Şüphe, Vesvese, Dini ve Felsefi Takıntılarda Yaşam Şekli

Şüpheci insanlar mı obesiftir yoksa obsesif insanlar mı şüphecidir. Bilmiyorum. Belki tavuk ve yumurta misali bir durum da şüphe ve obsesyon (bu yazı için vesvese kelimesini de obsesyonun yerine kullanabiliriz her ne kadar aralarında bazen derin anlam farklılıkları olsa da) arasında söz konusu olabilir. Ancak kesin olan bir şey var ki o da, şüphe obsesyonun çok türünü ve bu yazımda açıklayacağım özellikle de dini obsesyonu her zaman körükleyen bir duygu.

Ocağı açık unuttum mu? lambaları açık unuttum mu? sevdiğim beni aldattı mı? acaba kanser miyim? gibi obsesyonun diğer türlerindeki şüpheyi bu yazı için bir kenara bırakıyorum. Yazımızda dini takıntılardaki şüphenin ortaya çıkmaması için ne yapmamız gerekiyor o konu üzerinde durmak istiyorum.

Şüpheci insanları harekete geçiren en önemli faktör bilgidir. Vesvese veya takıntı hastası olan kişiler sorunları çözmek amacıyla sıklıkla bilgi kaynaklarını tarar ve bir takım bilgilere ulaşır. Ulaştığı bilgileri, kendini rahatlatmak aslında çok iyi bildikleri mutlak hakikatı ispatlamak için kullanmak isterler. Fakat sıklıkla istedikleri bilgilerden farklı bilgilere de ulaşırlar. Bu da kişilik yapıları itibariyle şüphenin olumsuz bilgilerden çok çabuk etkilenmesi dolayısıyla, ulaşmak istedikleri mutlak şüphesizlik ve ruh dinginliği noktasından daha da uzaklaşırlar.

Eğer kişi şüphe sonucu oluşacak yanlış davranışı yönlendirecek bilgiye sahip olmazsa, şüphe de ortadan kalkıyor, şüphenin oluşturduğu takıntı ve vesvese de. Bu temel düşünceden hareket ederek ancak şüpheci kişiler içinde bulundukları araftan kurtulabilirler.

Daha önce, yazılarımızda uzun uzun açıklamıştık. Dini takıntılar, metafizik takıntılar ve Allah’ın varlığına ilişkin takıntılardan kurtulmak için yapılması gereken dualar üzerinde durmuştuk.

Biz de eski bir dini takıntı ve vesvese hastası olarak Aslında çok inanmamıza rağmen, şeytanın oyununa gelmiştik. Şükür ki Allah’tan kurtulduk. Gönlümüzden kopa kopa “Allah” der hale geldik. O ruh halinden kurtulmayı isteyince zaten Allah er geç kapıları açıyor. Bunun için dualar da çok önemli. Doğru duayı yapmak da tabiki süreci daha da kolaylaştırıyor.

Ancak ilaveten şüpheci ruh halindeki kişilerin, içsel sorgulamalarını sonlandırabilmeleri için, bazı yaşamsal değişikliklere gitmesi gerekiyor. Yanlış davranış kalıplarını terk etmesi gerekiyor.

Örneğin felsefe ile ilgilenmek ve faydasız işlerle uğraşmak. Zamanında benim de yaptığım en büyük hata! Felsefenin temeli sorgulama ve şüpheye dayanmaktadır. Eski yunandaki sapık bir filozofun haz veya varlık sorgulamasını bilmek bize ne kazandırır. Hiç bir şey. Sadece elimizde olanı alır. Peygamberimizin bir duası vardı. “Allahım faydasız ilimden sana sığınırım” diye. Önceleri ne denmek istediğini anlamamıştım. Ama yaşayınca anladım. Büyük hikmet sahibi peygamberimiz, faydasız ilimin ve bilginin insanın başına ne gibi belalar açabileceğini biliyordu. Tıpkı günümüz insanın başına gelen bir çok faydasız ilim belası tıpkı bizim başımıza gelenler gibi. Var olana, varlığa- şüphesizliğe sarılarak yaşamak ne büyük mutluluk Allah’ım.

Diğer husus bilim kurgu, fantastik, korku filmi, dizisi, oyunu gibi medya faktörlerinden uzak yaşamak. Şüpheci mizaçlı kişi, bu medya öğelerinden de bir çok kendisini şüpheye düşürecek faydasız bilgi sahibi olacak. Acaba olabilir mi? Uzaylılar var mı? Bizi onlar mı yönetiyor? Üç harfliler mi bunu yaptı? vs. gibi sonsuz sayıda obsesyon ve vesvese üretmek mümkün olabilecektir.

