralanır.

    1.Kat – Troposfer: Kalınlığı kutuplarda 8 km. ekvatorda 17 km’ye kadar ulaşır. Bu kat bulutların büyük bir bölümünü kapsar. Sıcaklık yükseltiye bağlı olarak kilometrede 6.5°C azalır.Bu katmanın tropopoz diye adlandırılan ve hızlı hava akımlarının olduğu kısımda sıcaklık -57°C’de sabit kalır.

    2.Kat – Stratosfer: 50 km yüksekliğe ulaşır. Burada mor ötesi ışınlar soğurulduğu için ısı açığa çıkar ve sıcaklık 0°C’ye kadar yükselir. Bu soğurma sırasında ısının yanında dünya için hayati önem taşıyan ozon tabakası da ortaya çıkar.

    3.Kat – Mezosfer: Yüksekliği 85. km’ye kadar çıkar. Burada sıcaklık -100 C’ye iner.

    4.Kat – Termosfer: Sıcaklık giderek yavaşlayan bir tempoda artar.

    5.Kat -İyonosfer:Bu bölgedeki gazlar iyon halinde bulunur. Radyo dalgalarının iyonosfer tarafından tekrar dünyaya gönderilmesi sayesinde yeryüzündeki iletişim sağlanır.

    6.Kat – Ekzosfer:500 ila 1000. km’nin ötesinde, özellikleri tamamen güneşin etkinliklerine göre değişen tabakadır.

    7.Kat – Manyetosfer: Burası dünyanın manyetik alanın kapladığı büyük bir boşluğu andıran alandır. Enerji yüklü atom altı parçacıklar Van Allen Kuşakları olarak adlandırılan bölgelerde tutulur.

    Aynı kaynakta sayıldığı üzere yer kabuğunun katmanları da 7 bölümden oluşur:

    1.Kat Litosfer(su)

    2.Kat Litosfer(kara)

    3.Kat Astenosfer

    4.Kat Üst manto

    5.Kat Alt manto

    6.Kat Dış çekirdek

    7.Kat İç çekirdek

    DÜNYANIN HAREKETİ

    “Dağları görürsün de, onları donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler. Her şeyi sapasağlam ve yerli yerinde yapan Allah’ın sanatıdır (bu).” (Neml Suresi, 88)

    Kuran, dünya merkezli bir evren modelinin benimsendiği bir çağda, dünyanın aslında bulutlar gibi hareket eden bir cisim olduğunu belirtmektedir. Ayette dünya kelimesi yerine dağ kelimesinin yer alması da ilgi çekicidir. Çünkü dağlar dünyadaki sabitliğin simgesidir. Sabit gibi gözüken dağların hareket etmesi demek dünyanın hareket halinde olması demektir.

    DÜNYANIN YUVARLAKLIĞI

    Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp örtüyor. (Zümer Suresi, 5)

    Kur’an’ın evreni tanıtan ayetlerinde kullanılan ifadeler oldukça dikkat çekicidir. Üstteki ayette “sarıp örtmek” olarak tercüme edilen arapça kelime “tekvir”dir. Bu kelimenin arapça karşılığı yuvarlak birşeyin üzerine bir cisim sarmaktır. (Örneğin Arapça sözlüklerde başa sarık sarma gibi yuvarlak cisimleri içeren fiiller için bu kelime kullanılır). Dolayısıyla gecenin gündüzü tekvir etmesi ancak yeryüzünün yuvarlak olmasıyla mümkündür.

    DAĞLARIN DEPREMLERİ ENGELLEMESİ

    “O, gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yayıverdi…” (Lokman Suresi, 10)

    “Biz, yeryüzünü bir döşek kılmadık mı? Dağları da birer kazık?” (Nebe Suresi, 6-7)

    Jeolojinin dağlar hakkında söyledikleri yukarıda verdiğimiz ayetlerle tam bir paralellik içindedir. Dağların özelliklerinden biri yeryüzündeki büyük yer tabakalarının uçlarında yükselmesi ve bu tabakaları birbirine bağlamasıdır. Bu özellikleriyle dağlar tahtaları birarada tutan çivilere benzetilmektedir. Bunun yanında dağların yerkabuğunda yaptığı basınç, dünyanın merkezindeki mağma hareketlerinin etkisinin yeryüzüne ulaşarak yerkabuğunu parçalamasına engel olurlar.

    YARATILIŞTAKİ ÇİFTLER

    “Yerin bitirmekte olduklarından, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) yücedir.” (Yasin Suresi, 36)

    Erkeklik dişilik, “çift” kavramının bir karşılığı olmakla birlikte, ayette bahsedilen “bilmedikleri nice şeylerden” ifadesi daha geniş bir anlam içeriyor. Nitekim maddenin çiftler halinde yaratıldığını ortaya koyan İngiliz bilimadamı Paul Dirac, 1933 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü kazandı. “Parité” adı verilen bu buluş, maddenin anti madde denilen bir çifti olduğunu ortaya koymuştur. Anti-madde, maddenin tersi özellikler taşır. Örneğin maddenin tersine anti-maddenin elektronları artı, protonları da eksi yüklüdür.

    DENİZLERİN BİRBİRİNE KARIŞMAMASI

    “Birbirleriyle kavuşup karşılaşmak üzere iki denizi salıverdi. İkisi arasında bir engel (berzah) vardır; birbirlerinin sınırı geçmezler.” (Rahman Suresi, 19-20)

    Yukarıdaki ayette, bilinen iki su kütlesinin birbirleriyle karşılaşıp birleştiği fakat bir engel sebebiyle karışmadıkları vurgulanmaktadır. Bu nasıl olabilir? Normalde beklenen iki denizin birbirleriyle karşılaştığında sularının karışarak hem tuzluluk oranlarının hem de ısılarının eşitlenmeye doğru gitmesidir. Oysa olay böyle olmamaktadır. Örneğin Akdeniz ve Atlas Okyanusu, Kızıldeniz ve Hint Okyanusu birbirleriyle görsel olarak birleşseler de suları birbirine karışmamaktadır. Bunun sebebi aralarındaki bir engeldir. Bu engel ise “yüzey gerilimi kanunu” olarak bilinen olaydır.

    DEMİRDEKİ İKİ ŞİFRE

    Demir dünyamızda en çok bulunan dört elementten biridir ve çağlar boyunca insan için en hayati madenler arasında yer almıştır. Demirden bahseden Hadid (demir) Suresi’nin 25. ayeti şöyledir:

    “Demiri de indirdik. Onda büyük bir kuvvet ve insanlar için fayda vardır.”
    Bu ayet ise oldukça ilginç olan iki matematiksel şifre taşımaktadır.

    El-Hadid (belirli demir), Kuran’ın 57’nci suresidir. “El-Hadid” kelimesinin harflerinin sayısal değerleri toplandığında (ebced hesabı) karşımıza çıkan rakam da aynıdır: 57.

    Sadece “Hadid” (demir) kelimesinin ebced değeri ise 26’dır. 26 sayısı demirin atom numarasıdır.

    ZAMANIN FARKLILAŞMASI

    Einstein’ın “rölativite kuramı”na göre zaman sabit bir ölçü değildir. Hıza bağlı olarak uzayıp kısalır. Kuran, “bir günü elli bin yıl” olan ve yine “bir günü bin yıl” olan farklı farklı zaman birimlerinden bahsederek, zamanın rölatif (göreceli) bir kavram olduğunu, Einstein’dan yüzyıllar önce açıklamaktadır.

    “Melekler ve ruh ona süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir.” (Mearic Suresi, 4)

    “Gökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra (işler,) sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O’na yükselir.” (Secde Suresi, 5)

    KARANLIĞIN YARATILMASI

    “Görmediler mi, biz geceyi onda sükun bulmaları için, gündüzü de aydınlık(la görsünler) diye yarattık. Şüphesiz, iman eden bir kavim için bunda ayetler vardır.” (Neml Suresi, 86)

    Dikkat edilirse ayet gecenin özel olarak yaratıldığını bildirmektedir. Bundan birkaç sene öncesine kadar bilimadamları evrendeki yıldız sayısını ve ürettikleri ışığı hesapladıklarında evrenin aslında sürekli aydınlık olması gerektiği sonucuna varmışlar ve karanlığın sebebini anlayamamışlardı. Bu konu ancak karadeliklerin keşfiyle açıklığa kavuştu. Çünkü evrenin her yerine dağılmış olan karadelikler, sahip oldukları korkunç çekim alanlarıyla yıldızların ürettiği ışınları büyük ölçüde yutmakta ve karanlığa sebep olmaktadır. Bir başka deyişle, karanlık özel olarak üretilmekte, ya da “yaratılmaktadır”.

    KARADELİKLER

    Yakıtı tükenen yıldızın içine doğru büzülmesi ve en sonunda, yıldız yerine sınırsız bir yoğunlukta ve sıfır hacimde korkunç bir çekim alanın ortaya çıkmasıyla oluşan karadeliklere Kuran şöyle işaret etmektedir:

    “Hayır, yıldızların yerlerine yemin ederim. Şüphesiz bu, eğer bilirseniz gerçekten büyük bir yemindir.” (Vakıa Suresi, 75-76)

    Ayette yıldızların yerlerinin büyük bir gücü temsil ettiği özellikle vurgulanmıştır. Karadeliklerin yıldızların yerlerinde belirmeleri ve sahip bulundukları büyük çekim gücü düşünülürse ayetin anlamı anlaşılacaktır

    AYIN YÖRÜNGESİ

    “Ay’a gelince, biz onun için de birtakım uğrak yerleri takdir ettik; sonunda o, eski bir hurma dalı gibi döndü (döner). Ne güneşin aya erişip-yetişmesi gerekir, ne de gecenin gündüzün önüne geçmesi. Her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedir.” (Yasin Suresi, 39-40 )

    Ay yörüngesinde seyrederken dünyanın bazen önüne bazen arkasına geçer. Aynı zamanda dünyayla birlikte güneşin etrafında da döndüğünden uzayda sürekli “S” harfi benzeri bir yörünge çizer. Ayın uzaydaki bu yörüngesinin şekli, kurumuş hurma ağacı dalına oldukça benzemektedir

    Ay dünyanın etrafında saatte 3659 km gibi büyük bir hızla hareket eder. Ay, ancak bu yüksek hızı nedeniyle dünyanın kuvvetli çekim gücünden korunabilmektedir. Ay, hızının daha yavaş olması halinde dünyaya çarpabilecek, daha hızlı olması durumunda ise uzaya savrulacaktı.

    Ayın büyüklüğü ve dönüş hızı dünyayı etkilemekte ve gel-git dediğimiz olaya sebep olmaktadır. Ayın çekim kuvvetinin biraz daha fazla olması halinde dünyanın büyük bölümü bir anda sular altında kalabilirdi.

    DÜNYANIN KORUNMUŞ TAVANI:

    ATMOSFER VE VAN ALLEN KUŞAKLARI

    Biz çoğunlukla pek farkında olmayız, ama her gezegene olduğu gibi dünyaya da çok sayıda göktaşı düşmektedir. Diğer gezegenlere düştüklerinde dev kraterler açan bu göktaşlarının dünyaya zarar vermemelerinin nedeni, gezegenimizi saran atmosferin düşmekte olan göktaşlarına karşı büyük bir direnç göstermesidir. Göktaşı bu dirence fazla dayanamaz ve sürtünmeden dolayı yanarak büyük bir kütle kaybına uğrar. Böylece, büyük felaketlere yol açabilecek bu tehlike, atmosfer sayesinde savuşturulmuş olur.

