Kibir- Ucub- Büyüklenme Hastalığı- Obsesyonu (Takıntısı) ve Çaresi

Uzun bir süredir, ilaçlar ve ilaçlara ilişkin kullanma tecrübelerimden bahsediyordum. Ama bu akşam hiç aklımda yokken birden hazırda bekleyen 17 taslak yazımdan birisi olan kibir- ucub- büyüklenme hastalığının biz obsesifler açısından şahsi bakışımı içeren bir yazısını seçerek, bu yazı üzerinde çalışarak yayımlamaya karar verdim. Bu durumda olan benzer obsesif vakaları gördüm. Ama bunun diğer yazılarımın aksine tüm obsesyon hastalarında geçerli olmadığını da biliyorum. Bu metin yazıya sonradan eklendi. Kibir ve ucub hastalığına faydalı duayı yazının en sonunda bulabilirsiniz.

Biz obsesifler yaptığımız işleri en iyi şekilde yapmayı alışkanlık haline getirmiş, işin aklımızın yettiği bütün ayrıntılarını planlayan ve uygulayan, sık sık denetim yapan , geri dönüp beğenmeyip işi tekrar düzenleyen yani bu vesile ile mükemmeliyetçiliği adet haline getirmiş insanlarız.

Kişilik yapısına ilaveten, bu gibi prosedürler bizde zaman içinde mükemmeliyetçilik obsesyonu olarak tezahür edebiliyor. İşte tehlike çanları da burada çalmaya başlıyor ama hiç farkında olmuyoruz. İçimize sinsi bir şeytan giriyor ve bizi idare etmeye başlıyor. Yani biz artık kendimizi idare etmiyor, hastalığımız mükemmelliyetçilik konusunda bizi idare etmeye başlıyor.

Kişilik yapısının ve ilerlemiş vakalarda obsesyonun bir tesiri olarak, maalesef o işi en iyi şekilde yaptığımızı düşündüğümüzden insanlara karşı bir kibir hastalığı oluşmaya başlıyor. Yaptığımız işleri, sahip olduklarımızı veya kendi kişilik yapımızın geliştirmeye gayret ettiğimiz yönlerini ille diğer insanlarda bu konuda var olanları kıyaslayama, kendimizdekini onlardan üstün tutmaya bununla kendimizde bir sanal haz hissetmeye başlıyoruz.

Bu kibir fırtınası önce, tatlı tatlı meltem halinde eserken, sonra biz durumu anlayana kadar şiddetlenmeye rüzgar, fırtına derken kasırga halinde hayatımızı işgal ediyor. Fakat biz içimizdeki sanal hazzın uyuşturucu sersemliğinden yaptığımız hatayı hata gün gelip bizi hayatın acı reçetesiyle başbaşa bırakana kadar durumu anlayamıyoruz. Bu acı reçete herkesin kibirinin şekline ve hak ettiği belaya göre değişiyor.

Ama bu kibir tuzağına düşerek bir değil, onlarca şeyi kaybediyoruz. Öyle ki kibir “insanı işgal ettiğinde” özellikle işgal ettiğinde diyorum, insan yaptığı her şeyi yeterli görmeye başlıyor. Yaptığı işi, kendini, çevresini, bildiklerini hatta ibadetlerini. Bu da artık hayattaki ilerlemenin ve yeniliklerin durması anlamına veya göstermelik yapay bir hal alması anlamına geliyor.

Ayrıca, dünyaya açılan penceremize kocaman siyah bir perde çekiyoruz. Arkasını gördüğümüzü sandığımız dünyanın karanlık bir silüeti olduğunu fark etmiyoruz. Dünya ile bilgi alışverişini kesiyoruz. Çünkü biz zaten her şeyi biliyoruz.

Daha da kötüsü dünya ile duygu alışverişini kesiyoruz. Çünkü biz zaten yeterli duygusal gelişime ulaşmışızdır. Başkalarının duyguları ise bizim duygusal yansımalarımız oluyor. Onları anlamak ve onların iç dünyasından kendimize yeni kapılar açmak, yeni köprüler kurmak o insanların gönlünde çağlayan ırmaklardan bir yudum su almak mümkün değildir.

