Hafıza ve Takıntı

Yıllar yıllar önceydi. Küçük bir çocuk vardı. Bu küçük çocuk kendisine öğretmenleri tarafından verilen o zamanki eğitim sisteminin en önemli ödevleriniden birisi olan ezberleme konusunda oldukça başarılıydı.
Öyle ki öğretmeni şu şu sayfalar arasını çalışın yarın size anlattıracağım dediğinde kısa süre içerisinde o sayfaları ezberlerdi.

Büyük bir çoğunluğunu aynen kitapta yazdığı cümlelerle birebir aktarabilirdi.

Daha sonra bu çocuk büyüdü. Yatılı okulda okudu. Yatılı okulun normal olmayan şartlarında büyüdü. Baskıyı yaşadı, şiddeti etrafında her yerde gördü. 0-7 yaş arasında ailesi tarafından hayata hiç hazırlanmadığını fark etti. Sorumluluk anlayışı ve stresle mücadeleyi öğrenmemişti. Kendine değer vermeyi bilmiyordu. Takıntıların ne olduğunu biliyordu ancak hayatına girdiğini çok geç fark etti. Delirdiğini sandı. Aklını yitireceğini sandı. Ama yitirmedi. Fakat dikkatinin dağıldığını konsantrasyon yeteneğinin azaldığını fark etti. Çünkü dünyaya değil kendine konsantre durumundaydı. Sonra psikologlar kendisinde obsesif kompulsif davranış bozukluğu olduğunu söylediler. Takıntıları onu yatağa hapsetti. Tedavi oldu. Hayatının en zor günlerini yaşadı. Yaşamın ne kadar zor olduğunu gördü.

Türkiye’nin ekonomik yapısı dolayısıyla kişilik yapısına uygun olmayan bir meslek seçti. Sonradan mesleğini de bırakama şansı bulamadı. Türkiye’nin belki de en zor mesleklerinden birisini yapıyordu. Ailevi sorunlar yaşadı.

Fakat değişen bu zaman diliminde en çok kaybettiği şey hafızası olmuştu. Evet, hafızasının körelmesindeki en önemli etken takıntılarıydı. Stresin beynine ciddi bir zarar verdiğine şahit olmamıştı. Ancak, hafızası konusunda esas zararı; stresin tetiklediği sonu gelmeyecek gibi görünen takıntıları dolayısyla yaşadı.

Artık bir gün önce yaşadığı olayları bile unutuyordu. Zihni çok yoğundu. Takıntılarıyla doluydu. Takıntılarını kayda almaktan yaşadığı hayatı kayda alamıyordu. Obsesyonlar onun zihnini sürekli olarak acıtıyordu. Artık beyninin acıdığını görüyordu. Bu gerçek bir fiziksel acıydı. Beynin sağ üst kısmı çok acıyordu. Bazen ağrı bütün beynini kaplıyordu. Artık hafızasının zayıflığı ile anılmaya başlamıştı.

Sonradan gördüğü ilaç tedavisi ve geliştirdiği yöntemle bu çocuk hayata tutundu.

Hafızası da daha düzgün hale geldi ama asla eski haline dönmedi. Tamam insan çocukken yaşadığı olayları iyi hatırlıyor. Ancak, onun hafızasındaki bu gerileme çocukluk ve ergenlik arasındaki fiziksel gerilemeden çok daha öte bir şeydi. Bunu diğer insanlarla kendisini kıyasladığında kolaylıkla görüyordu.

Evet değerli okuyucularımız. Kendi yaşam örneğimde de verdiğim üzere, obsesyonlar hafızanızda körelmelere yol açarlar. Zihninizin bir süre sonra eskisi kadar sağlıklı çalışmadığını görürsünüz. Çünkü sıkı, stresli ve bıkmadan usanmadan acıtarak yapılan veri transferleri beyin nöronlarını da yıpratmıştır. Bazıları devre dışı kalmıştır maalesef.

Vücudun olağan üstü bir dengesi var. Ve takıntılarla başa çıkmak için vücut bir süre sonra hafızasını devre dışı bırakarak takıntılarını unutmayı öğreniyor. Bu vücudun bir savunma mekanizması.

Benzer sorunları yaşayanlar başıma ne gelecek diye merak ediyorlar. İnsanın başına bunlar geliyor. Allah cümlemizi kurtarsın. İyi günler.

Yasal Uyarı: Doktora reçete ettirmeden ve doktordan kullanım özelliklerini öğrenmeden ilaç kullanmayınız. Bitkisel ilaçları tıbbi ilaçlarla kullanmadan önce doktorunuza danışınız. Yukarıda ve bu sitede yer alan bilgiler site yöneticisinin ve ziyaretçilerin sadece şahsi tecrübeleri ve kendi fikirleridir. Bilimsel olarak ispatlanmamışlardır. Burada yer alan bilgiler hatalı, güncelliğini yitirmiş olabilir. Size uygun gelen bilgileri psikiyatristinize/ psikologunuza- doktorunuza danışmadan uygulamayınız. Okuyucularımızın bu siteden öğrendiklerinizi uygulamalarından kaynaklı ve bu sitede yer alan bilgilerden kaynaklı sorunlarda yasal sorumluluk kabul edilmez. Yazılar sadece bilgi amaçlıdır.

Comments

comments

Hafıza ve Takıntı” üzerine 3 yorum

  1. öncelikle düşüncelerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederiz…birşeyi çok merak ediyorum.izninizle soracağım.5 vakit namaz kılıyor musunuz?

    1. bana yapılan ve karşılık veremediğim kötü olayları kafamda herrrrrrgün yaşıyorum. Ta ki o insanla konuşup rahatlayıncaya kadar. Bu beni tüketti ve artık aklıma olumsuz düşünceler geldiğinde midem bulanıyor, bağırsaklarım hızlanıyor, tuvalete koşuyorum. Çözümü kısmen sporda buldum. Yüzme çok etkili bu konuda. Sonra -yapabilsem, fırsat olsa güzel bir hobi edinmek- faydalı oluyor. Satı kantaron denedim, emin değilim sonuçtan. İyi ya da kötü diyemiyorum. Ama sorunlar çözülmemişse, yani düşünceler çok şiddetliyse etkili olmuyor. 1 yıl lustral kullandım, sonuçta şunu farkettim. Bu ilaçları kullanırken kalbinizi hissetmiyorsunuz. Ne üzüntü, ne neşe..Bu yüzden Allah o ilaçlara muhtaç etmesin. İnanmak çok önemli..İnanmak, affetmek, İnsanlarla iyi geçinmek.Çünkü ruhsal hastalıkların bazıları ilişkilerden kaynaklanıyor. Egomuzu devreden çıkarabilirsek, gerçek anlamda affedebilirsek, düşünceler üşüşmeyebilir kafamıza. Ben henüz tam anlamıyla yapamadım. Rabbim o noktaya getirir umarım. Edilen duaların mutlaka cevap bulacağını biliyorum Ama sabırla, ısrarla istemek ve bunun da bir hastalık olduğuna, ve iyileşeceğine inanmak lazım.

Bir Cevap Yazın