    Kuran, atmosferin yaratılışındaki bu özelliği şöyle ifade ediyor:

    “Gökyüzünü korunmuş bir tavan kıldık, onlar ise bunun ayetlerinden yüz çevirmektedirler.” (Enbiya Suresi, 32)

    Gökyüzünün “korunmuş bir tavan” oluşunun en önemli örneklerinden biri dünyayı saran manyetik alandır. Atmosferin en üst tabakası “Van Allen” adı verilen bir manyetik kuşaktan oluşur. Bu kuşak dünyanın çekirdeğinin sahip olduğu özellikler nedeniyle ortaya çıkmıştır.

    Çekirdek, demir ve nikel gibi manyetik özelliği olan ağır elementleri içerir. Ancak bunlardan daha önemlisi çekirdeğin iki farklı yapıdan oluşmuş olmasıdır: İç çekirdek katı, dış çekirdek ise sıvı haldedir. Çekirdeğin bu iki katmanı birbiri etrafında hareket eder. Bu hareket ağır metaller üzerinde bir çeşit mıknatıslanma etkisi yaparak bir manyetik alan oluşturur. İşte Van Allen Kuşakları bu manyetik alanın, atmosferin en dışına kadar ulaşan bir uzantısıdır. Bu manyetik alan sayesinde dünya, uzaydan gelebilecek olan tehlikelere karşı korunmuş olur.

    Bu tehlikelerin en önemlilerinden biri, “Güneş rüzgarları”dır. Güneş, dünyaya ısı ve ışıktan başka, radyasyon ile beraber saatteki hızı 1.5 milyar kilometreyi bulan, proton ve elektronlardan oluşan bir rüzgar da gönderir.

    Güneş rüzgarları, dünyanın 40.000 mil uzağında manyetik halkalar çizen Van Allen Kuşakları’ndan geçemezler. Parçacık yağmuru şeklindeki Güneş rüzgarı, bu manyetik alanla karşılaşır ve ayrılarak bu alanın çevresinden akar.

    Güneşten gelen X ve ultraviyole ışınlarının büyük bölümü ise atmosfer tarafından emilmektedir. Bu emilme olmadan, yeryüzünde hayat olması ise mümkün değildir.

    Etrafımızı saran atmosferik kuşaklar, sadece zararsız orandaki ışınlar, radyo dalgaları ve görünür ışığın dünyamıza ulaşmasına imkan verecek bir geçirgenliğe sahiptirler. Eğer atmosferimiz bu geçirgenlik özelliğinden yoksun olsaydı, ne haberleşme dalgalarını kullanabilir, ne de canlılığın temeli olan gün ışığını bulabilirdik.

    Dünyayı saran ozon tabakası da Güneş’ten gelen ve canlılar için zararlı olan morötesi ışınların yere kadar ulaşmasını önlemektedir. Güneş’ten gelen ultraviyole ışınları yeryüzündeki tüm canlıları öldürecek kadar fazla enerji yüklüdürler. Bu nedenle, dünyada yaşamın var olabilmesi için, gökyüzünün “korunmuş tavan”ına bir de ozon tabakası eklenmi?tir.

    Ozon, oksijenden üretilir. Oksijen gazının (O2) moleküllerinde 2 oksijen atomu bulunurken, ozon gazının (O3) moleküllerinde 3 oksijen atomu bulunur. Güneş’ten gelen ultraviyole ışınları, oksijen gazına bir atom daha ekleyerek ozonu oluştururlar. Ve ultraviyole sayesinde oluşan ozon tabakası, öldürücü ultraviyole ışınları tutarak yeryüzünde yaşamın en temel şartlarından birini oluşturur.

    Kısacası; eğer dünya çekirdeğinin manyetik alan oluşturacak bir özelliği olmasaydı, atmosfer zararlı ışınları süzecek yapı ve yoğunlukta olmasaydı, kuşkusuz dünya üzerinde yaşam sözkonusu olamazdı. Ve kuşkusuz hiçbir insanın ya da başka bir canlının bunları düzenlemesi de mümkün değildir. Açıktır ki, insanın yaşamı için “olmazsa olmaz” şartlar olan bu koruyucu özellikler, Allah tarafından var edilmiş ve gök, “korunmuş bir tavan” olarak yaratılmıştır.

    Başka gezegenlerin bu tür “korunmuş tavan”lardan yoksun olması, dünyanın insan yaşamı için özel olarak yaratıldığının bir başka göstergesidir. Örneğin, Mars gezegeninin çekirdeği katıdır ve bu nedenle etrafında da manyetik bir koruma söz konusu değildir. Mars’ın büyüklüğü dünyanınki kadar olmadığı için çekirdekte sıvı kısmı oluşturacak kadar bir basınç doğuramamıştır. Ayrıca gezegenin uygun büyüklükte olması da manyetik alan için yeterli değildir. Örneğin, Venüs’ün çapı yaklaşık dünyanınki kadardır. Kütlesi dünyanınkinden ancak % 2 daha azdır ve ağırlığı da hemen hemen dünyanınkine eşittir. Dolayısıyla hem basınç açısından, hem de diğer nedenlerle Venüs’te de metalik bir sıvı çekirdek kısmının oluşması kaçınılmazdır. Buna rağmen Venüs’te de manyetik alan yoktur. Bunun sebebi Venüs’ün Dünya’ya göre oldukça yavaş dönmesidir. Dünya kendi etrafındaki turunu 1 günde tamamlarken Venüs bir turu 243 günde tamamlıyor.

    Dünyanın “korunmuş tavan”ını oluşturan manyetik alanın var olması için, Ay’ın ve komşu gezegenlerin büyüklükleri ve dünyaya uzaklıkları da önemlidir. Komşu gezegenlerden birinin şimdikinden büyük olması, o gezegene büyük bir çekim kuvveti kazandıracaktı. Komşu gezegenin sahip olacağı bu büyük çekim kuvveti, dünyanın çekirdeğindeki katı ve sıvı kısımlardaki hareket hızını değiştirecek, bugünkü şekilde bir manyetik alanın oluşmasına engel olacaktı.

    Kısacası dünya göğünün “korunmuş tavan” özelliğine sahip olması, dünyanın çekirdeğinin yapısı, dönüş hızı, gezegenler arası uzaklık ve gezegenlerin kütleleri gibi pek çok değişkenin en uygun noktada birleşmesini gerektirmektedir.

    YAĞMURUN OLUŞUMU

    Yağmurların oluşması için gerekli evrelerin neler olduğu ancak 1935’te hava radarlarının keşfiyle ortaya çıkarıldı. Buna göre yağmur 3 evreden geçerek oluşuyordu: Birincisi rüzgarın oluşması, ikincisi bulutların meydana gelmesi, üçüncüsü yağmur damlacıklarının ortaya çıkışı.

    Kuran’da yağmurun oluşması ile ilgili olarak aktarılanlar da, sözkonusu bilimsel bulgularla büyük bir paralellik gösteriyor:

    “Allah rüzgarları gönderir (1. evre), böylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp dağıtır ve onu parça parça kılar (2. evre); nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün (3. evre). Sonunda kendi kullarından dilediğine verince hemen sevince kapılıverirler. ” (Rum Suresi, 48)

    BİRİNCİ EVRE: “Allah rüzgarları gönderir…”

    Okyanuslardaki köpüklenme ile oluşan sayısız hava kabarcığı sürekli patlamakta ve su damlacıkları sürekli gökyüzüne fırlamaktadır. Bu tuzca zengin damlacıklar daha sonra rüzgarlarla taşınır ve atmosferde yukarı doğru yol alırlar. Aerosol adı verilen bu küçük parçacıklar, su tuzağı işlevi görür ve yine denizlerden yükselen su buharını kendi çevrelerinde minik damlalar halinde toplayarak bulut damlalarını oluştururlar.

    İKİNCİ EVRE: “…böylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp dağıtır ve onu parça parça kılar…”

    Tuz kristallerinin ya da havadaki toz zerreciklerinin etrafında yoğunlaşan su buharı sayesinde bulutlar oluşur. Bu bulutlar içerisindeki su damlacıkları çok küçük olduklarından (0.01 ila 0.02 mm çapında) havada asılı kalırlar ve göğe yayılırlar. Böylece gök bulutlarla kaplanır.

    ÜÇÜNCÜ EVRE: “…nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün.”

    Tuz kristallerinin veya toz zerreciklerinin etrafında bir araya gelen su parçacıkları iyice yoğunlaşır yağmur damlalarını oluştururlar. Böylece havadan daha ağır bir konuma gelen damlalar buluttan ayrılır ve yağmur şeklinde düşmeye başlarlar.

    YAĞMURUN TATLI KILINMASI

    Kuran, yağmurun “tatlı” oluşuna da dikkatimizi çekmektedir:

    “Şimdi siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü? Onu sizler mi buluttan indiriyorsunuz, yoksa indiren Biz miyiz? Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi?” (Vakıa Suresi, 68-70)

    “… Size tatlı bir su içirmedik mi?” (Mürselat Suresi, 27)

    “Sizin için gökten su indiren O’dur; içecek ondan, ağaç ondandır (ki) hayvanlarınızı onda otlatmaktasınız. ” (Nahl Suresi, 10)

    Bilindiği gibi, yağmur suyunun kaynağı buharlaşmadır ve buharlaşmanın %97’si “tuzlu” okyanuslardan olmaktadır. Oysa yağmur tuzsuzdur. Yağmurun tatlı olmasının sebebi Allah’ın koyduğu başka bir kanundur. Bu kanuna göre, su, ister tuzlu denizlerden, ister mineralli göllerden, ya da çamurların içinden buharlaşsın yanında başka hiçbir yabancı madde taşımaz. “Biz, gökten tertemiz su indirdik…” (Furkan Suresi, 48) hükmü gereği, duru ve tertemiz bir biçimde yere iner.

    BAL MUCİZESİ

    Allah’ın küçücük bir hayvan aracılığıyla insanlara sunduğu balın ne denli büyük bir besin kaynağı olduğunu biliyor musunuz?

    Bal, fruktoz ve glukoz gibi şekerlerin yanısıra magnezyum, potasyum, kalsiyum, sodyum klorür, kükürt, demir ve fosfor gibi minerallere sahiptir. Nektar ve polen kaynaklarının niteliklerine göre değişmekle birlikte, balda B1, B2, C, B6, B5 ve B3 vitaminleri bulunmaktadır. Ayrıca bakır, iyot, demir ve çinko da az miktarlarda bulunur. Balın içeriğinde bunların dışında bazı hormonlar da vardır.