Fakat bu noktada, farkındalık da işe yaramıyor. Kişi davranışlarını alışkanlık haline getirdi mi geri dönüşümü olmuyor. Bir reset düğmemiz yok maalesef. Her şey silinmeyecek şekilde belleğimize, bilinç altına işleniyor. Bilinçaltı bir şeyi yanlış kayıt yaptığında ise, o noktayı bulup üzerine doğrusunu işlemek çok çok zor oluyor. Sıfır bir kağıda yazıp yeni bir düşünce sistematiği oluşturmak gibi değil bu. İlla ki yanlış yazılan nokta bulunup üzerine doğrusunun yazılması gerekiyor. Ve eskisinden daha koyu ve eskini kapatacak kadar geniş ve eksinin en ufak izi bile görünmeyecek kadar güçlü…

Ben bilincimdeki o noktayı bulamadım. Bu belki de obsesyonun çaresini bulmaya çalıştığım noktayla aynısıydı. Ama ben o noktayı terk ettim. Şöyle ki kibiri terk etmek aşkına bana kibir veren her şeyi terk ettim. Kitapları, aynaları, bilgi kaynaklarımı terk ettim.

O kadar yani bedenimden ve bildiklerimden vazgeçtim. Öyle istedim ki kalbimde hardal tanesi kadar kibir kalmasın. Kalbimi mümkün olsa çamaşır suyuyla yıkamak istiyordum.

Bu derdin çaresinin arayışıyla yıllardır. Okumadığım makale, konuşmadığım insan kalmadı. Ama hepsi sadece bilgi veriyordu, tavsiye veriyordu, uygulamaları ise son derece sonuçsuzdu. İşin ruhunu vermiyordu. Ayrıca obsesyonla kibir arasında da bir bağ kurdum kendimce. Felsefik bir bağ. Kibir bitmeden obsesyonu bitirmeyecektim. Zaten uğraşsan da obsesyonu bitiremeyecektim. Bu tamamen ilahi bir cezanın tezahürüydü belki de. Öyle düşünüyordum. Ben kibiri yenmeliyim ki obsesyonu da sonra yenebileyim. Bu hastalık diğer bütün hastalıkları körüklüyordu.

Obsesyonun tedavisini aramayı bırakıp, kibirin tedavisini aramaya başladım. Derdime derman olacak bir lokman aradım. Ama bulamadım işte. Kalbimde hiç bir olaya karşı kibir hissetmek istemiyorum. Ama şeytan yakalayıp bir yerimden bana ufak da fısıltılarına başlıyor. Sonra fısıltılar büyüyor. Hayır! Bu da bir düşünsel obsesyon değil. Onu iyi bilirim. Bu obsesyonun bir sonucu.

Umudumu kaybetmedim. Uğraştım uğraştım ve Allah’ın müjdesi bir gün ansızın geliverdi: Allahım nefsimin şerrinden sana sığınırım. Bu o kötü hissi hissettiğiniz anda işe yarıyordu.

Şimdi sizlerden yardım bekliyorum. Kim bilebilir kibirin çaresini. Aslında bir bardak suyla içebileceğim kadar basit olan ilacını.

Kibir ve ucub duası

Yukarıda da yazmıştım. Kibir ve ucub, büyüklenme hastalığının çaresini arayıp duruyorum diye. İşte çok önemli bir reçete buldum. Denediğim onlarca duadan sonra, oldukça tesirli olan bu duayı keşfettim. İşte dua:

Allâhümme elhimnî rüşdî ve eiznî min şerri nefsî:

Allahım! Beni senin doğru yoluna ilet! Nefsimin şerrinden beni koru

İşte bu duayı düzenli okursanız kibir ve ucub illetinin sizi ele geçirmesinden büyük ölçüde korunursunuz Allahın izniyle. Bu duayı sakın küçümsemeyin büyük bir hazineyi görür de kör gibi davranmış olursunuz. Tesirini hisseder ve daha düzenli görmek isterseniz,  daha çok daha sık okuyun.

