Dinin Özü Mü? Sözün Gücü Mü? Obsesyonlar-Vesvese ve Dini Eğitim

DİNİN ÖZÜ MÜ, SÖZÜN GÜCÜ MÜ?

Yıllardır çok beğendiğim bir söz vardır.” Sözün gücü mü, gücün sözü mü?” diye. Bu sözle anlatılmak istenen İşlerini zorbalıkla halledenler, insanlar üzerinde tahakküm kurmak isteyenler, gücün sözüne inanan insanlardır. Bu insanlar kuru gürültü veya çeşitli manipülasyon araçları ile hedeflerine ulaşmayı marifet bilir. Bu kişiler haksız oldukları halde kendilerini haklı çıkarmak için insanları para, statü gibi güçlerle etkileme yoluna giderler. Sözün gücüne inananlar ise Kuran’daki şu ayetle hareket edenlerdir: “Onlar ki, sözü dinler ve en güzeline uyarlar.

İşte onlar Allah’ın kendilerini hidayete erdirdikleridir ve onlar temiz akıl sahipleridir.”(Zümer-18) Ayette müminlerin vasıflarından bahsediliyor ki bu vasıf sözün gücüne inananların hidayete erdiğine yani kurtulduğuna dair vasıftır. Sözlerin en güzeli ise Allah kelamı, vahiydir. Kur’an Allah resulüne hitaben: “(Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.” buyrulmaktadır. İşte bizler böyle bir ümmete mensubuz. İnsanlarla iletişimde güzel sözlü olmak peygamber ahlakıdır aynı zamanda. Eğer yazının başlığına dikkat ederseniz bu anlattıklarımla bir tezat içinde olduğumu düşüneceksiniz haklı olarak. Aslında ben, sözün gücünün her zaman gücün sözüne galip geleceğine inanan bir müslüman olarak konu başlığının anlatılanlarla bir paradoks içinde olmadığını, sadece bu sözden ilham alarak müslümanlar içinde kanayan bir yaraya değinmek istiyorum: Dinin içinin boşaltılması, özünden koparılmasına neden olan, bazı insanlarda dini obsesyona yol açan sözler.

Çocukken abdest alma konusunda bir hocadan dinlediğim vaaz nedeniyle bende abdest ile ilgili obsesyonlar başlamıştı. Abdest alırken yıkanması gereken uzuvlarda kuru yer kalmaması konusunda emin olamıyor, defalarca aynı uzvu yıkama gereği hissediyordum. Bu bir zaman sonra obsesyona dönüşmüştü. Hoca efendiden duyduğum bende obsesyona neden olan “ abdest alırken yıkanması gereken uzuvlarda iğne ucu kadar kuru yer kalmamalı” sözlerinin defalarca vurgulanarak söylenmesi hayatımı bir anda çekilmez bir hale getirmişti. Saatlerce abdest almayla uğraşırken namazı geçiştirerek kılıyordum.

Şimdi düşünüyorum da aslında dini algılama biçimimiz yanlış kişiler tarafından inşa edildiğinde ne türlü bir felakete sebep olduğunu daha iyi anlıyorum. Ne yazık ki din bir takım ritüellere indirgendiğinde, şekle hapsedildiğinde; ruhundan, anlamından kopuk, yaşanması çok zor olan bir hale bürünmektedir. Ben kendi hayatımdan bir örnek verdim.

Anlattığım örnekle birebir aynı olan bir sürü tecrübeyi arkadaşlarımdan dinlemişimdir. Namazın mahiyeini,hikmetini ,müminin dünya ve ahiretine olan katkısını anlatmak yerine saatlerce ayaklar şu kadar açılmalı, kollar şöyle bağlanmalı v.b şekli unsurları anlatmak , ibadeti şuursuzlaştırmaktan başka bir işe yaramamaktadır.

Abdest, oruç ,zekat gibi ibadetlerde ne yazık ki aynı mantıkla anlatılmaktadır. Söylemek istediğim ibadette biçimin hiçbir öneminin olmadığı değil, kuşkusuz biçim de önemlidir. Ancak bütün amellerde niyetin salih olması ve üzerinde tefekkür ederek, hayatımızın her alanına sirayet etmesi çok daha önemlidir. Vurgu daha çok bunlara olmalıdır.