Özetle, faydasız bilgiden ve sizi şüpheye sevk ettiğini fark ettiğiniz faktörlerden derhal uzaklaşın. Duayı ihmal etmeyin ve bir süre sonra, serin sulardan içmenin mutluluğunu yaşayın.

İyi günler…

Yasal Uyarı: Doktora reçete ettirmeden ve doktordan kullanım özelliklerini öğrenmeden ilaç kullanmayınız. Bitkisel ilaçları tıbbi ilaçlarla kullanmadan önce doktorunuza danışınız. Yukarıda ve bu sitede yer alan bilgiler site yöneticisinin ve ziyaretçilerin sadece şahsi tecrübeleri ve kendi fikirleridir. Bilimsel olarak ispatlanmamışlardır. Burada yer alan bilgiler hatalı, güncelliğini yitirmiş olabilir. Size uygun gelen bilgileri psikiyatristinize/ psikologunuza- doktorunuza danışmadan uygulamayınız. Okuyucularımızın bu siteden öğrendiklerinizi uygulamalarından kaynaklı ve bu sitede yer alan bilgilerden kaynaklı sorunlarda yasal sorumluluk kabul edilmez. Yazılar sadece bilgi amaçlıdır.

Comments

comments

Şüphe, Vesvese, Dini ve Felsefi Takıntılarda Yaşam Şekli” üzerine 18 yorum

  1. bütün vakitlerinizde euzu çekin sakın ama sakın ihmal etmeyin euzubillahimineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim gece gündüz kalkınca yatarken yürürken okuyun muhaakkak ALLAH sizi korucaktır başlarda sıkarlar sizi okurken bu iyiye gitmenin alametidir şeytan ve avaneleri mahvolur marifet nuru gelir insana en sağlam kaleye girer şeytanın şerrinden muhafaza olur sürekli okuyan büyük insanlardan olur sakın küçümsemeyin muhakkak okuyun admin kardeşim bunu tavsiye edermiisiniz çok önemli

  2. Merhaba kolay gelsin.Biraz uzun yazacağım çünkü ciddi anlamda rahatlamaya ihtiyacım var.Bunun için şimdiden özür dilerim. Bende uzun yıllardır bu takıntı hastalığı ile mücadele etmekteyim.12 yaşımda bir rüya sonucu depresyon geçirdim. Ardından takip eden yıllarda anksiyete bozukluğu tedavisi gördüm.Kısaca 12 yaşımdan beri bu illetle uğraşıyorum.İyi günlerim olmadımı oldu tabi. Benim takıntılarım çoğunlukla sağlıkla iligili idi örneklendirmem gerekirse acaba kansermiyim, deliriyormuyum , unutkanlık mı başladı diyip cocuklugumdaki anılarımı hatırlayıp bak unutmamışsın diye kendime çok şeyler anlatırım ya da acaba konuşamayacakmıyım cümle kuramayacakmıyım , ya gece kalkıp annemi öldürürsem ! üzerime kapıları kilitlemek istediğim gecelerim oldu lakin yapmadım dedim ki Semra sen bir karıncayı bile incitemezsin bunu çok iyi biliyorsun o halde yapma.Ben günlerce aylarca bana ızdırap veren bir çok takıntılarla yaşadım hep aynı şeye takmıyordum tabiki bu sürekli değişiyordu lakin ben bunlarla bir şekilde baş etmeye çalışıyordum kısmende olsa başarıyordum lakin son 1 aydır bende dini-metafizik takıntılar baş gösterdi başladığı anı çok iyi hatırlıyorum. ablam namaz kılıyor ve secde ediyor birden aklıma ‘kime secde ediyor ‘ sorusunu attı şeytan ben o an bunu yakalayıp vesvese olduğunu farketseydim belki şuan bu durumda olmayacaktım ama yine kapıldım gittim . o sordu ben içimden cevaplar verdim neticede ehemmiyet gösterdim ve büyüdü kocaman oldu. Allah ın varlığından tutunda neden yaratıldınız, amacınız ne , nasıl olsa öleceksiniz neden yaşıyorsunuz, insanlar hayal mi ,cennet , cehennem kısacası sonsuzluk bu düşüncelere kaptırdı beni ve 1 aydır ben ben değilim . kovmaya calıstıkca sıkışıp kalıyorum beni çıkmz bir sokağa hapsetti ve gitmeme izin vermiyor kısaca ızdırap içindeyim. şimdi birde ‘ya bunlar hastalık ve vesvese değilse kendi düşüncelerimse ya ben bunları kabul edersem kendi düşüncem olursa artık ben kendi irademle bunları dşünürsem inancımı kaybedersem endişesi yaşıyorum ve iyice içinden çıkılmaz bir hal aldı artık bu durum. Bu düşünceler ya benim düşüncemse ve ben artık bunları düşünmekten rahatsız olmazsam o zaman benim bittiğimin resmidir.Çok üzgünüm ve içinden çıkılmaz bir haldeyim.elim kolum bağlı . Buraya yazmamdaki amaçta belki benim gibi bunları yaşayan vardır ve kurtulmuştur banada bir yol gösteren olur .