Aradım buldum. Verene- kısmet edene şükürler olsun…

Yasal Uyarı: Doktora reçete ettirmeden ve doktordan kullanım özelliklerini öğrenmeden ilaç kullanmayınız. Bitkisel ilaçları tıbbi ilaçlarla kullanmadan önce doktorunuza danışınız. Yukarıda ve bu sitede yer alan bilgiler site yöneticisinin ve ziyaretçilerin sadece şahsi tecrübeleri ve kendi fikirleridir. Bilimsel olarak ispatlanmamışlardır. Burada yer alan bilgiler hatalı, güncelliğini yitirmiş olabilir. Size uygun gelen bilgileri psikiyatristinize/ psikologunuza- doktorunuza danışmadan uygulamayınız. Okuyucularımızın bu siteden öğrendiklerinizi uygulamalarından kaynaklı ve bu sitede yer alan bilgilerden kaynaklı sorunlarda yasal sorumluluk kabul edilmez. Yazılar sadece bilgi amaçlıdır.

Comments

comments

Kibir- Ucub- Büyüklenme Hastalığı- Obsesyonu (Takıntısı) ve Çaresi” üzerine 11 yorum

  1. Obsesyon – Mükemmeliyetçilik ilişkisi önemli. Zannımca Obsesyonun temelinde tevekkül eksikliği, mükemmeliyetçilikte ise kibir mevcut olsa gerek. Fakat metinde bahsedildiği üzere, Yunus Emre gibi “Ben Bilmem” diyebilmek, Mevlana gibi kitapları suya atabilmek hakikaten nefse ağır geliyor. Allah yardımcımız olsun vesselam.

