Obsesyonun Nedeni (Takıntıların Sebebi) ve Çevresel Faktörler/ Sorunlar

Aslında bu konuda yapılmış araştırmaları ingilizce kaynaklardan bulup incelemek, kendi edindiğim tecrübelerle birleştirip yorumlayarak sizlerle paylaşmayı çok isterdim. Ama bu uzun süre alacak bir sıkıntı benim için. Maalesef bu kadar vaktim yok. O yüzden sadece kendi tecrübelerimi ve gözlemlerimi paylaşmakla yetineceğim.

Çocukluk dönemi boyunca beynimiz çevresinde olup bitenleri kayıt ederek kendisine göre bir dünya algısı oluşturur. Bu dünya algısı ne kadar sağlıklı ve doğru ise bizim psikolojimizde ömrümüz boyunca çoğunlukla o kadar sağlıklı olur. Bu dünya algısı ne kadar realizme yakın, sevgi ve saygı duygularını içselleştirmiş, manevi inançları ritüelleştirmeden doğru benimsemiş, sorumluluk almaya hazır, stresle mücadele yönetimini bilen, kendini ne küçümseyen ne de dünyanın merkezine yerleştiren, kompleksiz olursa hayat başarısı da o kadar çok olur. Bu konuya bir boyutuyla bir yazımızda değinmiştik hatırlarsınız.

Artık büyümüş insanlar olarak bizim için bahsettiğim konuda yapılacak pek bir şey yok. Bir tek şey dışında kayıtlarımızı geri dönük yenilemekten başka. Bu konudaki çalışmalarım sürüyor. Umarım iyi neticeler alırsam müjdemi vereceğim. Şimdilik elde ettiğim bilgilerle buraya bir şeyler karalamak sizi yanlış noktalara veya yanlış neticelere götürebilir. Çünkü bazen ben de yanlış istikametlere gidiyorum. Bunu sonradan durum değerlendirmesi yaptığımda fark ediyorum. O yüzden şimdilik doğru olduğuna inandığım şeyleri kesin emin olmadan sizlerle paylaşmamaya gayret ediyorum. Sonuçta buralarda yazdıklarmızla bir vebal alıyoruz malum.

12 yaşından itibaren ise edinmiş olduğumuz bu sermaye ile çevresel faktörlerin içinde yaşamaya başlıyoruz. Fakat yaşamış olduğumuz bu faktörler aile bağları ile bir ipek böceği kozası gibi sıkı sıkıya korunmaya alınmış bir ortamda oluyor. Ne zaman ki üniversite ilk ergenlik çağını geçip üniversite çağına (18 yaş ve sonrasına) veya belli bir yaşa gelip toplumsal rol almaya başlayacağımız sosyal kaygıları yüksek ortamlarına girmeye başlıyoruz, o zaman işte hayat bize geliyor.

Kapımızı ilk kez yumuşak bir şekilde çalıyor. Ve biz de beklediğimiz bir misafir geldi umuduyla kapıyı açıyoruz. Evimizin baş köşesine davet ettiğimiz misafiri oturdukça, konuştukça, tanıdıkça beklentilerimiz boşa çıkıyor. Hatta bundan da öte hayatın ne çirkin ve kötü davranışlı bir şey olabildiğini görüyoruz. Hem de bu şey evimizin hayatımızın tam ortasına gelip oturuyor maalesef. Sonradan bu defedemediğimiz evimizden ve yüreğimizden çıkartamadığımız güç yetmez yaratık, artık hep hayatımızın içinde olacakmış, maalesef bunu anlıyoruz.

Yüksek okul ortamları, düğünler, cenazeler, sosyal rol alınan ortamlar kendi kusurlarımızı fark etmemiz için zorlu birer ortam oluşturmakta. Aynı zamanda kaygılarımızı, endişeleremizi ve obsesyon,takıntı, kompulsiyonlarımızı artırmak için de birer mayınlı alan oluşturmakta.

