Obsesyonda Altın Kural 6: Serotonin Kontrolü ve Üzüntü

Merhaba.

Çok uzun zamandır yazmıyorum. Bunun sebebinin gerçekten yazmaya değer bir şeyler bulamamdan kaynaklı olduğunu siz okuyucularımıza paylaştım. Nihayet bir süre önce ingilizce sitelerde ocd (obssesive compulsive disorder) yani bizim takıntı hastalığımızla ilgili yapmış olduğum bir araştırmada şarkıların ocd- yani okb üzerinde etkisi oldunundan bahsediyordu.

Yazı fazla uzun bir yazı değildi. Bilimsel bir çalışma da değildi. Basit bir internette sayfasında yer alan kısa bir ifadeydi sadece. Ama dikkatimi çekti. Kısmen kendi bilinçaltımda da böyle bir tespitim olduğu fark ettim. Bunun üzerine başladım kendimi dinlemeye ve denemeye. Çok da uzun sürmeyen demelerim sonucunda ulaştığım kanaat şu oldu: Kesinlikle şarkıların obsesyon üzerinde etkisi var. Hem de önemli bir oranda.

Bu kişinin yapısına da bağlı olarak, daha da artan bir oranda olabilir. Özellikle bayanlarda ve duygusal kişilerde, şarkıların beyin kimyasalları üzerindeki etkisi fazla oluyor.

Bu sebeple obsesyonda altıncı ve önemli yeni kuralımızı burada belirtiyoruz. HÜZÜNLÜ ŞARKILARDAN UZAK DURUN. Çünkü hüzünlü şarkılar sizin zaten düşük seviyede seyreden serotonin seviyenizin bizim için alarm veren tehlikleli seviyelere inmesine sebebiyet verebilir. Bildiğim kadarıyla mutsuzluğa ve üzüntüye sebebiyet veren ayrı bir hormon yok. Ancak üzüntü ile serotonin salgılamasının durması ve düşük seviyelerde seyretmesi söz konusu oluyor. Bu da zaten obsesif kompulsif davranış bozukluğunun oluşmasındaki en temel fiziksel etmen bildiğiniz üzere.

Sadece üzüntülü şarkılardan mı uzak duracağız? Hayır. HÜZÜNE SEBEBİYET VEREN film, görsel medya, kitap – yazılı medya yayınlarından uzak duracağız. Can sıkıntısını kesinliklle romantik- bizi iç dünyamıza yönlendirecek, duygusal yönü ağır basan yapıtlarla gidermeye çalışmayacağız.

Eğer yapay hüzünden kaçınmazsak kendi elimizle, serotonin seviyemizi çok kısa sürede, bizim için sorun oluşturacak düzeye, indirebiliriz. Buna sadece içimizde oluşturduğumuz duygularla sebebiyet verebiliriz. Bakın burada “yapay hüzün” kelimesini özellikle belirttim. Mutsuzluk ve üzüntü- hüzün hayatın doğasında var. Bunu yaşadığımız her olayla birlikte az ya da çok hissediyoruz. Ancak, eğlenmek ve vakit geçirmek- can sıkıntısını gidermek maksadıyla bize hüzün sunan bu medya ürünlerinden kaçınacağız.

Bugün obsesyon konusunda böyle bir keşif yaptıktan sonra geçmiteki kendimi hayal ediyorum ve şunu görüyüorum. Duygusal eserler sık sık beni obsesyonlara ve kompulsiyonlara sevk etmiştir. Aralarında yüksek bir bağlantı var. Hay Allah bunca zamandır nasıl fark edemedim! İnsan bazen gözünün önündeki önemli şeyleri göremiyor.

Peki ne olumlu anlamda ne yapacağız? Yukarıda belirttiğim eylemlerin tam tersini yapacağız? Yani neşeli şarkılar, komedi filmleri, eğlenceli şeyler, serotonin seviyemizi ve dolayısıyla mutluluk düzeyi yüksek “yapay veya doğal neşe- mutluluk” yöntemlerini tercih edeceğiz. Bu bizim serotonin seviyemizin üst seviyede kalmasına yardımcı olacaktır.

Bugünlük bu kadar. Çok önemli bir hususa değindiğimi düşünüyorum acizane.

Deneyin hayatına önemli bir değer katacağını düşünüyorum.

İyi günler.