  2. bol bol kuranı kerim dinleyiniz şuda varki cinniler musallat oldukları kişileri acaip derecede kibre sevkediyorlar kuranı kerimde ayetlerde mevcuttur şeytan size gurur telkin eder buyrulmuştur insan yaratılışından kibirli değil hakkı kabul etmek sıfatıyla yaratılmştır gerçekten kurtulmak isteyen kişi şunları kesinlikle yapsın muhakkak yapsın görecekki kısa bi zamanda kurtulacaktır ALLAHIN izniyle günde 1 öğün yemek yesin yarım ekmek biraz bal yumurta 8-10 tane zeytin ve 1 bardak çay ertesi güne kadar hiç bir şey yemesin kimsenin uzattığı bir şeyide alıp yemesin helalinden kazansın kimsenin malını çalıp almasın bunun yanında ister namaz kılsın ister kılmasın namaz ço önemlidir tabi fakat bazı kimseler isteselerde kılamazlar kılamayanlar için abdest alıp yada almadan 100 estağfirullah çeksin akşam işten gelince yemek yemesin aç karnına olucak 100 salavat çeksin ve eski ilahiler defli olmak şartıyla çalgılı olmucak telefonuna yüklesin kulaklığı taksn ilahiyle beraber ALLAH demeye başlasın içinden sessizce ve bunu o kibir ve kendini beğenmeler gidene kadar devam edicek kesinlikle yapın insanı açlıktan başka tedavi edebilecek iksir yok gibidir sonrasında zikir gelir imamı gazali hazretlerinin kalplerin keşfi nefis ve şeytana karşı cihad kısımlarını dinleyiniz cihad ediniz korkmayınız daha yaşıyoruz muhakkak cihad edenlere ALLAH yardım edicektir onun biz kullarına söözü vardır ayette bizim uğrumuzda iç ve dış düşmanlarla cihad edenlere gelince biz elbette onları yolumuza kavuştururuz buyrulmuş ayeti araştırın isterseniz yaşıyoruz kibrimiz hasedimiz ucuba düşmemiz hep nefsimizdendir nefsin arzuları ise açlıkla sökülür bir mürşid müridini bir odaya kapatıyor odasını kitleyim evladım ALLAH de burada diyor mürid ertesi güne kadar yiyip içmiyor sabah olunca kapıyı çalıyor mürşidine bana biraz ekmek verseniz diyor mürşid evladım sabred zikrine devam et sen diyor 2 .gün müridin nefsi suuuu diye feryad ediyor kapıyı şiddetle çalıyor mürşidi evladım az ddaha sabred çok güzel makama kavuşacaksın diyerek onun nefsine himmet ediyor 3.gün olunca o mürid ALLAH aşkına duçar oluyor nefsi teslim oluyor ALLAHA ve aşk ile ALLAH demeye başlıyor kavuşma arzusu içinde,bu kibir hased ucup hep nefistendir meleklerde nefis yoktur o yüzden kibirlenmezler biz nefsimizle imtihan ediliyoruz ALLAH kim nefsinin cimriğinden heva ve hevesinden korunursa onun varacağı yer cennettir buyurmuş nefsin hevası kibir ucup hased çok yemek ve içmektir günde 1 öğüne düşürme hemen olmaz günde 2 ekmek yeniyorsa hergün 1 parmak yarısı kadar azaltarak yenir 2 hafta sonra 1 ekmeğe düştüğünüzü göreceksiniz birde yutmalık yemekler çok önelidir mesela pekmez bal karın doyurmaz ama 1 ekmek yumurta zeytin helva çeşitlerinin tamamından daha çok enerji verir buda takattan düşmemenize yardım eder işte mide açlık çekecekki nefis durulsun nefis doyduğu zaman diğer arzuları kabarır kibri hasedi ucubu nefsi doyurmadığınız zaman onun bütün gayesi yemek içmek olucaktır burada sabırlı olunduğu takdirde bir gün pes edicektir fazla uzun sürmücektir çünkü ALLAH yardımcımızdır burada önemli olan bu işe başlarken korkmamak biz kuluz hatamız olabilir hatamı anladım şimdi onu tedavi etmeliyim şeklinde cihat edicem kararlı olcaz korkmucaz kesinlikle korkmucaz neden çünkü bu halimiz cihad ettiğimiz halden daha beterdir emin olun bir insan bir şeyden kurtulmak istesin yeterki hakkın yardımı muhakkak gelir burada önemli olan sabretmektir nefis açlıktan feryad etsede sabredmektir kalbe iman güneşi azar azar gelmeye başladığında göreceksinizki rahatlıklar gelicek vesveseler dağınık düşünceler gidecektir zikirle beraber nurumuz iyice artıcaktır günahlardan uzak durup tedaviyi çok kısa hale getirmekte elimizde bu uygulamaları ister tek yapın ister bir mürşide yada anlayışlı din bilgini birkişiye söyleyerekte yapabilirsiniz arkanızda birisi olduğunu bilmeniz biraz daha rahatlatır sizi ALLAH yardımcımız olsun düştük bir bataklığa ALLAHIM SEN BİZE HİDAYET VER BİZİ NEFİSLERİMİZİN ELİNE BIRAKMA CAHİLLİK ETTİK BİZ