    Bal, Kuran ayetinde vurgulandığı gibi, “insanlara şifa” olma özelliği taşımaktadır. 20-26 Eylül’den Çin’de yapılan Dünya Arıcılık Kongresi’nde bilim adamlarının bal hakkındaki yorumları da bunu doğruluyor: “Kongre’de, arı ürünleri ile tedavi konusu ağırlık kazandı. Özellikle ABD’li bilimadamları bal, arı sütü, polen ve arı reçinasının (propolis) birçok hastalığı tedavi ettiğini bildirdiler. Romanyalı bir doktor balı katarakt hastaları üzerinde denediğini ve 2094 hastadan 2002’sinin (% 95) bal sayesinde tam olarak iyileştiğini açıkladı. Polonyalı doktorlar ise arı reçinasının hemoroid, deri hastalıkları, kadın hastalıkları gibi birçok hastalığa iyi geldiğini tespit ettiklerini bildirdiler.” (Hürriyet, 19 Ekim 1993)

    Bilimde en ön sıraları alan ülkelerde arıcılık ve arı ürünleri artık başlıbaşına bir araştırma dalı durumunda. Balın diğer yararları ise şöyle sıralanabilir:

    Kolayca sindirilir: İçindeki şekerlerin bir başka cins şekere (fruktozun glikoza) dönüşebilme özelliği sayesinde bal, yüksek miktarda asit içermesine rağmen en hassas mideler tarafından bile kolaylıkla sindirilir. Aynı zamanda bağırsakların ve böbreklerin daha iyi çalışmasına yardımcı olur.

    Düşük kalorilidir: Balın bir diğer özelliği de, aynı oranda şekerle karşılaştırıldığında oldukça tatlı olmasına rağmen, vücuda yaklaşık % 40 oranında daha az kalori sağlamasıdır. Vücuda yoğun enerji vermesine rağmen, kilo yapmaması balı üstün nitelikli bir besin kaynağı yapmaya yeter.

    Süratle kana karışır: Bal ılık suyla karıştırıldığında 7 dakika içinde kana karışır. İçerdiği serbest şekerlerden dolayı beynin çalışması kolaylaşır…

    Kan yapımına destek olur: Bal, kan yapımı için vücudun gereksinim duyduğu enerjinin önemli bir bölümünü karşılar. Ayrıca kanın temizlenmesine de yardımcı olur. Kan dolaşımını hem düzenleyici, hem de kolaylaştırıcı yönde etkisi vardır. Damar sertliğine karşı önemli bir koruyucudur.

    İçinde bakteri barınamaz: Balın bakteri barınmasına olanak tanımayan özelliği “inhibine etki” olarak adlandırılır. Yapılan deneyler sulandırılmış balın bakteri öldürücü özelliğinin saf bala göre iki kat arttığını göstermiştir. İşin ilginci, arı kolonisine yeni dahil olacak kurtçukların, kendilerine bakmakla görevli arılarca—sulandırılmış balın bu özelliğini bilirmişcesine—sulandırılmış balla beslenmesidir.

    Arı Sütü: Arı sütü, kovandaki işçi arıların ürettiği bir maddedir. Çok besleyici olan arı sütünde şeker, protein, yağ ve birçok vitamin bulunur. Vücudun kuvvetsiz düştüğü durumlarda ve doku yaşlanmalarından ileri gelen bozukluklarda kullanılır.

    Arıların ihtiyaçlarından çok fazla ürettikleri balı, insanlar için ve insanlara uygun olarak yaptıkları açıktır. Bu inanılmaz görevi “kendi başlarına” yapamayacakları da…

    İNSANIN YARATILIŞI

    Eğer insan, aklını kullanıp “ben nasıl var oldum?” sorusuna samimi bir cevap bulmaya çalışmazsa, genellikle “nasıl oldumsa oldum!…” gibi bir mantığa kapılacaktır. Bu mantığa kapılınca da zaten, ona bu tür konular üzerinde bir daha düşünmeye pek zaman bırakmayacak bir hayat tarzını benimseyecektir.

    Oysa akıl sahibi insana düşen, nasıl var olduğu üzerinde düşünmek ve hayatın anlamını buna göre belirlemektir. Bunu yaparken de, kimilerinin yaptığı gibi, varacağı sonucun “meğer ben yaratılmışım” şeklinde çıkmasından korkmamalıdır. Çünkü sözünü ettiğimiz kimileri, kendilerini bir Yaratıcı’ya karşı sorumlu hissetmek istemezler. Yaratılmış olduklarını kabul ettiklerinde, hayat tarzlarını veya bağlı oldukları ideolojilerini terketmek zorunda kalmaktan çekinirler. Ya da kendilerini yaratana boyun eğecek olmaktan kaçarlar. Bu psikolojiyi taşıyanlar, Kuran’ın deyimiyle “vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla” (Neml Suresi, 14) Allah’ı inkar edenlerdir.

    Varlığını “zulüm ve büyüklenme”ye kapılmadan akıl ve vicdan ölçüsünde değerlendiren insan ise, kendinde Allah’ın yaratışından başka birşey görmeyecektir. Varlığının, kendisinin yaratmadığı ve kontrol edemediği binlerce karmaşık sistemin uyumuna bağlanmış olduğunu farkedecektir. “Yapılmış” olduğunu kavrayacak ve Yaratıcı’sını tanıyıp O’nun kendisini hangi amaca yönelik olarak “yaptığını” anlamaya yönelecektir.

    İnsan “yapılmış” olduğunu izlerken, ona rehberlik eden bir kaynak vardır: Kuran. Bu kitap, onu yaratan tarafından ona ve diğer insanlara indirilmiş bir “yol göstericidir”.

    Yaratılış olayının aynen Kuran’da tarif edildiği gibi gerçekleşmiş olması da, akıl sahibi insana önemli mesajlar vermektedir.

    İlerki sayfalarda, akıl ve vicdan sahiplerine nasıl “yaratıldıklarını” ve bu yaratılışın içindeki muhteşemliği gösteren bilgilere yerverilmiştir.

    İnsanın yaratılışının öyküsü, birbirinden çok uzak iki ayrı yerde başlar. İnsan, kadın ve erkek bedeninde birbirinden tümüyle bağımsız olarak oluşan, ama birbiriyle tümüyle uyumlu olan iki ayrı özün birleşmesiyle hayata adım atar. Erkek bedeninde oluşan spermin erkeğin isteği ya da kontrolü ile oluşmadığı ortadadır, aynı kadın bedeninde oluşan yumurtanın kadının isteği ya da kontrolü ile oluşmadığı gibi. Onların bu olaylardan haberi bile yoktur.

    Aslında, çok açıktır ki, erkekten gelen öz de, kadından gelen öz de, birbirlerine uyumlu olarak yaratılmışlardır. Bu iki özün yaratılışı da, birleşmeleri de, gelişip insan haline dönüşmeleri de gerçekte büyük birer mucizedir.

    TESTİS VE SPERMLER

    Yeni bir insan yaratılmasının ilk basamağı olacak spermler erkek vücudunun ‘dışında’ üretilir. Bunun sebebi üretimin ancak vücut ısısının yaklaşık 2 derece altında gerçekleşebilmesidir. Bu ısının sabitlenmesi için bir de testis üstüne yerleştirilmiş özel deri çalışır. Bunun fonksiyonu soğukta büzüşerek, sıcakta ise terleyerek gerekli olan ısıyı sabit tutmaktır. Acaba bu hassas dengeyi erkeğin kendisi mi “ayarlayıp” düzenlemektedir? Tabi ki hayır. Erkeğin bundan haberi bile yoktur. Yaratılışı reddetmekte direnenler, bunun ancak “insan vücudunun keşfedilmemiş bir fonksiyonu” olduğunu söyleyebilirler. Bu “keşfedilmemiş fonksiyon” sözü ise “kuru bir isimlendirme”den başka bir şey değildir.

    Testislerde dakikada ortalama 1000 adet üretilen spermler erkekten kadının yumurtalarına doğru yapacağı yolculuk için sanki oradaki ortamı “biliyormuşcasına” özel bir dizayna sahiptir; baş, boyun ve kuyruktan oluşur. Kuyruğu, spermin bir balık gibi ana rahminde ilerlemesini sağlayacaktır.

    Bebeğin genetik şifresinin bir bölümünü barındıracak olan baş kısmı ise özel bir koruyucu zırhla kaplanmıştır. Bu zırhın faydası anne rahminin girişinde farkedilir: Buradaki ortam son derece asidiktir. Spermin, bu asidin varlığını bilen “birisi” tarafından koruyucu zırhla kaplandığı ise son derece açıktır. (Bu asidik ortamın da nedeni ise annenin mikroplardan korunmasıdır.)

    Erkekten rahme atılan sadece milyonlarca sperm değildir. Meni birbirinden farklı sıvıların karışımından oluşur. Kuran, bu gerçeği şöyle vurguluyor:

    “Gerçek şu ki, insanın üzerinden, daha kendisi anılmaya değer bir şey değilken, uzun zamanlardan bir süre gelip-geçti. Şüphesiz biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık…” (İnsan Suresi, 1-2)

    Meni içindeki bu sıvılar spermlerin gerek duyduğu enerjiyi karşılayacak olan şekeri içerir. Ayrıca baz özelliğiyle ana rahminin girişindeki asitleri nötralize etmek, spermin hareket edeceği kaygan ortamı sağlamak gibi görevleri vardır. (Burada da yine iki ayrı ve bağımsız varlığın birbirine uygun olarak yaratıldığını görüyoruz.) Spermler yumurtaya varana kadar annenin vücudunda zorlu bir yolculuk geçirir. Kendilerini ne kadar savunurlarsa savunsunlar, 200-300 milyon spermden yumurtaya ulaşanların sayısı bini pek aşamaz.

    YUMURTA

    Sperm yumurtaya uygun olarak düzenlenirken, çok ayrı ve farklı bir ortamda da yumurta hayata tohum olmaya hazır hale getirilmektedir… Kadının haberi bile yokken, yumurtalıklarda oluşan bir yumurta önce karın boşluğuna bırakılır ve hemen sonra ana rahminin fallop tüpü denen uzantılarının ucunda yer alan kollar sayesinde yakalanır. Ardından yumurta fallop tüpünün iç yüzeyindeki tüylerin hareketiyle ilerlemeye başlar. Büyüklüğü ise bir tuz tanesinin ancak yarısı kadardır. (sağda)

    Yumurta-sperm buluşmasının yeri fallop tüpüdür. Burada yumurta özel bir sıvı salgılamaya başlar. İşte bu sıvı sayesinde spermler yumurtanın yerini bulurlar. (Dikkat edelim: Yumurta “salgılamaya başlar” derken bir insandan ya da gelişmiş bir bilgisayardan söz etmiyoruz. Bu ufacık protein yığınının, “kendi kendine” böyle bir şeye “karar vermesi”, daha da ötesi spermi kendine çekecek bir kimyasal bileşim “hazırlayıp” salgılaması inanılır şey midir?)

    Özetle, vücudun üreme sistemi özellikle yumurtayla spermi buluşturacak şekilde hazırlanmıştır. Ve kadın üreme sistemi spermlere, spermler de kadın vücudundaki ortama uygun olarak yaratılmıştır.