Yasal Uyarı: Doktora reçete ettirmeden ve doktordan kullanım özelliklerini öğrenmeden ilaç kullanmayınız. Bitkisel ilaçları tıbbi ilaçlarla kullanmadan önce doktorunuza danışınız. Yukarıda ve bu sitede yer alan bilgiler site yöneticisinin ve ziyaretçilerin sadece şahsi tecrübeleri ve kendi fikirleridir. Bilimsel olarak ispatlanmamışlardır. Burada yer alan bilgiler hatalı, güncelliğini yitirmiş olabilir. Size uygun gelen bilgileri psikiyatristinize/ psikologunuza- doktorunuza danışmadan uygulamayınız. Okuyucularımızın bu siteden öğrendiklerinizi uygulamalarından kaynaklı ve bu sitede yer alan bilgilerden kaynaklı sorunlarda yasal sorumluluk kabul edilmez. Yazılar sadece bilgi amaçlıdır.

Comments

comments

Obsesyonda Altın Kural 6: Serotonin Kontrolü ve Üzüntü” üzerine 9 yorum

  1. ben bu konuda şunu söylemek istiyorum hüzünlü şeylerden uzak durun diyorsunuz ya ben doktoruma kötü haberlerden vahşet haberlerinden rahatsızlığımı bildirdiğimde bana onlaardan kaçma üstüne git demişti.Sizce tv den bu tarz haberleri izlememeli miyiz ya da bu tarz içerikli filmler diziler izlememeli miyiz ya da üstüne gidip bunlardan kaçmamalı mıyız bu hastalıktan kurtulmuş ve aşmış biri olan size soruyorum cevap verirseniz sevinirim iyi akşamlar

    1. Tabii doktorunuz neyi bilerek karar verdi bilemiyorum. o sizi daha iyi tanıyor. Onun tanısının üzerine yeni şeyler söylemeyi doğru bulmuyorum. Ancak, hüzünlü şeyler izledikten sonra kendinizi gözlemleyin, obsesyonlarınızda bir artış oluyor mu? Cevabınız sizi doğru hareket tarzına götürecek, doktorunuzla da tespitlerinizi paylaşınız.

    2. teşekkür ederim inşallah herkes bu rahatsızlıktan kurtulur ya da hayatına minumum derecede etki eder

  2. Kendimi bildim bileli hep Hüzzam(Hüzün) Makamı’nın insanıyımdır.Ben Müziğin ruh sağlığıyla önemli derecede ilgisi bulunduğunu düşünenlerdenim zaten.”Müzik,ruhun gıdasıdır” denmemiş boş yere.Ancak Müzik bizi biz yapan,karakteristik özelliklerimizin başında gelen bir tercihtir.Kendimi Anksiyete’den kurtarmak için bir dönem piyasada ne kadar saçma sapan ama hüzünden,acıdan,duygudan uzak melodi varsa onlara verdim ama bir zaman sonra anladım ki müzik benim kişiliğimin bir parçası.O güzelim duygulu,hüzünlü,her notasında,her tınısında yaşanmışlıkları anlatan Halk Müziğimizden,Sanat Müziğimizden kopmam imkansız.Şunu belirtmek istiyorum ki Müzik,bu rahatsızlıklardan vazgeçebilmeniz için değiştirebileceğiniz bir tercih değildir.Siz ne kadar uğraşırsanız uğraşın bugüne kadar görüp geçirdikleriniz,yaşam tarzınız,doğduğunuz ve büyüdüğünüz topraklar,karakteriniz müziğinizi oluşturmuştur zaten…

    1. Tercihlerinize saygı duyuyoruz. Biz de sanat müziğini halk müziğini seviyoruz. Bizi biz yapan şeyler onlar. Ama hüzünlü olanlarından istemeden de olsa uzak durmak zorunda kalıyoruz.

  3. Tavsiyeleriniz ve ilginiz için ben çok teşekkür ederim.
    Böyle bir blog açtığınız için sizi tebrik ediyor ve teşekkür ediyorum.
    İyi günler.

  4. Merhaba, nasılsınız?
    Sizi 2 aydır takip ediyorum ve bu size ilk mesajım.
    Bende bu hastalıktan şikayetçiyim.Ama benim takıntılarım klasik olanlardan değil gayet orjinal .Hiç bir yerde bir örneğine daha rastladım. 😀
    Yeri burası değil ama güncel olduğundan dolayı bu soruyu buraya koyuyorum izninizle.
    Size asıl sormak istediğim Sarı Kantaron tabletleri ile ilgili.Bende sizin aldığınız gibi MNK nınkini aldım.Her gün 1 tablet almaya çalışıyorum.Ama saatleri farklılaşıyor.Bu bir sorun olur mu?
    Bu tabletleri ne kadar süre kullanabiliriz?Yani uzun süreli kullanımda bir sıkıntı yaratıyor mu?(bağımlılık,zihinsel,fiziksel vs vs)X Yıl olarak belki tarif edebilir miyiz?
    Bu tabletleri hangi saatler kullanmamız en ideal?
    Cevap verirseniz çok sevinirim.
    Hoşçakalın. Teşekkür ederim.