    1. Allah razı olsun. Bu hastalığa böyle yorumlar lazım.

  3. Bismillahirrahmanirrahim.Bizlere hidayet eyleyen hakkı hak batılı batıl olarak gösteren ALLAHA cc hamd olsun, onun en sevdiği kulu olan resulune salat olsun allahumme salli ala seyyidina muhammedin ve ala aliseyyidina muhammed.ey biçare insan,birzamanlar ne kadarda mutluydun,hani o namaza başladığında,kalbin nur içindeydi,sana,her türlü teçhizatlarda verilmişti,sürekli ölümü düşünür,bir an önce ölmeyi arzulardın,namaz saatlerini takip eder,kimse sana engel olamazdı,uçardın sana bir mağara yeterdi, sen ozaman öyle haldeydinki,ağlamak geliyordu ağlıyordun ,sanki cebrailin efendimize mağarada oku diye seslendiğini duyduğunda sanki o sözü cebrail sana söylüyordu ,öyle büyük bir rabıta halindeydinki efendimizle,iman nurun her tarafına sirayet ediyordu,azaların adeta narinleşmişti,bir kuru ekmek yeterdi sana,dünyalıklar gözünden düşmüştü,sokaklarda ALLAHI anlatıyor uykuların ibadet oluyordu,melekler gibiydin,çünkü ALLAH sana nazar etmiş nefsin bi anda çökmüştü,tevben kabul edilmiş kalbin tertemiz olmuştu ,sen bu halinle hiç birşey okumadan kalbinde sanki mahşeri, kabiri, melekleri görür gibi şüphesiz tereddütsüz bir imanla yaşıyordun,sonrasında şeytan ve nefis, senin bu halini kullanmaya başladı,farkında olmadın sen tabiki,sana gurur telkini yaptılar sen namaz kılıyorsun bak insanlar yatıyor diye fısıltılar gelmeye başladı, sen bu sözleri aldın hayatına geçirdin eski fakirliğini unuttun,yavaş yavaş kibre kapılmaya kendini beğenmeğe başladın,insanları kınamaya, neden bunlar namaz kılmıyor, neden gıybet yapıyor, zina yapıyor, diye kınamaya başladın ,iyi hatırlaki senin bu kötü hale düşme nedenlerin büyük ihtimalle bu sözlerin oldu, sonra şeytan çirkin vesveselere başladı çünkü bir kere kapı aralanmıştı,bitmek bilmeyen küfürlü inkarlı şüphe dolu vesveselerle boğuşmaya başlamış oldun, belkide ibadeti bile bıraktın ,işte kınadığın duruma kendin düştün, hatta dahada beterine düştün,birde kalbinin üstüne sıkıntı yapıştı kabz oldun sen, daraltıldın,en dar yere tıkandın,işe kaldırsalar kalkacak halin yok inancın desen yitirmişsin,herşeyden şüphe evham vehim içindesn kara bulutlar etrafını sarmış çıkış nerede diye için feryat etmeye başlamıştır ,sen ise kitaplara ,sohbetlere bakarsın ,vesveselerin her çeşitidi okursun dinlersin biraz rahat edersin fakat bitmek tükenmek bilmeyen bir iç sıkıntısı seni işe yaramaz hale sokmuştur,uyanmak ,hayata gözlerini açmak dahi istemessin o sıkıntılı halinden dolayı,yürürken,koşarken,yüzerken piknik,yaparken her daim her zaman o sıkıntı seni sarar ,hatta günden güne fenalaşır,artık dayanılmaz hale gelirsin,kendini öyle zorlarsınki iman etmeye öyle istersinki o ilk halini fakat eline geçmez, dua etsen icabet olmaz, kapkaranlık bir iğnenin deliğine kurulur evin,evini iğnenin deliğinden daha dar yere kurarlar ,işte tüm bunlar,ilahi bir cezadır ,sen bunun farkında bile değilsindir, vaat alsan hiç bir vaat seni teselli etmez, hiçbirkimsenin verdiği ümit senin işine yaramaz,açıkçası en dar yere tıkılırsın,işte sen bu hallerdeyken senin kibrin yavaş yavaş kırılmaya başlar, böbürlenmen söner,şahşi arzun yok olur ,benliğin erir, nefsin arzuları yok olur,sana bir örnek vereyim ,bir sultan halkın içinden seçtiği birini, bir beldeye vali tayin eder, ona hertürlü teçhizatlarını verir,lazım olan bütün yardımcıları ona ihsan eder,bir müddet sonra o vali,kendini beğenmeğe,başlar bir kibir onu sarar,ilk halini eskiden halktan biri olan halini fakirliğini unutur ,bunu çok iyi bilen şah onu azleder onu zindana tıkar,çok çetin bir şekilde ondan intikamını alır,en dar yere tıkılır,o vali bir zaman sonra haddini bilmeye başlar çaresizlik içinde kıvranır,bu kıvranma onun için iyi olur, şahşi arzusu söner, kibri kırılır, bunu bilen padişah onun zindandan çıkarılma fermanını verir,eski devletini ona geri verir ,2 mislide mükafat verir,kibri ve gururu unutur, ve vazifeye devam eder, işte bu misal bir iman sahibinin halidir,işte sende böyle yaptığından dolayı ruhun hapsedildi artık sen bu hususuda öğrendin, sen sabredeceksin, devamlı istiğfar ediceksin, gururun ve kibirinin söndüğünü gören padişah sana kapıyı açıcaktır,vesveselerin yok olucaktır şüphelerin gidecektir,ve ilk zamanda sana verilen o iman nurunun 2 mislini sana lutfedicek ve sen artık kibir yapmıcaksın aksine günah işleyen biri gördüğünde ona dua ediceksin,çünkü o padişah okadar merhametliki senin bir temelinin olmadığını, eğitim görmediğini biliyor, seni, senin için sıkıştırıp gururunu ve kibrini benlik ateşini söndürüp seni tekrar kendine çekiyor, sen ise kovulduğunu sanıyorsun ,burada sana verilen imanın senin değil ondan geldiğini her güzelliğin,ALLAH tan geldiğini itiraf ettiriyor ve sen bunu dilinle ve bütün benliğinlen söylüyorsun ,işte sana en büyük müjde bu oluyor, artık sen kibirsiz ,benliksiz, azaların erimiş, ve dostlara, halka hizmet eden, bütün insanları kucaklayan bir sıfata bürünüyor, sana kötülük yapana dua ediyor sana sövene dilsizlik yapıyorsun, insanlara rahmet nazarıylan bakmaya başlıyorsun, bundan sonrasında ise mükafatlar dahada artıyor sen ilahi aşka duçar oluyorsun, sözlerimiz bukadar eğer bu sözleri daha uygun çok çok daha şerefli ALLAHIN velisi evliyalar sultanı olan abdulkadir geylani hz futuhul gayb 41.makale olan fena ve keyfiyeti bölümünden dinleyebilirsiniz biz biraz daha açtıkki her kişide farlı ruh halleri olabilir sizlere ve bizlere müjdeler olsun, bu halleri bizlerde yaşadık ALLAH cc kul olmaktan başka arzumuz yoktur selametle kalın