    SPERM VE YUMURTA BULUŞMASI

    Yumurtayı dölleyecek sperm yumurtaya yaklaştığında, yine yumurtanın salgılamaya “karar verdiği” (!) ve sperm için özel olarak hazırlanmış bir sıvı, spermin koruyucu zırhını eritir. Bunun sonucunda da bu kez spermin ucunda olan ve yine özel olarak yumurta için hazırlanmış bulunan eritici enzim kesecikleri açığa çıkar. Sperm yumurtaya ulaştığında bu enzimler yumurtanın zarını delerek spermin içeri girmesini sağlar. Yumurtanın etrafını kuşatan spermler içeri girmek için büyük bir yarışa başlarlar. Ancak yumurtayı genelde tek bir sperm döller.

    Kuran’ın bu aşamada söyledikleri de hayli dikkat çekicidir. Kuran, insanın sıvının yani meninin özünden meydana getirildiğini söylüyor:

    “(Allah) sonra insanın neslini bir özden, değersiz bir sıvının özünden meydana getirdi.” (Secde Suresi, 8)

    Ayetin bildirdiği gibi, yumurtayı spermleri taşıyan sıvının kendisi değil, içinde taşıdığı tek bir sperm, hatta onun da “özü” olan kromozomlar döllemektedir.

    Tek bir spermi içeri alan yumurtaya artık bir başka spermin girmesi mümkün değildir. Bunun sebebi yumurtanın etrafında bir elektriksel alan bulunmasıdır. Yumurta çevresi (-) elektrik yüklüdür ve ilk sperm yumurtaya girer girmez bu potansiyel (+) olur. Böylece dışarıdaki spermlerle aynı elektrik yükünü taşıyan yumurta, bu kez onları itmeye başlar.

    Yani birbirinden ayrı ve bağımsız olarak oluşan iki özün elektriksel yükleri de birbirleriyle uyum içindedir.

    Sonunda spermdeki erkeğin DNA’sıyla kadının DNA’sı birleşir. Artık annenin karnında yabancı, yeni bir hücre (zigot), yeni bir insanın ilk tohumu vardır.

    ZİGOTUN RAHİME YAPIŞMASI

    Yumurtanın döl yatağına yerleşebilmesi pürtüklü özelliğinin sayesindedir. Bu pürtükler, yumurtanın gerçek uzantıları olup, toprağa yerleşen kökler gibi, organın derinliklerine doğru dalar. Böylece zigot kendisinin gelişimi için annenin vücudunda salgılanan hormonlardan yararlanabilir. Ancak modern çağda bulunan bu gerçeği, Kuran şöyle bildiriyor:

    “Yaratan Rabbin adıyla oku. O, insanı bir alak’tan (asılıp tutunan şeyden) yarattı. Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir.” (Alak Suresi, 1-3)

    “İnsan, ‘kendi başına ve sorumsuz’ bırakılacağını mı sanıyor? Kendisi, akıtılan meniden bir damla su değil miydi? Sonra bir alak oldu, derken (Allah, onu) yarattı ve bir ‘düzen içinde biçim verdi.’ Böylece ondan, erkek ve dişi olmak üzere çift kıldı.” (Kıyamet Suresi, 36-39)

    Döl yatağına tam anlamıyla tutunmuş olan zigot gelişmeye başlar. Oluşan yeni insanı anneye bağlayan yer, plasenta denilen tek taraflı bir süzgeçtir. Plasentanın en önemli özelliği anne karnında bebeğin gelişmesi için gerekli olan maddeleri “seçerek” bebeğe sunmasıdır.

    Bunlardan ayrı olarak, bebeğin içinde büyüdüğü amnion sıvısının dikkati çeken en önemli özelliği, dışarıdan gelecek darbelere karşı bebeğin güvenliğini sağlamasıdır. Kuran, bu konuda şöyle diyor:

    “Sizi basbayağı bir sudan yarattık. Sonra onu savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.” (Mürselat Suresi, 20-21)

    ÜÇ KARANLIK BÖLGE

    Çocuğun döllenmeden itibaren gelişimi üç bölge içinde olmaktadır. Bu üç bölge:

    1. Fallop borusundaki bölge; bu bölge spermle yumurtanın birleştiği ve yumurtalığın rahime bağlı olduğu bölümdür.

    2. Ceninin tutunarak gelişmeye başladığı rahim duvarının içindeki bölme.

    3. Ceninin özel bir sıvı dolu kese içerisinde gelişmeyi sürdürdüğü bölge.

    Kuran-ı Kerim konuyla ilgili olarak şöyle demektedir:

    “….Sizi annelerinizin karınlarında, üç karanlık içinde, bir yaratılıştan sonra (bir başka) yaratılışa (dönüştürüp) yaratmaktadır. İşte Rabbiniz olan Allah budur, mülk O’nundur. O’ndan başka ilah yoktur. Buna rağmen nasıl çevriliyorsunuz?” (Zümer Suresi, 6)

    Bu arada, zaman geçtikçe, başlangıçta jelatini andıran ceninde büyük bir değişim görülür. İlk baştaki o yumuşak yapının içinde vücudun dik durmasını sağlayacak sert kemikler oluşmaya başlar. Hem de her kemik yerli yerinde! Diğer bir deyişle başlangıçta aynı yapıya sahip olan hücreler farklılaşarak, kimi ışığa karşı hassas göz hücrelerini, kimi sıcağı, soğuğu ya da acıyı algılayan sinir hücrelerini veya ses titreşimlerini hissedecek hücreleri oluşturur.

    Bu ayrışıma hücreler mi karar vermektedir? Kendi kendilerine, insan gözünü ya da kalbini oluşturmaya karar verip, bu akılalmaz işi onlar mı başarmaktadır? Yoksa onlar bu işe uygun olarak mı yaratılmışlardır? Akıl ve vicdan ikinci seçeneği kabul edecektir.

    Bütün bu anlatılan işlemlerin sonunda, bebek annesinin karnındaki gelişimini tamamlamış ve dünyaya gelmiştir. Bu haliyle anne karnındaki halinden 100 milyon kat büyük, 6 milyar kat da ağırdır…

    Burada anlatılanlar, başka herhangi bir canlının değil, bizim hayata başlangıç öykümüz. İnsan için, böylesine karmaşık, olağanüstü bir olayın kimin eseri olduğunu bulmaktan daha önemli ne olabilir?

    Bütün bu karmaşık işlemlerin “kendi kendine” oluştuğunu düşünmek akıldışıdır. Hücreler nasıl “karar verip” insan organlarını oluşturabilirler? Zaten ateist “bilim adamları” da olayı -ne demekse- “doğa mucizesi” olarak tanımlıyorlar…

    Elbette anlatılan olayların hepsini Allah yaratmaktadır. Hem de her anını, her saniyesini ve her aşamasını. Bu ise yaratışın önemli bir sırrıdır.

    “Sizleri Biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz? Şimdi (rahimlere) dökmekte olduğunuz meniyi gördünüz mü? Onu sizler mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcı Biz miyiz?” (Vakıa Suresi, 57-59)

    Bu gerçeği, bir başka Kuran ayeti şöyle bildirmektedir:

    “O’nun bilgisi olmaksızın, hiç bir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz da. Ömür sürene, ömür verilmesi ve onun ömründen kısaltılması da mutlaka bir kitapta (yazılı)dır. Gerçekten bu, Allah’a göre kolaydır.” (Fatır Suresi, 11)

    “Akıtılan bir meniden” insana dönüşen vücudumuz milyonlarca hassas denge içerir. Biz farkında olmasak da, vücudumuzda yaşamamızı sağlayan son derece karmaşık ve hassas sistemler vardır. Tüm bu sistemler, insanın, kendisinin “yapıldığını” anlaması için, onun tek sahibi, Yaratıcısı ve Rabbi olan Allah tarafından kurulmuş ve işletilmektedir.

    “İnsan, ‘kendi başına ve sorumsuz’ bırakılacağını mı sanıyor? Kendisi, akıtılan meniden bir damla su değil miydi? Sonra bir alak oldu, derken (Allah, onu) yarattı ve bir ‘düzen içinde biçim verdi.’ Böylece ondan, erkek ve dişi olmak üzere çift kıldı. (Öyleyse Allah,) Ölüleri diriltmeye güç yetiren değil midir?” (Kıyamet Suresi, 36-40)

    İnsan Allah’ın yarattığı bir varlıktır. Yaratıldığına göre, üstteki ayetin vurguladığı gibi, “kendi başına ve sorumsuz” bırakılacak değildir…

    “Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın.”
    (Bakara Suresi, 32)

  52. Arkadaşlar Allah ve iman konusunda yaşadığımız obsesyonlar aslında MANTIKLI düşünüldüğü zaman ne İLAÇA nede PSİKOLOĞA gerek olmadığını evrendeki herşeyin Kur’anda BİLİMSEL açından 1400 yıl önce yazılmış bizlere gönderilmiş olduğunu görürüz. Bunu gördüğümüz vakit obsesyonların ne denli azalacağını göreceksiniz. Nedenmi bahsediyorum ? Size şöyle açıklayayım. Bismillahirrahmanirrahim
    Birbirleriyle uyumlu bir şekilde (tabakalar halinde) yedi göğü yaratmış olan odur. Merhametli olanın yaratmasında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevirip gezdir. Herhangi bir çarpıklık(çatlaklık) görüyor musun? 67 Mülk Suresi
    Bakın mesela bu surede YEDİ GÖK ifadesi geçiyor atmosferin 7 katmandan oluştuğunu bilim daha yakın gecelekte açıkladı ama Kur’an bunu. 1400 yıl önceden bize bildiriyor. Bir diğer ayette ise Bismillahirrahmanirrahim
    Allah, yedi kat göğü ve yerden bir o kadarını yaratandır. Ferman bunlar arasından inip durmaktadır ki, böylece Allah’ın her şeye kadir olduğunu ve her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz. Talak suresi 12. Ayet
    Bunun gibi daha nice ayetler AKLINIZIN ALAMAYACAĞI şeyler kuranda mevcut ne mi bunlar mesela