Bahsettiğim zaman aralığı, kendi ve çevremde olan insanları kendi sosyal çevremi gözlemleyerek verdiğim bir örnek. Ama bu gruba ilave olarak bir çok insanın da evlilik süreci ve meslek hayatına başlamasıyla birlikte oluşan iş hayatında başarmamız gereken zorluklar, geçinme ve sosyal statü sorunlarının anksiyete ve takıntı sorunlarını artığını da biliyorum. Bu da takıntıların ortaya çıkmasında çevresel faktörler sorununu gündeme getirmekte.

Yani üniversite, evlilik süreci, zorlu meslek hayatı başlangıçlarında stresle mücadele edemeyen anksiyete ve obsesyon hastası olan veya olacak kişiler, çözüm olarak anksiyetik- endişeli ruh halini ve obsesyon ile kompulsiyonları kullanarak sorunları ile mücadele etme yöntemini seçmekteler. Veya sorunlarından kurtulacaklarını sandıkları yöntem olan takıntıları, saplantı ve zorlantıları kullanmaya başlıyorlar.

Peki obseyonda çevresel faktörler nelerdir. Bunu kendi tespitlerimle anlatmaya çalışayım. Bu yazdığım şeyler bilimsel verilere dayanarak yazmıyorum. Sadece şahsi tecrübelerimi burada aktarıyorum. Sonuçta bilim bu konuda tatmin edici bir sonuç üretmiş olsaydı. Bizler de buralarda tecrübelerimizi paylaşmak zorunda kalmayacaktık ve çözüm arayışı içinde olmayacaktık. Birincisi meslek.

Meslek, obsesyonun ortaya çıkmasında bence kendi belirlediğimiz faktörlerden en önemlisidir. Bu grupta, güzel birer somut örnek olması açısından askerler ve ev hanımları örneğini ele alacağım. Biliyorsunuz bazı hastalıklar vardır ki bazı meslek gruplarında daha sık görülür. Bunlara meslek hastalığı denir. Kimyasal işlerde uğraşanlarda kanser, berberlerde varis, boksörlerde parkinson hastalıkları iyi birer meslek hastalığı örneklerindendir. Obsesif kompulsif davranış bozukluğu da her meslek grubunda görülebildiği gibi askerlerde daha sık görülür. Tıpkı ev hanımlarının durumu gibi. Özellikle temizlik alıkanlığı gelişmiş olan Türk bayanlarının hijyen ve temizlik takıntısına düşmesi gibi.

Dolabını düzgün bırakmayan ve bu yüzden ceza alacak olan bir askerin durumu, obsesif kompulsi f davranış bozukluğu başlangıcına çok zaman iyi bir örnek olabilir. Stres altında yaşayan ve bir çok sorunu bulunan asker, stres yönetimini de bilmediğinden sürekli ceza alacak endişesini yaşamaktadır. Ceza alabileceği şekilsel konular çok sayıdır. Örneğin yatağını düzgün bırakmaması, çevresini iyi temizlememesi, kıravatını- üniformasını kusursuz takmaması, selamını kusursuz vermemesi onun için iyi birer cezalandırılma sebebi olabilir. Bu kişinin hayatında şekillendirilmeyen binclerce sıkıntısı da mevcuttur ilaveten. Bu sıkıntılar artık beyinde daha önceki yazılarımızda uzun uzun anlattığımız mantıkta bir “sistem erör”ü verince (yani bilmiyenler için bilgisiyardaki hata uyarısı diyelim) kişi kendisini bu stres ortamını en yoğun yaşadığı zamanki esnada gelebilecek belalardan/ cezalardan kurtulmak için yaptığı davranışlara geri döndürüyor. Yani stresi hayatında hissettikçe stresle mücadele ettiği dönemdeki ritüelleri yapmaya başlıyor. Yani kompulsiyon olarak botunu hastalık şeklinde boyamaya, yatağını defalarca düzeltmeye başlıyor. Çünkü eğer asker yatağını düzgün yaparsa kendisine gelecek belardan kurtulacaktı. Ama o zaman geçerli olan mantıklı bir davranıştı. Sonrası için değil. Yani obsesyon ve kompulsiyonlar için değil. Artık yatağı düzeltmenin, ışığı kapatmanın, botunu boyamanın mantıksal bir açıklaması yoktur. Bu davranış sadece yanlış öğrenilmiş bir davranış gibi bir şeydir.