    1. Aynı sorun bendede var.Banyoya girdiğim zaman diyelim namaz kılacağım 10 kere abdest alıyorum kurtulamadım gitti.Bide abdest alırken aklımdan geçen düşenceleri bii bilsenizz cehennem ızdırabı gibi .Ama bana 2 söz takılı kalmış her abdest aldığımda onlar geçiyor içimden iğrenç bir kelime söylemek istemiyorum çıldıracağım aklıma geliyor namaz kılamıyorum abdest alamıorum hiç bi ibadetim kabul olmuyor sanki.

    2. Aynı şeyi bende yaşoyorum 15 yaşındayım küçükken annemi öldürürmüyüm diye korkardım bi arada her an kalp krizi geçireceğim diye yaşadım şimdi de yaşadığınız ve düşündüğünüz her şeyi yaşıyorum çok bilim kurgu izlerdim artık izlemiyorum dinimi kaybederim diye çok korktum. Duygusuz bir insandım asla aşk inanmazdım vesvese geldiğinden beri aşka inanmaya başladım asla kendini yalnız hissetme ben hep kendimi yalnız hissederdim düşündüklerimi kendi düşündüklerim sanardım şimdi bunun bir rahatsızlık olduğunu öğrendim nir nebze de olsa rahatladım inşallah şifamızı buluruz.

    3. kardeşim selamün aleyküm bu işler gececek merak etme 4 ay oldu doktora gidecem artık cok yardım ederim inşAllah sana fakat dini bilgilerle kendini biraz doldurman gerek sorularının hepsine cevap var m.etme gönlünü ferah tut

    4. bende benzerini yaşıyorum fakat çare bulamadım. doktorda çare var ama gitmiyorum . bence sen her şeye rağmen git

    5. Değerli kardeşim sana tavsiyem Allah de ötesini bırak kitabıdır bu kitap Allahın izniyle sebep olur.Allah şifa versin…

    6. Yaşadıklarının aynısını aynı şekilde ben de yaşıyorum , çok iğrenç bir şey , istemiyorum olmasını fakat kendi kendiliğinden oluyor , ço şükür erken vakitte doktora gittim ve rahata kavuştum biraz , artık düşüncelerimi büyük oranda kontol altına alabiliyorum . Ben de en son metafizik felsefe konularına takıldım çokça doktora gittikten sonra bana ders çalışmamı önerdi 12. Sınıf olman sonava girecek olman büyük şansmış bu hastalığını geçirmede daha iyi bir etken olur dedi. Ayrıca hastalık baş gösterdiği zamanlar midem bulanscak mı korkusuyle yemek yemiyorum , bi keresinde yaklaşık 20 kilo vermiştim, her neyse asıl konuya dönecek olursak ders çalışmaya başladım , nomalde yemek 0 dı fakat ders çalışırken bir tane iki tane de olsa meyve yemeye başladım az uz arta arta şimdi 10 11 kilo aldım ve sürekli yiyesim geliyor . Metafiziki konulara gelecek olursak da yine ders çalışmayla kurtuldum bi ara düzeliyo sonra geri başlıyo dersi bırakırsam . Yani sana çözüm önerim en az 2 3 tane uğraş alanın olsun . Kendini içindeki canavarla yalnız bırakma. Arkadaşlarınla sohbet et edebildiğin kadar. Bu canavarı kabullenirsen yenilirsin , onunla savaşmaya çalışırsan yenilirsin , kaçarsan da yenilirsin. Onu yenmenin tek yolu umursamamak. Bir şeyler yap fakat bu canavara zıt düşmek için değil (o zaman canavarın varlığını kabul etmiş olursun) ders çalışmanı öneririm şiddetle veya resim müzik kurslarından birine gidebilirsin , özellikle de spor dallarından birisi ile ilgilenmeni şiddetle öneririm