    – Kandaki Oksitlenme
    – Güneş Doğarken Kutuplarda Ozon Tabakası
    – Savunması Sağlam Anne Rahmi
    – Güneş’in Hidrojen Ve Helyum İçeriği
    – Hz. Musa’nın Denizi Yarmasında Tsunami Etkisi
    – Nuh Tufanı Kıssasındaki Bilimsel Gerçekler
    – Suni Olarak Elde Edilemeyen Ağaç ve Ateş Mucizesi
    – Aerodinamik Kuvvetler ve Kuşlardaki Programlanmış Uçuş
    – Atomun Sağlamlığı ve Elektron Yörüngeleri
    – “Dokunmuş” Gökyüzü
    – Güneş Merkezli Sistem
    – Güneş Belirli Bir Süre Sonra Sönecektir
    – Yaşlılıkta Kemik Erimesi
    – Canlıların Kopyalanması
    – Kuazarlar ve Çekimsel Mercek Etkisi
    – Günümüz Radar Teknolojisi
    – Yayılan Yeryüzü
    – Kalp Masajı
    – Dünya’nın Yerçekimi  Kuvveti
    – Gökyüzündeki Kırmızı Gül: Rosette Nebula
    – Evrenin Varoluşu
    – Evrenin Genişlemesi
    – Evrenin Sonu ve Big Crunch
    – Sıcak Dumandan Yaratılış
    – “Göklerle Yer”in Birbirinden Ayrılması
    – Göklerle Yer Arasındakilerin Yaratılışı
    – Evrendeki Mükemmel Denge
    – Evrendeki İnce Ayar
    – Güneş, Ay ve Yıldızın Yapılarındaki Farklılık
    – Yörüngeler ve Dönen Evren
    – Güneş’in Gidiş İstikameti
    – Ay’ın Yörüngesi
    – Ay Yılının Hesaplanması
    – Çekim Gücü ve Yörüngesel Hareketler
    – Dünya’nın Yuvarlaklığı
    – Dünya’nın Dönüş Yönü
    – Dünya’nın Geoit Şekli
    – Dünya’nın ve Uzay’ın Çapları
    – Atmosferin Katmanları
    – Korunmuş Tavan
    – Gökyüzünün Bina Kılınması
    – Geri Döndüren Gök
    – Yeryüzünün Katmanları
    – Yeryüzünün Ağırlıklarını Dışarı Atması
    – Dağların Görevi
    – Dağların Hareket Etmesi
    – Güneş’in Doğuşu ve Batışındaki Farklı Noktalar
    – Karaların Çevresinden Eksilmesi
    – Yarılan Yeryüzü
    – Demirdeki Sır
    – Petrolün Oluşumu
    – Zamanın Göreceliği
    – Altı Günde Yaratılış
    – Kader Gerçeği
    – Yaratılıştaki Çiftler
    Bu başlıklar Kuranda bilimsel olarak daha yakın gelecekte açıklanmış ve bu Kur’anda tam 1400 yıl öncesinden bizi bildirilmiş ANCAK BİZ OKUMADIĞIMIZ VE ARAŞTIRMADIĞIMIZ İÇİN muallakta kalıyoruz obsesyonun çaresinden çok Kur’anın bilimsel mucizelerinden bahsettim NEDEN BİLİYOR MUSUNUZ ÇÜNKÜ YILANIN KUYRUĞUNU DEĞİL BAŞINI EZMEK LAZIM. DİN İNSANLARI CAHİLLEŞTİRMEZ OLGUNLAŞTIRIR. ALLAH BİZE HERZAMAN DÜŞÜNÜP ŞÜKRETMEMİZİ İSTİYOR. HA BU ARADA KUR’ANIN “19” MUCİZESİNİDE ÖZEL OLARAK ARAŞTIRIP OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM HAYIRLI GÜNLER…..

  53. Selamunaleyküm ben 16 yaşındayım benim 2-3 yıl önce dini obsesyonlarla ilgili rahatsızlığım vardı ve ilaç tedavisiyle kurtuldum ama ne yazık ki bu sene de rahatsızlığım başladı içimde bir ses var ve bu ses Allah a küfür ediyor İslami unsurlara küfür ediyor . ama bunlar insan kendisi istemediği için günah olmazmış fakat çok afedersiniz bazen ben masturbasyon yaparken böyle obsesyonlar aklıma geliyor ve Allah a niyet şeklinde küfür ediyor bir kaç gün böyle oldu . niyet şeklinde derken yani ses niyet ettim diye başlıyor ve devamında Allah a küfür ediyor fakat ben o esnada o sesi umursamayıp masturbasyona devam ettim işim bittiğinde ise bende cehennemlik olma korkusu başladı ve bu korku başımın etini haftalarca yedi. benim sorum ben bu aklıma gelen kötü niyeti umursamayarak masturbasyona devam ettim acaba böyle devam ederek günaha girmiş olabilirmiyim lütfen açıkla rmısınız?

    1. Yapmış olduğunuz şey haram bir iştir.O haram işi yaparken böyle şeylerin akla gelmesi olabilecek bir şey.Pişmanlık duymuşsunuz zaten tövbe edin ve evlenin derim

  54. Kuranda kırılan sınırlar vardır fakat bunları biz göremiyoruz ifadesini yazımda göremedim.Acaba yazımı özetleyip mi bunu yazdınız ?

    Obsesif sınırları kıran kuran açısından konuşucaksak bunları konular halinde söz etmek lazım..

    Benim açımdan eğer bir insan Kurana inanıyorsa tek aklına takılan şeyin acaba yaptıklarım etik mi değil mi düşüncesi olması lazım doğru mu yanlış mı ? Tabi ki konu yine aynı yere çıkıyor yaptıklarımızın doğru, yanlış, etik, etik değil gibi düşüncelerini geleneksel değil kitabi din açısından düşünmemiz lazım..

    Şuan bu yazıyı yazarken bazı şeyler yazdım ama geri sildim kısaca öncelikle şunu sormak istiyorum Bir insan hayata Kurani hayat felsesi ile bakarsa hangi noktalarda takıntısı olabilir onu bilmek isterim öncelikle ?

    Mesela akla istenmeyen düşünceler gelen bir insan eğer Kurani hayat felsefesi ile bakarsa zaten bunların beyninin şeytanın ( şeytanı negatif beyin frekansı olarak tanımlıyorum) bir oyunu olduğunu algılaması ve o Kurani hayat duruşunu algıladığında bunların komik gelmesi lazım ..

    Bu isteyenmeyen düşüncelere herşey giriyor .Örneğin;
    Bir yakını kaybetmek ( bunun komik olan tarafı yakı kaybetmek değil bundan dolayı insanda oluşan herşeyin bitmesi dünyanın sonu geldi tarzından oluşan düşünceler.)
    Ve Aklınıza gelebilecek litaretüre girmiş girmemiş bütün istenmeyen düşünceler..
    Aslında Bunu Kurani açıdan tek konuda şöyle özetleyebiliriz;
    Şeytan( tanınım olarak :beyindeki negatif frekanslar)
    Şeytan insan aklına herşeyi getirebilir sadece akla gelen şeyin herkesin kabul edeceği gibi ( negatif frekans olarak kabul etmemiz ) bunu algıladığımızda ise bunun zaten normal birşey olduğunu farketmemiz ve her zamanki gibi bu süper ötesi evren yaşamımıza güzelce devam etmemiz 🙂

    Aslında bizim gibi varlıklarda komik olan şu ; Beynimizde imgelenen şeylerden dolayı sıkıntıya düşmek !

    İnsan neden beyninde imgelenen şeylerden dolayı sıkıntıya düşer ?,

    Sorunumuzda cevabımızda bu bence 🙂

    Mesela beyninde imgelenen şeylerden dolayı sıkıntıya düşüren örnekleri çoğaltabilirmisiniz yada bu yazıyı okuyan varsa (inanan birisini hangi negatif frekanslar rahatsız ediyor ?

  55. Sizi çok iyi anlıyorum ama bu konuda tecrubeli olduğumu düşünüyorum hepimiz böyle şeyler yaşadık az çok ama ,mantıklı düşünüp dini kitabii algılayıp gereksiz kutsaliyçiliğin önüne geçmeliyiz. Bu gereksiz kutsaliyetçilik bizi obsesyon ve takıntılara sürüklüyor…
    Hemen hemen hepimiz gereksiz kutsaliyetçilğin ve bunun neden olduğu takıntı obsesyon..vs şeytanın her türlü hilesi ..vs yüzünden bu süperötesi evreni varoluşumuzu doğayı algılarımızı sağlıklı şekilde kullanamıyoruz hayatımızı mahvediyoruz… Gereksiz boş aptalca şeylerin yüzünden böyle insanı varlığımızı aptalca bir şekilde kullanıyoruz..
    Bunun önüne geçmemiz lazım ama bu gereksiz kutsaliyetçilik öyle bir içimize işlemişki bizim değer yargılarımız olmuş durumda neredeyse ,bu gereksiz obsesif kutsaliyetçiliğim önüne geçmek kimimiz için bütün kişiliğini değiştirmesi anlamına gelebilir..

    Ve şunu demek istiyorum ; eğer eroin veya kokain veya alkol bağımlısı olursak bunun tedavileri mevcut hastaneller veriyor fakat bir din ile afyonlanırsak bunun hiçbiryerde tedavisi yok.. Benim herhangi siyasi görüşüm herhangi bir mezhep..falan filan bağlantım yok sadece tecrubelerimi ve okuduklarım kadarıyla kendimi ifade etmeye çalışıyorum..Dediğim gibi bu konuda dünyada belkide en ağır dini mantıksız obsesif.. falan filan ne derseniz tecrubeli birisi olarak diyorum ki ; Televizyonlarda ,ve o din öğretme adı altında kitapların hemen hemen çoğu afyon..Bunu yazarken çoğunuz bana içinden küfür edebilir dediğim gibi obsesif din anlayışı değer yargılarımız haline dönüşüyor..Ben sadece tecrubelerimi yazıyorum ..

    Kuran bir yönden benim için insanın bütün obsesif düşünce sınırlarını aşıp gerçek özgürlüğe kavuşturmayı ifade ediyor ama ((((((MAALESEFF ))))))) Böyle ortamda tvlerde gazete köşelerinde Kuran ile ilgili yazı yazan gördüğümde çok az yazar hariç içime sıkıntı geliyor ,Kerametistik hikayeler ,,insanı sınırlayan köleliği ve itaat kültürünü subliminal (farkında olmadan ,gizlice anlamadan) olarak beynimize giriyor.
    Ama önceden bu obsesyonları kendimde daha ağır yaşadığımı düşündüğüm zamanlarda en ilgimi çeken yazılar bu aptalca dini afyoni yazılar oluyordu… Şimdi çok şükür diyorum..

    Hayatın kendisi, dünya mücadelesi, hayat düzeni Kurani din, insanların tapınak dininin adı haline gelmiş..

    Her zaman değer yargılarımızı eleştirelim,

    1. Ufuk Bey merhaba.
      Sıradışı yazınızı ilgiyle okudum. Gerçekten üzerinde düşünülmesi gereken tespitleriniz var. Söylediğiniz şeylere tam olarak katılmasam da, biz sonuçta obsesyonun çaresini arayan insanlar olarak kalıp dışındaki düşünceleri de burada paylaşmak durumundayız. Bu sebeple sitemizin prensipleri gereği yazınızı olduğu gibi yayınlıyorum.Kalıplar obsesyonlarımızı oluşturuyor. Bu çok doğru bir tespit. Hatalı dini algılamalar takıntılarımızın temeli bu da çok doğru bir tespit. Yazınızda dikkati çeken noktaları not aldım. Yine aynı şekilde yazınzıda “Kuranda kırılan sınırlar vardır. Ancak bunları bizler bilmiyoruz.” anlamında ifadeniz var. Obsesif sınırları kıran kuran hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşırsanız sanırım bütün okurlarımız merakla okuyacaklardır. Yazınızın düşünce ve insani duygu ufuklarımızda yeni kapılar açmasını diliyorum.

  56. Dini obsesyonların çaresi olarak bilgili olmaktan ve geleneksel dinin yerine Kitab-i din ile hareket etmek gerekir…Günümüz 2012 Türkiyesinde öyle bir din anlatımları, öyle din öğrenme kitapları adı altında kitaplar var ki, insan bırakın obsesyon olmalarını ruh hastalıkları hastanelerine düşmüyorlar..(düşenlerde vardır..)