    1. Emek edilmiş yorumunuz için, Allah razı olsun.

  4. eski fıtratınızı düşünüp halinizde yumuşama oluyor kalbiniz rahatlıyorsa hastalığınız kibirden başkası değildir kibirli insanalr tartışır öfkeli olur olayları sık sık tekrarlarlar olay kapansada onlar içten çe konuşurlar hala kimseyle işleri olmaz çünk onların yanında kimse durmak istemez açıkçası zamanımızın hastalığı depresyon yada obsesif bozukluk değil kibirdir ,insanların arasına karışmak kibirli insana zor gelir arkadan yürümek arka sırada oturmak ona söz verilmemesi ,endişeli hali herşeyden şüphe etmesi farkındalık hissetmesi binler vesvesesi olduğu halde hala anlayamaz halini halbuki eskiden bira içerdi yerlerde gezerdi bundan dolayıda kibirlenmezdi nefsi zaten alçalmıştı ,birde olayın şu boyutuda var şeytan insana kibir telkin eder uzun vadede bak sana laf söyledi sen evli barklı adamsın sana nasıl öyle der veyahut geçmişinde pskopatsan sonradan tevbe etmişşen ve birisiyle kavga edecek hale geldinsen şeytan hemen sen eski piskopatsın şimdi buna haklısınmı diceksin kır kafasını diyerek gene bi guru telkini yapacaktır işimiz zor ya sokaklarda elma armut satıp bu hastalıktan kurtulucaz yada yalın ayak takım elbiseylen gezmeye başlıcaz deli desinlerde kurtulalım misali.ya büyük bi kusur işlicezki herkes duysunda nefs gözden düşşün .böylece kibirde kalmaz gururda hz ömer halifeyken sırtında un çuvalı taşıyıp olmayan kibrini dahada kırarmış geçmişte kibirli insanların nasıldainsanları şavaşlara sürdüğü açıktır akıl işi değildir konuyu saptırmak istemezdim ama olay böyle kibirliyiz ve kökünü kazıcaz yoksa imanlı ölmekte zor bu halde çoğu insan kötü bile ölüyodur bu halden dolayı