İkinci olarak şundan bahsetmem gerekiyor. Dinle ilgili obsesyonları ateşleyen kıvılcımlardan en tehlikelisi dini bir takım bilgilere sorgulamaksızın, kaynağından değil de kulaktan dolma sözlerle ulaşmaktır. Dini algı bu şekilde inşa edildiğinde bir müddet sonra kişi içsel konuşmalara başlar.

Bir taraftan kişi bu içsel konuşmaların veya düşüncelerden rahatsız olmaya başlar. Rahatsız oldukça rahatlamak için bir takım kompülsiyonlara başvurmaya başlar. Bu düşüncelerden kurtulmak için çırpındıkça bu düşüncelere saplanır. Aslında insanoğlunun her zaman çevreyi kontrol altına alma isteği,belirsizliklere tahammülsüzlüğü getirdiği için kompülsiyonlara yol açmaktadır. Oysa kaynağından alınmış, temiz bir akılla ulaşılmış islami hiçbir bilgi gerçekte obsesyona yol açmaz. Bu olsa olsa sorgulamaktan öteye geçemeyen kişiyi daha da aşkın bir gerçekliğe götüren doğal bir süreçtir.

Burada temiz akıl önemli bir argüman olarak karşımıza çıkıyor. Kastettiğim her türlü önyargıdan uzak, saf bilgiye ulaşmayı samimice isteyen akıl. Aksi takdirde obsesyon kaçınılmazdır. Obsesyonlar aslında gerçekten uzak, çarpık düşüncelerdir. Beyin sağlıklı, temiz bir akıl yürütme faaliyeti içine giremez. Böyle durumlarda kişiye düşen bunun farkında olarak, bir süre aklına yatmadığı düşüncenin mutlaka bir cevabının olduğunu bilerek hayatın akışına kendisini bırakmasıdır. Gerçi, aklın sınırları da bellidir. Kavrayabildikleri vardır, şu an kavrayamadıkları ve hiçbir zaman kavrayamayacağı unsurlar vardır. Tıkandığımız noktalarda bu gerçeği hatırlamakta da fayda var.

Bir de her türlü obsesyonun bence en önemli ilacı onu önemsememektir. Bu hastalıkla mücadele eden herkesin mutlaka önemsememeyi öğrenmesi lazım. Zamanım olursa obsesyonu önemsiz kılmakla ilgili ayrıntılı bir yazı ele alacağım inşallah. Beynimize bunu öğretmemiz lazım. Beynimize hakim olursak bir çok sorunun üstesinden geliriz. Ayrıca obsesif ruh halimizi kendimiz için avantajlı hale büründürebiliriz. Çünkü insan bu düşüncelerle meşgulken beynin ön lobu çok aşırı çalışmaktadır. Eğer dikkatimizi istediğimiz bir konuya veya hobiye kanalize edebilirsek bundan kazançlı bile çıkabiliriz. Allaha emanet olun.

Yasal Uyarı: Doktora reçete ettirmeden ve doktordan kullanım özelliklerini öğrenmeden ilaç kullanmayınız. Bitkisel ilaçları tıbbi ilaçlarla kullanmadan önce doktorunuza danışınız. Yukarıda ve bu sitede yer alan bilgiler site yöneticisinin ve ziyaretçilerin sadece şahsi tecrübeleri ve kendi fikirleridir. Bilimsel olarak ispatlanmamışlardır. Burada yer alan bilgiler hatalı, güncelliğini yitirmiş olabilir. Size uygun gelen bilgileri psikiyatristinize/ psikologunuza- doktorunuza danışmadan uygulamayınız. Okuyucularımızın bu siteden öğrendiklerinizi uygulamalarından kaynaklı ve bu sitede yer alan bilgilerden kaynaklı sorunlarda yasal sorumluluk kabul edilmez. Yazılar sadece bilgi amaçlıdır.

Comments

comments

Dinin Özü Mü? Sözün Gücü Mü? Obsesyonlar-Vesvese ve Dini Eğitim” üzerine bir yorum

  1. Evet hocam maalesef yanlış inşa edildi..
    Eğer islam söz konusu ise önce bazı kelimelerdeki bilgi kirliliğini gidermeliyiz zaten birkaç kelime var anlaşılınca ..

    KAFİR = Kelime anlamı ile meselelerin üzerini örten demektir yani muhammed peygamberi muhammed peygamber yapan bozuk düzene karşı olan devrimci yanını keramet safsataları ile akıldan mantıktan uzak insanları dini obsesyonlara düşüren biçime getirenlere deniliyor.