    Maalesef bu obsesyonlardan kurtulmak için bile bazen burada görüyorum bazı obsesyon ve sıkıntılara karşı dini yazılar görüyorum şu şu kadar oku ..vs tarzında asıl bunlar değil mi zaten insanları obsesyona sokan…

    1. Ufuk bey. Dinin sapıtılması ve birilerinin oyuncağı haline getirilmesi konusunda sizinle hem fikirim. Fakat bazı yazılarımızdaki duaların okunma sayısına fazla takılmamak lazım. Dinin kalıp haline gelmesi bizleri de çok üzüyor. Önemli olan onun niyetini ve amacını anlamak. Ancak derdi veren Allahsa dermanı ondan istemenin doğru bir mantık olduğunu düşünüyoruz.

  57. arkadaşlar merhaba bu sefer sıkıntılarımdan bahsetmeyeceğim ama benimle aynı duyguyu paylaşan insanlarla konuşmaya ihtiyacım var . böyle sbhlara kdr oturuyorum boğuluyorum… konusmak isteyen arkadaslarım olursa eklerlerse sevinirim.gercekten ihtiyacım var. sağlıcakla kalın…semra_celikk@hotmail.com

    1. semra hanım. Sizin gibi bir birleriyle konuşmak isteyen arkadaşlar için bir sohbet odası açma fikrim var. Öyle daha muhabbet ortamında oluyor. Sitemiz şu anda dertleşmek isteyen kimselerin mail hesaplarının alınıp verildiği bir durumda. Mail adreslerinin verilmesine kesinlikle müdahale etmiyorum. Önemli olan insanların dertlerine derman bulması. Ancak mail hesaplarının alenen verilmesinde, kullanıcılar açısından bazı sakıncalar oluyor. Sohbet odası açarsam bunu ana sayfadan duyuracağım. Biraz uğraştırıcı bir iş. Bilginize.

  58. Belkide dünya tarihinde en ağır obsesyon tecrubesi olarak benim tecrubem ve teorim şudur;

    Siz zaten iyisiniz beynimizde o bizi sıkıntıya düşüren negatif düşünceler(şeytan) bizimle dalga geçiyor bizi sıkıntıya düşürmek için herşeyi yapiyoır
    sizin kurtulmaya çalışmanız aslında benim teorimde obsesyona destek vermek oluyor siz zaten iyisiniz kurtulmaya çalışmak demek o şeytanca
    —” aa ben bunu sıkıntıya düşürdüm kurtulmaya uğraşıyor.”
    DİYE DÜŞÜNRDÜRÜR.Maksat iyi olduğunuzı görmeniz,,ama şuda var !siz ben iyim diye düşünürken bile o şeytan der ki
    — ” aaa ben bunu sıkıntıya düşürdüm iyi olmaya çalışıyor.. ”
    diye BİZİ düşündürüyor.. sizin düşünmeniz gerekken BUDA DEĞİL !! yapmanız gereken buda değil..ASLINDA YAPMANIZ GEREKKEN BİRŞEY YOKSİZ ZATEN İYİSİNİZ…İYİ OLDUĞUNUZU KENDİ KENDİNİZİ TATMİN ETME ANLAMINDA DEĞİLDE GERÇEK OLARAK KENDİNİZİ GÖRMENİZ LAZIM … Hayat çok güzel..Sizinle oyun oynayan o düşünce sizin hep ters düşüncenizde düşündürüyor ..
    bu bence normal birşey çünkü çok özgür bir beynimiz var.Her şeyi düşündürür işte obsesyon kişiler bunun etkisi altında kalıyor..

    Ayrıntılı soru sormak isteyen mail adresime mail atabilir.obsesyonda dediğim gibi belkide dünya tarihinde en ağır obsesyon tecrubesi olan kişi olarak tecrubelerimi aktarabilirim…bU SİTEDEN DE YAZIŞABİLİRİZ.
    . ufuk765@hotmail.com

  59. MERHABA OBSESİF TAKINTILI ARKADAŞLARIM.BU BİR HASTALIK VE LÜTFEN OLMUSUZ YAZILAR YAZMIYALIM.BEN YAKLAŞIK DÖRT YILDIR BU DURUMDAYIM VE DÖNEM DÖNEM ÇOK İYİM ÇOK ŞÜKÜR AMA DÖNEMDE DÖNEMDE DİBE VURUYORUM.AMA YİNDE ÜMİDİM KAYBETMEDİM VE KAYBETMEYECEĞİMDE.OLUMSUZ HER YORUM BİZLERİ KÖTÜ BİR ŞEKİLDE ETKİLİYOR.25 YILDIR KURTULAMAYAN ARAKADAŞIMA SESLENİYORUM AMA KURTULMAYA ÇALIŞAN ARKADAŞIM BİRDE KURTULMAYI DENEMEDEN YAŞAMAYA ÇALIŞ.GERÇEKTEN BOŞVER AMA NE DÜŞÜNOYORSAM DÜŞÜNÜYORUM DE KENDİ KENDİNE UMURSAMA BAK O ZAMAN HERŞEY DAHA GÜZEL OLUYOR.

  60. Arkadaşlar size işte mükemmel bi çözüm açın internette Kuranın bilimsel mucizelerini okuyun belki size uygun gelmeyebilir ama harun yahyanın ömer çelakılın araştırmalarını okuyun insan bunları görünce obsesyonları azalıyor kaygıları gidiveriyor imanı arttırıyor size bir kitap söyleyeyim “Kur’an hiç bitmeyen bir mucize ” bu kitapta çooooook şaşıracağınız bilgiler var mutlaka okuyun obsesyondan kurtulmak için gerçek kanıtlar lazım iş dini boyutta olduğu için çok zor geliyor insana ancak bu söylediğim kitap hiç bişey bırakmıyor insan içinde

  61. Dini obsesyonlar konusunda bu konuda belkide dünya tarihinde en ağır obsesyon tecrubesi olan birisi olarak kendimce bildiklerimi experans vekü ( yaşanması gereken tecrube) lerimi paylaşabilirim 🙂

  62. Evet Ayşe hanım durumu biraz özetlemiş bu dini obsesyonlar bilgisisizlikten,geleneksel din algısından ortaya çıkıyor…

    Bu konuda dini obsesyonlar veya herhangi obsesyonlar konusunda mail adresim : ufuk765@hotmail.com mesaj attığınızda bu konularda kendimce tecrubeli olarak düşüncelerimi aktarabilirim..

  63. Selamünaleyküm…öncelikle yönetici arkadaşıma ve tüm bu sitedeki kardeşlerime…Arkadaşlar…belki de sizden daha ağır şeyler yaşamışımdır.siz hiç düşünceden korktunuz mu?birçoğunuz tabiki korktuk.eğer korkmasak burda ne işimiz var diyeceksiniz.ama ben daha ağırını yaşadım…bir çok objeyi düşünemiyordum.düşündüğüm zaman acı çekiyordum.ortaokulda başladı.şu an 21 yaşındayım…ve hayatımın en iyi zamanlarını yaşıyorum diyebilirim.elhamdülillah…iyiki büyümüşüm iyiki çocuk kalmamışım.çünkü çocukken yaşadığım şeylere anlam veremiyodum ve onlarla başedemiyodum.kimseye de anlatamıyordum.ama artık büyüdüm.Allah la olan irtibatım arttı.ve inanın çok rahatım :)..gülümsüyorum,çünkü bu gülümseme hepiniz için..hepinizin buna çok ihtiyacı var biliyorum…kardeşlerim 5 vakit namaz kılın…Bunu yapın..Vallahi billlahi geçiyor rahatsızlıklarınız..birçok kişi yapamıyorum edemiyorum diyor.size bir sır vereyim mi???eğer bu takıntılarla uğraşıp aklınızdan silmeye çalıştığınız zamanı,bir vakit namaz için harcasaydınız,zaten kendiliğinden geçecekti.yalan söylemiyorum!ne çıkarım olabilir ki?bana inanın lütfen.adabıyla usulüyle tam bir samimiyetle Allah’a yönelin…bakın ben yaşadığım uç şeyleri buraya yazmak istemiyorum.çünkü okudukça etkilenir ve başka şeyleri kafanıza takabilirsiniz.ama en az sizin kadar uç ve ağır şeyleri yaşamışımdır.zaten bu yaşadığımız şeyler kalplerimizdeki siyah noktalardan kaynaklanıyor.yani günahlardan.günah işledikçe kalp kararıyor şeytanın girebileceği bir ev haline geliyor ve şeytan da rahatça cirit atıyor.bakın ben dilimi damağıma yapıştırıp sessiz zikir çeken bir insanım.gözyaşlarına boğulduğum günleri hatırlıyorum.hiç bitmeyecek gibiydi.sanki o takıntılar ömrüm boyunca benimle birlikte gittiğim yerlere gelecekti..eşim beni sevmeyecek ailesi alay edecekti…ama bunların hiçbir omadı.çünkü gözyaşlarına boğulduğum takıntılar geçti!!!Bu,namazım ve sessiz zikirim vesilesiyle oldu…hele bir 5 vakit namazınızı aksatmadan kılın,dilinizi kımıldatmadan gözlerinizi kapatıp,Kalbinizden Allah deyin…öyle dingileşiyorsunuz öyle huzura kavuşuyorsunuz ki,her yendiğiniz vesvesede biraz daha olgunlaşıyorsunuz.Elhamdülillah diyorsunuz…şuan hala vesveselerin yok mu diyeceksiniz.evet var.ama nasıl biliyor musunuz?dini konuda bilmediğim bir konuda vesvese geliyor ve onu öğreniyorum,geçiyor.yani benim ilerlemem için birer vesile haline geliyor.ha eğer o soruyu ertelersem ve sormazsam kalıyor evet ama sorup cevabını alınca geçiyor.saçmasapan vesveseler artık çok dayanamıyor.çünkü namaz kılıyorum.5 vakit Allahın karşısına çıkıyorum.Sizden biriniz 5 vakit bir nehirde yıkansa kirden eser kalır mı?işte 5 vakit namaz da böyledir.Hadis-i Şerif…Tek yol bu arkadaşlar!dünyada ve ahirette sıkıntılarınızdan kurtulmanızın tek yolu bu!daha fazla kaçamazsınız.Aslında Allah sizi huzuruna çağırmak için bu skntıları veriyor…Kulum dara düşsün ve Beni anmak için Huzuruma gelsin diyor belki de…Seviliyorsunuz arkadaşlar seviliyorsunuz!her ne akdar bilmesekte….Firavun’un başı bile ağrımamış…Hz.Ebubekir Efendimiz başına bir skntı gelmediğinde Allah tan selam gelmediğini düşünürmüş….Allah rızası için NAMAZ kılın….şeytanın boynunuza bir ip geçrip dolandırmasına,dünya ve ahiretinizi mahvetmesine izin vermeyin….selam ve dua ile…

    1. Doğrusu yazınızda kendimi buldum. Sıkıntıların Allah’a açılan kapılar olduğunu bilmek ne güzel! Takıntı ve vesveseler beni dünyanın sanal şeylerinden uzaklaştırıp, riya içeren şeylerinden uzaklaştırıp Allah’a yaklaştırdı. Bu konuda bir yazı da yazmayı düşünüyorum ayrıca. Ne mutlu sıkıntısında doğru çıkışı arayanlara!