    7. Kardesim sen bu yaziyi yazali 2 seneden fazla olmus ancak simdi gordum. Anlattiklarinin aynisi yillar once 16 yasindayken benim de basima geldi. 2 yil kadar siddetli surdu. Anafranil kullandim. Dini yonu kuvvetli bir psikiyatristten terapi gordum, cok dua ettim ancak malesef nafile. Yasadigim istirabi anlatamam. Nasil gecti? Imanim zayifladikca artik takmamaya basladim. O zamandan bu yana gecen 20 senede imanim hep zayifladi. En son faiz almama olayini da asarak 0 noktasina ulastim bu sene icinde. Ancak son aylarda bir yeniden donus mumkun mu? Acaba? diye dusunur oldum. Bakalim..

  3. Cok guzel seyler anlatiyorsunuz,benimde Bir sorum var 4 klinigi gittim butun arastirmalarina ragmen hic Bir sey cikmadi(sizce ne olabilir vucudumun her yeri agriyor)

    1. Tıbbın halen çok ilerlemediğini ve bir çok şeyi ölçemediğini düşünüyorum. Vücudunuzda eksik bulunan bir element mineral dolayısıyla bile ağrılarınız oluyor olabilir. Bunun ölçülebilme şansı yok. Ağrıdan ölseniz bile bulununamaması bence sık sık olan bir hadise. Size tavsiyem beslenmenizi çok sağlıklı bir şekilde yapın. Teorik olarak en sağlıklı beslenme şekillerini uygulayın. Bu vücuttaki bir çok hastalığı kendiliğinden savacak bir şeydir. Özel olarak sizin hastalığınızı Türkiye’de ve belki de dünyüda tespit edecek teknoloji bulunamayabilir.

  4. Biz yurtdışında yaşıyoruz. Burada uygun bir uzman bulmak çok zor. En uygun bildiğimiz bir psikologa gitmiş, o da düşünce bozukluğu teşhisi koymuş, bir de ilaç yazmış, ama arkadaş terapilerden memnun kalmamış, daha gitmiyor. Sorununun bir psikolojik rahatsızlık olduğunu kabullenmek istemiyor, sadece cevaplamak istediğim sorularım var diyor. Ama duyduğu izdiraplardan, acılardan, kayb ettiği kilolardan bunun sadece sorulardan ibarek bir şey olmadığını anlıyoruz. Kendisine yardım etmek istediyim için ,bu konularda çok araşdırma yaptım, sitenizdeki bir çok yazıyı da okudum. Okb.gibi geldi bana. Uzman olmasanız da bu konuların bizzat içerisinde olan birisi gibi sizden yardım istedim. Acil cevabınız için çok teşekkür ederim.

    1. Anladım. Bilmediğim bir konuda yanlış bir şey yapmaktan korktum. Doktor yerine geçmek istemedim. Uygun fırsatta size ayrıntılı bir cevap yazacağım. Merak etmeyin.

    2. Merhaba. Öncelikle türkçeniz çok iyi her hangi bir sorun yok, hatta sizi türkiyeden zannettim demeliyim.
      Geçmiş olsun.
      Şimdi arkadaşınızın durumu gerçekten görüştüğümüz, konuştuğumuz takıntı hastası arkadaşların durumlarından farklı bir profil çiziyor. Takıntı şekli itibariyle yani. Pek rastlamadığım bir takıntı tipi. Ancak görüştüğümüz insanların bazılarında gerçekten farklı takıntı şekilleri ve düşünce biçimleri geliştiğini sık sık gördük. Sonuçta düşünmenin sınırı olmadığına göre, bu düşüncelere virüs gibi takılıp gelen takıntıların da sınırı olmuyor. Takıntınızın dini olmadığını belirtmişsiniz ancak, ben bu takıntının dini ve ahlaki kaygılarla oluştuğunu düşünüyorum. Yani teşhis takıntıysa, niteliği dini.
      Çünkü dini takıntılarda kişiler Allahın varlığı, yarattıklarına, ahlaki öğelere ilişkin günah temelli ciddi endişeler taşırlar. Her neyse sınıflandırma konusu çok önemli değil.
      Arkadaşınızın bu tarz takıntılara düşme endişesi çok önemli, dine olan bağlarını- inancını kaybetme endişesi taşıyor mu? Yoksa kafasındaki düşüncesinin doğru olduğunu ispatlarsa, dinin bir kısmını veya tamamını yok mu sayacak. Eğer Allaha ilişkin, islama ilişkin kendinde bulundurduğu bazı vasıfları kaybetme endişesindeyse bu bir takıntı hem de dini takıntıdır. Ancak bu sırf bir meraktan, felsefi bir arayıştansa bu başka bir hastalık veya hastalık bile değil kişinin dünyayı değerlendirme biçimidir. Yani şüphe o kişiyi endişelendiriyorsa, bence o kişi okb.li diyebilirsiniz.
      Farkı buradan anlayabiliriz. Düşüncenin kabullenilmesi düşüncesiyle hareket etme veya kabullenilememesi kadar keskin bir çizgi bu.
      Arkadaşınız okb.li ise, kendisine verilen ilaç tedavisine ilaveten, dini takıntılar kısmında bahsettiğim üç ayrı duayı düzenli okusun. Çok çok rahatlayacak inşallah.