    MÜNAFIK = Kelime anlamına baktığımızda ikiyüzlü,inançlı dindar görünen kimseleremiş.Yani sakal cüppe 5 vakit dini ritüel gerçekleştirip Sözde dini kişilik kazanıp (hemde islam adına) insanlık adına birşey yapmıyorsa son model jeeplere binen yani sakal cüppe 5 vakit dini ritüel gerçekleştirip adaleş eşitlik insanlığa yarar sağlamayan.
    Ayette ( Sana neyi infak edecekerini sorarlar ihtiyaçtan arta kalanıın tamamamını de,)( Allah kimini kiminden rızık olarak üstün kılmıştır rızkı çok verilenler ellerinin altında bulununanlara veripte eşitlenmiyorlar,Allah’ın nimetini inkarmı ediyorlar )ayetleri İslam dini adına dindar olduğunu söyleyip işçisini elinde imkan olduğu halde asgari ücrete mahkum eden eşitlenmeyi kabul etmeyen( onlar kafir komunist şeyler diyen)( Çalıştım kazandım banane)diyen insana deniyormuş.

    MÜŞRİK = Allah ile birlikte başka şeylere veya kişilere tanrısal vasıflar veren kimse müşrik olarak isimlendirilir.Diye bir kelime anlamı var yani Allah’a ortak koşmak yani tek belirleyici Allah’tır Yani belirleyici ABD NİN EMPERYALİST GÜCÜNÜN DEĞİL İNSANLIĞIN HAKİMİYETİDİR YANİ İNSANLARI ASGARİ ÜCRETE MAHKUM EDİP HAYATINI ÖYLE ONA GÖRE YAŞAMASINI BELİRLEYENDİR MÜŞRİK YANİ ALLAH’TAN BAŞKA OTORİTE İDDİA EDENDİR..
    Ayette ne yazar insanların çoğu Allaha şirk koşarak iman ederler..
    ALlah’ın sıfatlarına yani belirleyici otorite kurarak yani işçisine elinde imkan olduğu halde asgari ücret vermesi onu
    işçisi konumuna sokarak ondan daha iyi bir yaşama hakkı olduğu iddiaa ederek otorite kurması durumuna müşrik deniyomuş..

    PUTPEREST = Maddeye mana yükleyen Allahın yüzünün heryerde olduğu Allah’ın şahdamarımızdan daha yakın olduğu halde dolayısıyla Allah algısının heryerde eşit olduğu halde Allah’ı algılamayı maddeye bağlayan Sözde Allah’a yakınlaşmak içim türbeye giden ..vs insanlara deniyormuş.

    Yani kafir olmayarak (meselelerin üzerinin örtülmesini) münafık olmayarak ( olmadığı halde ikiyüzlü davranma) Müşrik olmayarak (Yani yeryüzünde Allah’ın otoritesine eş koşulmasına Yani Allah’a şirk koşmaya
    insanların hayatlarını belirleme iddasına)Putperest olmayarak (Heryerdekine şahdamarından daha yakına karşı onu türbede yani araç gereçle anlamaya çalışılmaya) yani bunların normal birşey olmadığını iddia etmek yani islam olmak..

    İnsanların sömürüldüğü bir ortamdak insanların islam olduğunu idda etmesi, emperyalizmin taşeronu,genelev, banka,faiz sahibi,bazı insanların evine ekmek götürebilmesi için günün neredeyse tamamında kölelik yapması zorunda bırakıldığı bir yandan da 5 yıldızlı otellerde iftarların meşru olduğu ,Afika kıtasında açlık diye birşeyin hala ifade edilebildiği ,dünyada sömürü ,adaletsizlik,düzen getirme bahanesi ile savaşların olduğu ,savaş zeminlerinin hazırlandığı,bu sözde düzen getiricilerin savaş (yağma) eylemi sonucu kadınların tecavuze uğradığı çocukların öldüğü ,bu yağmacıları destekleyen ona taşeronluk edenlerin iktidarın olduğu ortamdaki din adamlarının böyle şeyler söz konusu iken dişe takılan mısır tanesinin orucu bozup bozmaycağını tartışan bir düşüncenin egemen olduğu ortamdayız

    islam özüne dokunmamak adına her türlü taklayı attırıyorlar. islamın ruhunu hiç bilmeden, uygulamadan, sevgiden yoksun kalıp işi sadece ritüellerde sıkışıp kalan kalın kalın namaz kitabı ayrıntılı konu kitapları ile islamı anladığını sanıyorlar..Bir türlü özü yok

Bir Cevap Yazın