  64. Rabbim sizden razı olsun . kimseyle konuşamıyorum anlatsamda anlamıyorlar .. beni anladığnızı görmek beni çok mutlu etti.cümleleriniz göz yaşları içinde okudum. Allah razı olsun …

    1. Ben bir şey yapmadım. Sizi size anlattım. Bunu da ben yapmadım zaten Allahın izniyle vesile oldum. Nefsinizden kurtulacağınız bir yol herkesin mutluluk bulacağı bir yoldur. Geçmiş olsun tekrar.

  65. merhaba arkadaşlar ben sıkıntımın ne olduğunu anlamaya çalışırken bu sayfa ile karşılaştım. öncelikle hepinize teşekkür ederim.Allah razı olsun. yazılarınızı okudukça bir nebze olsun rahatlık hisseetim.sizin hastalığınızdan dolayı mutluluk duymadım tabiki ama yalnız olmadığımı görünce rahatladım. çünkü günlerdir sadece bendemi oluyor diye düşünüp kendi kendimi yiyordum.ben 24 yaşındayım 12 yaşımdan beri çeşitli dönemlerde anksiyete bozukluğu tedavisi gördüm son 1 aydır da bu konulardaki düşüncelerle cebelleşiyorum .yıllardır yaşadığım korkuların korkunç hislerin en katlanılmaz olanı bu benim için.Düşüne düşüne artık dini sohbetleri,Kuran ı dinleyemez oldum. Sure Dua bile okuyamıyorum okurken aklıma o kadar çok saçma şeyler geliyor ki katlanamıyorum bu hislere.o kadar çok düşündüm ve kendimi yedim ki dünya gözümde anlamsızlaştı insanlara bakıyorum hep bir çaba içindeler bu düştüğüm girdabın etkisi ile herşey bana saçma gelmeye başladı bazen intiharı bile düşünüyorum ne anlamı var diyorum dünyanın ama Rabbim ve içimdeki iman Allah korkusu beni engelliyor. benim sorunum dini obsesyon mu başka birşey mi bilmiyorum ama bana çok acı veriyor canımı yakıyor. asla kabul etmeyeceğim düşünceler geliyor aklıma. acaba diyorum bu bir hastalık değil ve benim has düşüncelerim mi eğer öyle ise ömrüm böylemi geçecek diye düşünüp iyiden iyice çaresiz hissediyorum kendimi. bunları yazdım çünkü gerçek anlamda rahatlamaya ihtiyacım var. uyku bile uyuyamıyorum. yatağa uzandığım an aklıma gelen şeyler o tuhaf hisler bni bitiriyor. fazla uzatmayaım. Rabbim cümlemize şifa versin inşAllah. sizlere ve diğer bu illetin pençesindeki kardeşlerimize.Hayırlı günler .

    1. Semra hanım.
      Merhaba. Öncelikle geçmiş olsun. Yazmış olduğunuz yoruma dair bir yorumda bulunmak istedim.
      Demişsiniz ki düşüncelerim acaba kendi düşüncelerim mi yoksa bir hastalık mı diye?
      Bunun bir hastalık olduğu çok açık. Eğer düşünceler kendi düşünceleriniz olsaydı. Bunlar Allah inancıyla çatıştığı zaman siz düşüncelirinize inancınızı teslim ederdiniz. Ancak sonuçta siz bütün anksiyete bozukluğu olan, takıntısı ve vesvesesi olan bütün Allaha inanan insanlar gibi Allaha inanç ve sadakat eksenininde kopmama çabası içerisindesiniz. Sonuçta sizin temel düşünceniz Allaha bağlılık, bütün ortaya çıkan diğer içsel ve rahatsız edici düşünceleriniz ise, bu temel inanç sisteminden sizi ayırmaya çalışan şeytanın fikirleri. Bu da size anksiyete olarak yansıyor.
      Kalbinizin sesini dinleyin o sizi yanlış yola götürmeyecek. Kalbinizin ritmine ayak uydurun o size hayatın ritmini öğretecek. Beyninizin kalpten ve vicdandan yoksun tek boyutlu sesine kapılmayın. O ancak, kalple birlikte ise o sizi doğru istikamete götürecek. Sizi yaratana, var edene, yoktan icad edene, size kıymet verip bir ruh üfleyene, size nimetler verip çocuklar, eşler, anne babalar- arkadaşlar veren , su ile bünyenizi ferahlatana, hava ile içinizi her nefeste rahatlatana, organlar verip işlerinizi gördürene nankörlük yapmayın. O sizi sizden çok sevdi. Nimetlerle donattı. Bir takım dünyevi düşüncelerin peşinden koşup onu üzmeyin. O sizi sizden çok sevdi. Kalbiniz sahibini biliyor, bilmiyorsa vicdanınız biliyor. Sahibinize hakkını verin. O da tıpkı bir anne babanın evladın gecelerde başında beklediği gibi, karnını karşılıksız doyurduğu gibi, dertelerinde üzüldüğü gibi bize bakıyor. Karşılığında sadece tam bir hakkaniyetle bir perde gerisinde bilinmeyi bekliyor.
      Bunları siz yapmıyorsunuz diye yazmadım. Sadece bu siteyi okuyan bütün okurlarımıza tekrar hatırlatmak istediğim için yazdım.

  66. ayşe hanım cok güzel bi yazı yamış cok teşekkür ediyorum öncelikle bende intihar noktalarına geldim evet şu an geçiyo namazlarımı allah kabul ederse kılmaya başladım artık daha rahatım ben dini obsesiftim başıam neler neler geldi halende geliyo ama artık umursamuıyomuş gibi yapıyorum şeytana tükürüyorum biliyorum allah tealayı cok sevdiğmi o zamn ona demiyeceğim şeyler geldiyse ben söelemedim diyorum geçiyorum bazen düşünmemek değil düşünmek gerek aklıma gelmez die düşünmeyin insanın aklına cok pis şeyler geliyor hemde cok pis gençliğimdenmi kaynaklanıyor bilmiyorum ama 6. yılım dolmak üzere sıkıntılar peşimi bırakmadı ama ensonunda bıktım hertürlü careye başvuruyorum

  67. İlnginçtir ki bende sizlerin yaşadığı durumları çokça yaşayan bir insanım. Bence bir insan ya bir tarafta olmalı ya da diğer tarafta. Ufaklığında dini bilgi alıp ta gençliğinde çağdaş yaşam içine dalan insanların sıkıntılarının aynısını yaşıyorum. Bana sürekli emsile, bina, maksut, avamil, izhar, kafiye kitaplarını, fıkıh, hadis ve diğer dini bilgileri okuttular ve daha sonra babam beni o yurttan aldı. İşte bu dönemde kendimi normal hayatın içinde buldum. Alışmam çok zor oldu çünkü hiç görmediğim ve bilmediğim bir hayat. On sene sıkıntısını çektim ve hala da zaman zaman çekiyorum. Bir insan ya terazinin bir tarafında ya da diğer tarafında olmalı.

    Dengenin ortasında olduğumuzda sorun çıkıyor. Dini obsesif doğru bir isim seçimi olmuş. Allah acıyı ve kederi sevdiği kuluna veriyorsa madem, neden insanoğlu bu acıya dayanamayıp canına kıyıyor. Sevgili kul olamadı o zaman. Bu hadis veya bir söz ise ve insanları çektiği acılar intihar edip cehennemlik olmaya sürüklüyorsa bu söz saçmalık olmalı.

    1. Serkan Bey.
      Tespitiniz harika. Arafta kalmak obsesyonların önemli bir nedeni. Bu cümleniz gelecek günlerde benim sık sık üzerinde düşüneceğim bir cümle olacak. Yani bu içsel çatışma ortamı obsesyonu körüklüyor. Ya da ortaya çıkarıyor. Bunun üzerinde iyice düşünmem gerekiyor. Sizin başka tespitleriniz de varsa değerli katkılarınızı bekleriz.

  68. kütüphaneye ulaşabileceğiniz adresi mailinize attım…bence bu sitedeki herkes birbirine dua etsin.inş şifa buluruz.Rabbim büyüktür.

  69. Merhaba !
    Ayşe hanım bahsettiğiniz kitabı okumak isterim.Çünkü bu buhranı çok uçlarda yasıyorum ben.

  70. Selamun Aleykum Ya Aişe.Sağ olun teşekkür ederim cevabınız için.Bahsettiğiniz kitabı farkfark2009@hotmail.com adresime gönderirseniz pek sevinirim.Lakin benim dini buhranım zihinde olmaktan bir hayli çıktı.Özellikle geceleri ruyamda farklı dergah ortamları zikir halleri görüyorum ve tuhaf gelebilir belkide dünyevi şeylerle zikri aynı uçlarda hissediyorum.

  71. Aleykümselam Emir kardeş…hayat çok ilginç.ben de sizin yaşadığınız şeyleri çocukluğumdan beri yaşıyorum.yani küçükken geceleri akrabalarımın yanında uyurken birden bire çığlık atıp insanları kendime güldüreceğimden korkup kendime engel olamayacağımı zannederdim.daha o zamandan başladı yani.ama yaşım ilerledikçe özellikle namazımı düzene oturtup bazı haramları terkedince Rabbim beni bu sınavlardan daha kolay geçirmeye bunlara çözüm buldurmaya başladı.Siz sanırın Nakşibendi’siniz.Bende ordanım.Bu yola babam vesilesiyle girdim.babam da gençliğinde girmiş.Üniversite yıllarında çok iyi bir sofi imiş.her neyse siz erkek olduğunuz için belki de şeytan sizi daha çok dine aykırı figürler görme yolu ile kandırıyor.bunu babamla konuşmuştuk.kızım dedi şeytanın oyunu bunlar hep.o da gençken imamın arkasında namaz kılarken haşa imamla ilgili çok kötü sahneler gelirmiş aklına.yada -haşa- Allah-ü Teala ile ilgili olumsuz manzaralar…babam bunların en ağır şeklini yaşamış emir kardeş.ama şuanda hepsi geçmiş ve gayet rahat ve huzurlu bir insan.tabiki içinde gelgitleri sürüyordur ama inanın böyle vesveseler şeklinde değil.hepsi geçiyor kızım dedi bana.inanın geçiyor.sakın ümitsizliğe kapılmayın.bunun en etkili çözümü aldırmamak.ve bu yaşadığınız şeylerden siz sorumlu değilsiniz.aklınıza bunlar geldiğinde şunu deyin,şeytan sus bunlar senin sözlerin,bana ait değil.Rabbim beni bunlardan sorumlu tutma..gerisi ise vesvese gelse bile aldırmamak.bir de tasavvufta birden yol almak çok tehlikeli dikkat edin.eğer nakşi iseniz başta 5000 zikir veriliyor.bunu çekin rabıtanızı ve hatmenizi yapın kafidir.İmam Gazali’nin ”Aldananlar” isimli bir kitabı var.harikadır.benim bilgisayarımda yüklü.isterseniz size gönderebilirim.yani tasavvufta farklı lezzetler ve Allah’la bir olma duygusu yaşasanız bile bu durum sizin ”piştiğiniz” anlamına gelmiyor.Tasavvuf her an yolda olmaktır zaten.Yol ancak ölümle biter…Bir de Said Nursi Hz.lerinin vesvese risalesi var.Onu okursanız yaşadığınız şeylerin hiçte uç şeyler olmadığını,aksine dini yolda ilerlemek isteyen herkesin sizinle aynı şeyler yaşadığını göreceksiniz.Orda derki,genç kendine,ben mahvoldum bittim!Allah hakkında nasıl böyle şeyler düşünebilirim?bu biçare genç kendini kötü şeyler düşünmekle suçlar.halbuki bunlar onun değil şeytanın düşünceleridir.Birde bağlı olduğunuz yolda bulunan kişilerle sohbet edin.Kendi içinizde birşeyleri yaşatıp büyütmeyin.Kafanıza göre çareler aramaya çalışmayın.İnanın ki bu yollardan geçmiş büyükleriniz mutlaka vardır ve sizin tecrübe ederek bulmaya çalıştığınız doğruları,onlar söz ile söylerler ve acı şeyler yaşamada bu yollardan geçmenizi sağlarlar.Allah’ın izniyle…

  72. Merhaba!
    Ben bu süreci uzun yıllardır yasıyorum ama sanırım herkesin yasadıgı hal farklı.Ben özellikle dini objeler dini mekanlar dini zamanlarda çok uç tezat hisler yasıyorum.Tasavvufa erken dönemde yoneldim pişmeden olmaya çalışınca kendimi bu girdabta buldum.Halvette 40 gün adlı kitabı okuduysanız belki daha iyi anlarsınız beni.En yakınıma bile izah etsem bu durumu düpedüz sapkın oldugumu düşünür.Özellikle ibadet esnasında ve zikr esnasıda çok sıradısı ifadeler dualar ve tezat hisler geçiyor içimden bu dönemeci hakikaten yasayan insanlara konusmaya ihityacım var.yoksa sadece ben mi yim acaba diye düşünmek mahvedici bir etki olusturuyor.