    1. Tarık bey merhaba.
      Öncelikle sitemize olan ilginizden dolayı teşekkür ederiz. Yeni yazı yayımlanmasa da yeni yorumlara okumak bazen çok önemli oluyor. Çünkü bir çok ilacı kullanmış ve bir çok bitkiyi denemiş olmama rağmen, bazen öyle güzel sorular geliyor ki, çok şeyler öğreniyorum. O yüzden her yeni yorum gördüğümde, meraklanıyorum. Bu anlamda size de sitemizin sağ üst köşesinde bulunan yeni yazı ve yeni yorum aboneliğini kullanmıyorsanız, denemenizi tavsiye ederiz. Bunun için her sayfada sağ üst sütunda yer alan bu bloga e posta ile abone ol şeklinde yer alan kutucuğu doldurmanızı tavsiye ediyoruz.

      Gelelim sorunuza. Takıntılar hep aynı kökten gelmekle birlikte kişinin kendi şahsi sorunları, hayatına ve ilgi alanına göre değişik çıktılar şeklinde karşımıza çıkabilmektedirler. Bunun için kullandığınız sarı kantaronu günün aynı saatinde almaya gayret edin. Çünkü vücudun serotonin metabolizmasını artık sizin aldığınız sarı kantaron belirler hale gelmiş olmaktadır. Yani bir gün sabah bir gün akşam alırsanız, vücut serotonin seviyesini düzenli bir şekilde muhafaza edemez. O yüzden alım düzeni çok önemli.

      Alım saati konusunda ise, sabahları tercih etmek daha doğru bir karar olabilir. Çünkü bitkilerin ve ilaçların en yüksek etkinliği alımdan bir kaç saat içinde ortaya çıktığı için ve genelde hayatın hızlı yaşandığı zamanda bize serotonin desteği gerektiğinden bu şekilde kullanmanın hayata daha fazla katkısı olur. Ama bu yukarıda belirttiğim konudaki bitkilerin günün aynı saatinde alınması kadar önemli bir konu değildir. Önemli olan bitkisel ürünlerin düzenli kullanılmasıdır. Hem vücutta dengesini, bizim ilaçları aldığımız saate göre artık ayarlamaya başlar sonuçta bitki de olsa vücuda dışardan düzenli bir madde girişi oluyor. Ha sorununuz geceleri çok artıyor. Bitkisel ilaçların veya sarı kantaronun akşam üzeri düzenli alınması bir parça daha fayda sağlayabilir. Ama bu hayati bir konu değil belirttiğim üzere.

      Diğer konuda ise, ben bitkisel ürünleri aylarca bazen yıllarca kullandığım oldu. Her bitkinin farklı bir etkinliği ve yan etkisi var. Burada bitki bazında incelemek ve değerlendirme yapmak önemli. Örneğin devedikeni ve mısır püskülü bu bitkileri uzun süre kullananlar böbrek yetmezliği ve böbrek sorunlarıyla karşılaşıyorlar. Veya daha bir çok bitkinin uzun süreli kullanımı sağlığa sakıncalı olabiliyor. Sarı kantaron konusunda uzman değilim. Ama bildiğim kadarıyla söyleyebilirim. sarı kantaron yani st. johns worthun batıda uzun yıllardır bitkisel depresyon tedavisinde kullanıldığını biliyorum. Uzun süreli denemeler ve kullanımlar yapıldığını duymuştum. Fakat benden bağlayıcı bir süre istemeyin. Çünkü buraya ilaçlar konusunda yazacağım kesin ifadelerin vicdani ve hukuki sorumluluğu olmasın diye yazmıyorum. Sarı kantaronun yüksek dozlarda bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara ve güneş yanıklarına sebebiyet vermesi de beni bu konuda bağlayıcı olmaktan uzaklaştırıyor. İlaveten her ilaç gibi, bitkisel ilaçlar da, belki kimyasal ilaçlardan az, belki çok böbrek ve karaciğeri yorabilmektedirler. Doktorunuzla düzenli olarak ürünü kullandığınız sürede görüşün. Süresi konusunda sizi doktorunuz yönlendirecektir.

      Güzel soruları seviyoruz. Detaylı ve güzel sorunuz için teşekkür ederiz. “takıntıdan nasıl kurtulabilirim” gibi çok genel soruların cevapları da çok genel oluyor çünkü. Yorumunuz bir süre sonra, bitkisel depresyon tedavisi bölümüne taşınacaktır. Bilginiz olsun. Soruları siz hangi bölümden sorarsanız sorun ben en son sorulmuş soru olarak kendi panelimde gördüğümden sorularınızı konunuzla en alakalı yazının altında sorabilirsiniz. Böylesi daha sonra konuyu inceleyenler açısından da çok verimli oluyor. Görüşmek umuduyla.

      İyi günler. x

Bir Cevap Yazın