Benzer şekilde bir de hijyen hastalığına tutulmuş ev hanımlarını inceleyelim. Hayatında eşine ve çocuklarına, kendi ve eşinin ailesine karşı bir çok beklenti ve sorunları vardır. Bunların büyük bir çoğunluğu da onlar tarafından karşılanmamaktır. Koca sorumsuzluk yapmakta, eve ilişkin hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmemektedir. Alkol alıp evde sorun çıkartmaktadır. Çocukları ile ilgilenmemektedir. Sürekli kavga etmektedir. Küfür etmektedir. Yemeği beğenmemektedir. Evi kirletmektedir. Eve doğru düzgün bir faydası olmamaktadır. Yeterince para bırakmamaktadır. Çocuklar keza öyledir. Yaramazlık yapmakta, kardeşler kavga etmekte, küfür etmektedirler. Ortalığı dağıtmakta ve bir şeyleri kırmaktadırlar. Kaynanadan zaten bahsetmeye gerek bile yok. Hayatına sürekli laflarıyla yeni sıkıntılar sokmakta, kendisi zaten bir işe yaramayan adamının stres kat sayısını da artırmaktadır. Keza kendi kardeşlerinin de sıkıntıdan başka bir faydası olmamaktadır. Böyle bir durumdaki ev hanımı ne yaparsa yapsın hiçbir sorununa çare bulamadığını bilinçaltından bilmektedir. Veya öyle olduğuna inanmaktadır. Sonra sistem eroru oluşunca, hayatında değiştiremediği hiçbir faktör olmadığından veya öyle sandığından, bildiği tek sorunla somut mücadele yöntemi , evi temizleyerek veya toparlayarak, her şeyini milimetrik düzenleyerek sorunlarıını çözeceğini sanmaya başlayacaktır. Böylelikle temizlik hastalığı ortaya çıkacaktır.

Peki bunları diğer çevresel faktörler nelerdir bunu anlatmaya çalışayım.

Anne ve Baba: Anne ve baba bence sadece obsesif kompulsif davranış bozukluğunun değil bütün anksiyete bozukluklarının temelini oluşturmaktadır. Yukarıda da bahsettim. Anne ve baba bizim kişiliğimizdir. Üzerine bizler de ömür boyu bir şeyler ilave ederiz tabii ki. Ama onlar bizim ana damarlarımızdır. Kişiler eril güçlerini babalarından dişil güçlerini annelerinden alırlar. Yani dirayet babadan, sevgi anneden alınıyor diyebiliriz örneğin.

Yakın çevredeki insanlar: Bu kişiler eş, çocuk, arkadaş, kız arkadaş- erkek arkadaş, kardeş, bir akraba yani kişinin hayatına etki edebilecek derecede yakın herhangi bir kimse olabilir. Bu kişiler kişinin hayatına önemli olumsuz girdiler, yani stres ve belirsizsizlik girdisi üretebilirler.

Mevsim: Evet nasıl ki dünyanın en yüksek intihar oranları öncelikle İsveç ardından Norveç gibi kuzey kutbuna yakın ve gündüz ile gece dengesinin bulunmadığı ülkelerde oluyorsa (intiharda da obsesyon gibi tek sebep bu değil) mevsim şartları takıntılarımızı da çok etkilemektedir. Ama bu intihardan bazen farklı grafikler incelemektedir. İntihar konusunda bilimsel çalışmalarım oldu ona dayanarak söylüyorum. Zannedildiğinin aksine obsesyonlar konusunda en etkili mevsim kış değil. Şöyle ki baharla birlikte artan sosyal beklentiler, hayat temposu, artan sosyal olaylar, kişideki belirsizlik, stres girdilerini artırmaktadır. Bu da kişilerin obsesif ruh hallerini körüklmekte, kişiler takıntılar üretmektedirler.