  5. anlattığınız obsesif bozukluk tamamen kibire dayalı bir haldir ilahi bi cezadır,kimi ilmiyle ameliyle kimi malıyla mülküyle kimi çevresinde önderlik yapmakla arkadaş ortamında reis olmasıyla falanda falan,neyse bu kibri fark etmişsek bu bile büyük bi inci, aslında hastane odalarında psikiyatri yerine kibir tedavi merkezi kursalar iş çarcabuk çözülecek bazıları yanlış anlayabilir, kibir aklı yok ediyor, akıl kalmıyor kafada ,bütünüylen insan nefs oluyor, dolayısıylan şeytanda nefsi arzularlan dalıyor, çoğu ALLAH dostu kibrin aklı yok ettiğine hükmetmişler ,neyse ben ilacı söylüyorum yapabilen yapsın 1.rutin olarak giydiğiniz elbiselerle mahallenizde sevdiğiniz insanın göreceği yerde, çalıştığınız yerlerde ibadet ettiğiniz yerlerde,özellikle sizi tanıyan yerlerde elinize bi sepet domates veya erik veya elma alıp bağıra bağıra satacak ve kimseye aldırmıcaksınız 2. kim ne derse desin karşı çıkmıcak yolunuza devam edeceksiniz 3. yüksek sesle bağırcaksınız 4. ablalar abiler kardeşler erik var almazmısnız dicek ve kimseyle göz göze gelmiceksiiz 5, herşeye atılmıcak ben yaparım demiceksiniz bilsenizde herşeyi öğrenmiyeceksiniz ,cennet ehlini çoğu bilgisi az olandır hadisine riayet ediceksiniz farz olan bilgiler hariçtir namaz nasıl kılınır oruç nasıl tutulur vs gibi 6: eğer bunu yapabilirseniz işte sizde vesvese namına hiçbirşey kalmayacaktır kalbinize iman güneşi doğacaktır ALLAHIN cc izniyle ozman nefs alçalacak hatta sönecek nefs olmayan bir insan herkesi kendinden üstün görür ve en büyük sıkıntısı gider alçalır mütevazi olur herkesle arası iyi olur şu filmi izleyin mahmud hüdayi hz ve ali attar hz filmi biri ciğer sattı biri elma şimdi herkes bu insanların o filmdeki hali gibi kibirli fakat onlar böyle söktüler kibirli ve boşluktaki uçurumdaki hallerini İNŞAALLAH bizde sökeriz

  6. merhaba
    burada “sanal haz” gibi bir ifade kullanılmış, bence çok yerinde ve daha farklı nasıl ifade edilebilirdi bilmiyorum.
    benim şöyle bir sorum var, obsesif insanlarda nezaketsizliğe maruz kalma durumlarında çok sonradan kişinin içerisinde bir huzursuzluk adeta “sanal öfke” oluyor ve kişiyi kemirip bitiriyor. bu gerçek anlamda öfke de değil ve bağırmayla çağırmayla hatta şiddetle bile deşarj edilemiyor. bu durum tam olarak nedir ve nasıl isimlendiriliyor?
    teşekkürler.. iyi çalışmalar..

    1. Benzer duygular yaşamakla birlikte, bunun obsesyonla doğrudan bağlantısını düşündüm ama kuramadım. Şu aşamada cevap veremiyorum. Bağlantısı nedir bilmiyorum inanın. Siz ne düşünüyorusuz?

Bir Cevap Yazın