  73. Selamun Aleykum.Bu oldukça zor bir süreç.Boğazın sularında benzetiyorum bazan kendimi.Yüzeyi durgun ama dipte muthiş bir akıntı var.inanılmaz bir girdap.Ben çocuklugumdan bu yana bu dönemeci aşmaya calısıyorum.Ve bu ağır imtihanın nedenini şuna bağlıyorum aslında baskın bir aile ve çevrede yasamak çok etkiliyor.Dışarda takındıgım rolümüzün altında eziliyoruz.Ve bize bir şekilde nefsimiz oldugu unutturulmaya çalıştıkça biz daha da çok nefsimizi keşfediyoruz.Hepsi içimizdeki nefs denen domuzun oyunları.Ben tasavvufta bir an önce kademe almaya çalıştıkça yani pişmeden olmaya bakınca kendimi bu dehlizin içinde buldum.Ve yasadıgım iç çatısmayı en yakınıma izah etsem düpedüz sapkın oldugumu düşünür.Dini objeler dini ifadeler dini mekanlar dini zamanlarda aklıma çok uç hisler geliyor.Çok tezat haller yasıyorum.Şu an sizlere bile ifade etmekte çekindiğim şeyler bunlar.Ne kadar ilginç ki birçoğunuzla aynı yarayı tasıdıgıma inanıyorum ama bunu izah etmekte bile çekiniyorum bazan.Ve merakım şu acaba benim yasadıgım hali yasayan kimse var mı?Mesela Halvette 40 gün adlı kitabı okuyan.Ayşe arkadasım size soruyorum sizin yasadıgınız süreç nedir tam olarak.Darkness adlı arkadasım mail adresi bırakmıssınız size ulasmak isterim.Hepimize acil şifalar inşaALLAH

  74. Ayrıca belirtmek isterim ki,eğer bu size ümit verecekse şunu bilin önceden daha kötüydüm.şu anda yavaş yavaş iyileşiyorum.Yani mertt arkadaşımız bence aşırı karamsar ve iyi geçirdiği dönemlerin farkında değil…Allah kimseyi -aralıksız devam eden- bir sıkıntı içinde bırakmaz.mutlaka bazı dönemler sıkıntı artar bazı dönemler azalır.o yüzden Rabbimizin bizi mutlu ettiği günlere şükretmeliyiz.şükür beraberinde ümidi ve şifayı getirir,İnşAllah…

  75. Arkadaşlar sizler böyle ümitsiz konuşunca bu rahatsızlığı yaşayanlar olarak bizleri daha çok karamsarlığa düşürüyorsunuz…evet ben 21 yaşındayım ve dini konularda obsesiflik yaşıyorum.hayatımda sevdiğim bir insan var ve bunları öğrenirse benden uzaklaşacağından korkuyorum.ama ben sizler gibi ümitsiz değilim.geçmişte yaşadığım her sınav şimdi bitti ve bunların da geçeceğini biliyorum Allah’ın izniyle.unutmayın bunu bize veren Rabbim.ve mutlaka bizim bir kötü huyumuzu görmüş onu düzeltmek istiyor.yada derecemizi yükseltmek,bizi olgunlaştırmak,temizlemek istiyor.benim asıl sorunum vesveseler…gusül ve abdest vesvesesinden kurtuldum çok şükür.mantığıma uygun birşey olunca yapmıyorum.ama aklıma bir sürü dini soru geliyor ve yanıt bulamayınca takıntı haline geliyor.bende hepsinin peşine düşüp cevap aramaktan yoruluyorum.böylece kendimi vazgeçirmeye çalışarak devam ediyorum.aslında sevdiğim insan bilgili ve dindar.ona güveniyorum.ilerde evlenirsek inşAllah,bana yardımcı olacağını düşünüyorum.ama ya bıkarsa?ya onun dediklerini beynim kabul edemezse..bakın işte bunlar bile birer vesvese…aslında hepsi Teslimiyetsiz oluşumuzdan kaynaklanıyor!eğer siz aklınıza bir düşünce geldiğinde onu yapmazsam şöyle olur diye yaparak,hayatınızın düzeninin bozulacağını düşünüyorsanız,burada Allah’a olan teslimiyetsizlik ve olacakları ‘haşa’ kontrol etme çabası vardır.Aslında hiçbir olacak şey kontrol edilemez…Bunu bir bilsek Sorun filan kalmayacak! sonuç olarak bende bu sıkıntıyı çeken arkadaşlarla konuşmayı derdimi paylaşmayı çok isterim.bana yorumuma cevap vererek ulaşırsınız…ÜMİTLE KALIN DUALARIMDASINIZ İNŞALLAH…

  76. nasıl olacak bilmiyorum bu hastalık hayatımın her noktasını karattı benim rahatsızlıgım dini obsesyon şimdilik ahirette görüşmek üzere

  77. Selamun aleykum.Ben yıllardır bu dini obsesyonu yaşıyorum ve bu konuda çok tuhaf hislerim oldu.dini ögeler dini figürler beni çok etkiliyor ve daha bir sürü şey.İnsan yalnız olmadıgını görünce seviniyor.Bu obsesyonu yasayan kimselerle tanısmak istiyorum çünkü hakikaten zor bir süreç.mail adresim farkfark2009@hotmail.com

  78. ben 8 yıldır bu hastalığın pençesindeyim çok uğraşlar verdim ama olmadı belli bi aradan sonra tekrar başlıyo hala daha devam ediyo böyle yaşamaktan çokkk sıkıldım artık normal arkadaşlarım gibi olmak isterdim neden böyleyim bilmiyorum ne yapmalıyım onuda bilmyrum bu sorunu mu abime söyledim doğrumu yaptım ondan da emin diğilim bana yardımcı olmanızı istiyorum kendimi çok kötü bir insanmışım gibi görüyorum artık ben dinime bağlı bir insandım nası böyle oldum akıl sır erdiremiyorum aklımdan öyle şeyler iğrenç düşünceler giriyoki sormayın her ortamda bundan çok sıkıldım bana yardım edin ltfennn cevabınızı bekliyorum bana

    1. sorununuzu biraz açar mısınız?
      yardımcı olmaya çalışacağım.

  79. öncelikle, tecrübelerinizi ve bizzat sizlerinde yaşadığı bu illeti bizlerle paylaştığınız için tşk .ler. aslında bu bir bela, bir lanet, hem fizyolojik hem psikolojik her alanda insanı bitiren, bir hiç hale getiren kombine bir batış.. yok oluş..
    ben 25 senedir bu hastalığın pençesindeyim ve halen kurtulamadım..
    tedaviler..denemeler..telkinler..ama her sey ve her yöntem..yok efendim bunun çaresi..
    yeter ki bu illete düşmeye gör..çevremde de var bu illete yakalanan kişiler..
    onlar da aynı, can cekişiyorlar..
    ey bu hastalığa yakalanmayan dünyanın şanslı insanları, yatıp kalkıp Allah’a şükredin ..şükredin ki bu bela size hiç uğramasın..
    bu yorumu yazmak ve yazmamak arasında gidip gelirken..aslında siz değerli arkadaşlara müspet manada bir paylaşımda bulunamamanın ezikliği içinde olduğumu belirtmek isterim..
    evt bu obsesyonlar ve onları susturma adına harcadıklarımız.. debelenmeler,boşa uğraşlar..arayışlar..ve en sonunda yok oluşlar ..
    ben dini obsesyon yazısı üzerine yorum yazdım, aslında benim rahatsızlığım genel olarak obsesif kompulsif..
    bu hastalığa yakalanan arkadaşlara şifalar diliyorum..ben daha ..bu hastalıktan kurtulanı görmedim..inşaallah vardır..ve olsun..

  80. insan böylesi bir durumda yalnız olmadıgını görünce hem seviniyor hem üzülüyor üzülüyorum çünkü zor bir durum insanın tüm yaşamını resmen esir alıyor seviniyorum çünkü yalnız degilim benim gibi olan beni gerçekten anlayan bir çok insan varmış…ben bu rahatsızlık konusunda benim gibi aynı sorunları yaşayan arkadaşlarla bu konuda tanışıp sohbet etmek istiyorum darknesswomen2101@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz bana

    1. Öncelikle olumlu yorumlarınız için memnuniyetimizi ifade etmek isteriz.
      Sizinle bireysel olarak mail üzerinden de görüşebiliriz. Fakat bu şekilde görüşmenin size olan faydası kadar başka insanların hastalığı konusunda da önemli notlar çıkarabileceğini düşündüğümüzden daha toplum adına daha yararlı olacağı görüşündeyiz. Ancak özel diyorsanız ve mailleşmek istiyorsanız mail@obsesiftakinti.com mail adresine mail atabilirsiniz.
      Görüşmek üzere. İyi akşamlar.

  81. dini obsesif hastasıyım artık ağlıyorum hayattan koptum neredeyse 2 yıldır bu rahatsızlıkla cebelleşiyorum en sonunda bugün ailemin ve çevremin yoğun isteği ile doktora gittim ve tedaviye başladım önerdiğiniz yöntemi deneyeceğim ne de olsa yer gök dua üstüne rabbim şifasını verir inşallah…

    1. Bu site açıldığında beri hiç bu kadar sevinmemiştim. Sizin sorununuza çözümüne bir şekilde yardımcı olabilirsek gerçekten çok mutlu olacağız. Sorununuz çözülse de çözülmese de tekrar buraya yazmanızı ve takıntınızın devam etmesi halinde başka yöntem / dualar üzerinde durmak istiyoruz. Unutmayın ki sizin obsesyonunuz kutsal, çünkü siz var güzelliği kaybetmeme derdindesiniz.

Bir Cevap Yazın