Isı durumu: Bunu mevsimden ayrı ele almak istedim. Çünkü kış mevsiminde sıcak bir ortamda veya yaz mevsiminde klimalı soğuk bir ortamda bulunabiliyorsunuz. Isı veya sıcaklık durumu arttıkça, kişinin obsesyonları- kompulsiyonları artar. Bu vücut nabzı, kalbin daha fazla çalışması ve beyne giden kan basıncıyla bir ilgisi vardır.

Sosyal çevre: Kapalı sosyal çevre obsesyon hastalığını hazırlayan en önemli girdilerden bir tanesi. Buna ilaveten kişinin hali hazırda bulunduğu sosyal çevre ile veya bulunmayı arzu ederek çabaladığı sosyal çevre arasındaki fark ne kadar fazla ise kişinin sorunları o kadar fazla olur. Örneğin fakir bir gecekondu mahallesinde muhafazakar bir çevrede büyümüş bir insanın daha özgürlükçü zengin bir sosyal çevrede bulunması durumlarda kişinin mevcut halini sorgulaması ve kabullenememesi, yetersiz olduğunu düşünmesi, olumsuz girdi sayısını arttığından kişinin obsesyonlar üretmesi ihtimalini artıracaktır.

Stres: Çok zaman, evlilik meslek, gibi ana çevresel koşullarının içindeki ara bileşendir. Bahsettiğim bütün çevreel faktörlerin içinde bulunur. Yoğunluğu hastalığı artırır.

Belirsizlik: Kişinin hayatı içinde olan, meslek, yakın çevre vs. girdileri içindeki ara bileşendir. Tıpkı stres gibi. Bir kişinin hayatında ne kadar belirsizlik varsa o kadar kişi karşılaşacağı tehlikeleri fazla görür ve o derecede obsesyon ve zorlantı üretir.
Benim şimdilik aklıma gelenler bunlar.

Sonraki yazılarımda içsel faktörleri ele almak istiyorum. Görüşmek üzere.

Yasal Uyarı: Doktora reçete ettirmeden ve doktordan kullanım özelliklerini öğrenmeden ilaç kullanmayınız. Bitkisel ilaçları tıbbi ilaçlarla kullanmadan önce doktorunuza danışınız. Yukarıda ve bu sitede yer alan bilgiler site yöneticisinin ve ziyaretçilerin sadece şahsi tecrübeleri ve kendi fikirleridir. Bilimsel olarak ispatlanmamışlardır. Burada yer alan bilgiler hatalı, güncelliğini yitirmiş olabilir. Size uygun gelen bilgileri psikiyatristinize/ psikologunuza- doktorunuza danışmadan uygulamayınız. Okuyucularımızın bu siteden öğrendiklerinizi uygulamalarından kaynaklı ve bu sitede yer alan bilgilerden kaynaklı sorunlarda yasal sorumluluk kabul edilmez. Yazılar sadece bilgi amaçlıdır.

Comments

comments

Obsesyonun Nedeni (Takıntıların Sebebi) ve Çevresel Faktörler/ Sorunlar” üzerine 4 yorum

  1. Merhabalar benim sınıf arkadaşım (17) obsesif olduğunu iddia ediyor okulda sürekli dikkat çekmeye çalışıyor. Saçlarının diplerini yoluyor evet bu bir hastalık bence fakat sürekli öğretmenlere hocam ben obsesifim sağ elimi masaya vurursam eğer diğerinide vurmam gerekiyor takıntılıyım falan diyor ama bence bunu bahane ediyor çünkü sürekli yalanlarını yakaladım gerçekten aynı zamanda çok fazla yalan söylüyor. sizce gerçekten obsesif mi dersiniz?

Bir Cevap Yazın