  5. Merhaba, ben bir arkadaşım için sizden yardım istiyorum. Arkadaşın böyle bir sorunu var. Diyor ki ” Neden ben dışarda rastladığım bir anneyle(babayla) çocuğunu hemen bir-birlerine benzetiyorum, ama yakın çevremdeki insanlarda benzetemiyorum. Kendi ailem, kardeşlerimin ailesi filan. O da aklıma şüpheler veriyor, acaba o çocuk onun çocuğu değilmi? Belki hastanede değişik düşmüş filan, bu şüpheler de beni yiyip bitiriyor. Yakın çevremden birisine çocuğuyla rastladığım zaman hemen dışarıdaki örnekler aklıma geliyor. Neden onları hemen benzetiyorum, ama bunları benzetemiyorum, acaba bu çocuk bunun çocuğu değilmi?…” Bir de arkadaş göz-kaş hissesine çok takılmış diyor ki, her kes göz-kaş hisseden illa da anne babasına benzemeli mi? Eğer benzemiyorsa o onun evladı değilmidir. Benzerlik nedir aslında. Neden iki insanı bazı insanlar bir-birine benzetiyor ama bazıları benzetemiyor, acaba insanlar farklı mı görüyor? …Bir de arkadaşım mütedeyyin birisi. Allahın Ferd ismi bir-birlerine benzeyen ve benzemeyen insanlarda nasıl tecelli ediyor gibi bir sorusu da var. Ama bu bir takıntıysa, takıntısının dini olduğunu düşünmüyorum, Çünki Allahın isimlerinin tecelli edip etmemeyi hakta bir şüphesi yok, sırf benzerlik meselelerine takılıyor. Ve bu hal 7-8 aydır böyle, adam yiyemiyor, uyuyamıyor, ilaçlarla filan gece 5 saat ancak uyur, gözünü açtığı anda aynı düşünceler hemen kafasına geliyor. 4 çocuğu, eşi, işi olduğu halde, hiçbir şeyle ilgilenemiyor. Sorular onu yiyip bitiriyor. Birileri sana büyü yapılmış ve boşluk olduğu yerden üç harfliler şüphe veriyor diyorlar. Arkadaş evvel de kader konusunda bir şübheye düşmüş sonra bir kitap okuyarak tüm soruları çözülmüş. Şimdi de biz vesvese diyoruz, takıntı diyoruz, o ise israrla diyor ki, “ben biliyorum sorularımın beni tatmin edecek cevabı var onu arıyorum. Cevabını buldummu bu işkence biticek.”
    Sizden bu konuda yardım istiyorum. Bu bir takıntımı? Ama ben ne kadar araşdırdım böyle bir takıntı türüne rastlamadım. Takıntıysa hangi kategoriye girer. Sorularının cevabını bulmak için araştırmalarını devam ettirmelimi, psikologların tavsiye ettiği gibi sorunun ardınca gitmeyib, dikkatini başka yeremi yöneltmeli? Bu nedir, nasıl davranmalı? Arkadaşım ve ailesi çok kötü durumda acil yardımlarınızı bekliyoruz. Türkcemde olan hatalarımdan dolayı özür dilerim.

    1. Öncelikle arkadaşınız gitmediyse bir psikoloğa ve psikiyatriste gitmeli. Doktor değilim. Anlattıklarınızdan takıntı mıdır anlamak çok zor. Eğer başkaca doktorlar tarafından tespit edilebilmiş bir psikolojik rahatsızlık yoksa, vesvese ve dini takıntılar konusunda çok ayrıntılı yazılarımız var. onları baştan sona okumanızda fayda var.

Bir Cevap Yazın