Takıntıdan Kurtulma Yöntemi-Tekniği, Çaresi, Çözümü, Üzerine Düşünceler ve Tavsiyeler


İsmini vermek istemeyen ve daha önce de bir yazısını yayımladığımız ziyaretçimiz tarafından yeni bir yazı ele alınmış. Daha önceki yazısını da kendim de dahil olmak üzere bir çok ziyaretçimizi beğeniyle okumuş ve güzel yorumlar yapmıştı. Yeni ve dikkate değer yazısı (bazı yerlerde harika bir tespit diye ağzımdan cümlelerin döküldüğü) aşağıda yer almaktadır. Mail metnini aynen yayımlıyorum.

Site yöneticisine merhaba.
Daha önce gönderdiğim bir yazıyı beğenmiş ve tekrar yazarsam, yayınlayabileceğinizi söylemiştiniz. Bundan aldığım cesaretle tekrar buradayım. Faydalı olmasını umduğum bir yazı daha gönderdim. Siz de uygun görürseniz…
İlginize şimdiden teşekkürler.

TAKINTIYA ÖNERİLER 2

Tekrar iyi günler. Ve tekrar söyleyeyim, takıntının ne demek olduğunu bilen biriyim.

Bu yazıyla, öz itibariyle, daha önce söylenmiş şeyleri, belki de tekrar söylemiş olacağız. Ama hatırlamanın kimseye zararı olmaz bilinciyle, şunu da belirtelim ki aynı konuyu başka başka örneklerle daha iyi kavrayabiliyor insan. Değişik bakış açıları, daha etkili ve kalıcı kavrayışlara sebep olabiliyor.


OKB’nin ne olduğu kesin bilinmiyor. Hatta hastalık olup olmadığı bile. Bir doktordan duymuştum. “Okb, hastalık değil, davranış bozukluğudur.” diyordu. İnsan vücudunun neresini etkiler, nereyi rahatsız eder, o da kesin bilinmiyor. Rahatsızlık nerede hissedilirse hissedilsin, insan, vücudunun dışına çıkıp oradan bakmalı. Acı, ağrı, sıkıntı… bunlar dış etkenler gibi görülmeli. Bunların içinde debelenmemeli. Sıkıntının içine siz girmeyin. Onun gelmesini engelleyemiyorsunuz. Tamam, gelsin, hissettirsin, sizi sarsın ve gitsin. Siz özünüzde kalın, başınızı dik tutun ve yola devam edin.

Varsayın ki; dışarıda dolu yağıyor ve siz şemsiyesiz olarak uzun bir caddeyi geçmek zorundasınız. Çıkın dışarı, dolu tanecikleri canınızı acıtacak biliyorsunuz, belki kanatacak da. Yürümez misiniz? Yürürsünüz. Bilirsiniz ki bu acı nahoş ama sizi öldürmeyecek. Siz birazdan, güvenli bir binaya gireceksiniz. O binaya neden gittiğinizi, orada nelerin sizi beklediğini düşünerek doluya katlanırsınız. Yani rotanızdan şaşmazsınız.

Kendi özünüze, kendi cephenize dönük olun. Edindiğiniz doğru bilgilerle, doğru bakış açıları oluşturun. Obsesif telkin ve düşüncelere değil, kendinize cevap verin. Obsesif düşünce ve telkinler ikna olmazlar. Ama kendinizi ikna edebilirsiniz. Obsesiflik, o yalın halinizle olan ilişkinizi bozmaya çalışıyor. İlişkinizi devam ettirebilmek için, etrafı temizlemeyi bırakın. Yani obsesifliği tamir etmeye çalışmayın. Siz özünüzle olan ilişkinizi sağlam ve daimi tutun. Yüzünüz kendi cephenize dönük olsun. Siz, okb’nin kendisi değlisiniz. Okb, çevrenin kiridir, rahatsız etmeye çalışan parazittir. Siz kendi frekansınızı baskın tutarsanız, okb’nin frekansı söner. Örneğin; siz biliyorsunuz ki kapıyı kapatmak istiyorsunuz. Ama kapı kapandı mı emin olamıyorsunuz. Kendinize dönüp; yeterli bir sisteme sahip olduğunuzu, kapıyı kapatmamış olsanız, bilincinizin bunu fark edeceğini söyleyin, yani düşünün. (BÖYLE DÜŞÜNÜŞLERİNİZ OTOMATİKLEŞSİN, HIZLI OLSUN, TÖRENSEL OLMASIN! İÇİNİZE BÖYLE BİR PROGRAM KURUN VE O PROGRAM OTOMATİK VE HIZLI İŞLESİN. SİZİN AŞIRI HASSASİYET GÖSTERMENİZE GEREK KALMADAN KENDİSİ İŞLESİN.) Bunu kendinize söyleyeceksiniz, okb’ye değil. KAPANDIĞINA DAİR BİR HİS OLUŞTURMAYA, NETLEŞTİRMEYE ÇALIŞMAYIN. KAPANDIĞINI BİLİN VE BUNUNLA YETİNİN.

Okb’ye söylemek: Kaygıyı gidermeye yöneliktir. Aslında kapının kapandığından emin olmak değildir amaç. Amaç, hissedilen kaygıyı gidermektir. Kaygı gitsin diye, defalarca kontrol yapılır. Bu şekilde, o kaygının gitmesi çok zordur.

Kendine söylemek (düşünmek, bilincinde olmak…) ise şudur: Kişi, konuyla alakalı hisleriyle ve kaygılarıyla muhatap olmaz, yüzünü amacına çevirmiştir. Amacı kapıyı kapatmaktır, bu mana ile meşgul olur. O anda kapıyı kapatma eylemiyle meşgul olduğunu bilir. Ve kapatmadığı takdirde bunu fark edeceğini bilir, buna inanır. (İnsan, bu dünya koşullarını yaşayabilecek yetilerle, yeteneklerle yaratıldı. Kapıyı kapatıp kapatmadığınızı fark edersiniz.) Kapıyı kapatır, normal bir-iki kontrolden sonra, KENDİSİNE DÜŞENİ YAPTIĞININ BİLİNCİYLE, arkasını döner gider. İçinde kaygı hissetse de gider. Çok şiddetli olsa bile, bir süre sonra o kaygı geçer ve “kapıyı kapattığını biliyorsun zaten” manasını hisseder. Bu davranışın kazandırdığı güven müthiştir!
Bu kararlılıkta devam edilirse; alışkanlığa dönüşür ve problem kalmaz.

Okb’de en büyük yanlış, o acıtıcı kaygıyı göze alamamaktır. Yüzünüzü davranışa çevirin. Davranışı kazanmaya bakın. Kaygıyı gidermeye değil. Kaygı, sırtınıza bir hançer gibi saplansın, başınızı zonklatsın, ateş yutmuş gibi yanın tutuşun, bütün bedeniniz dikenlikten geçer gibi acısın… Acıdan yüzünüzü buruşturun, ellerinizi sıkıştırın, ağlayın… Ama dik olun! Davranışı yapın geçin, geri dönmeyin, kazanın o davranışı. Daha önce bahsetmiştim; aşırı sıkıntı hissedebilirsiniz, bu engellenemeyebilir. Sizin yapacağınız sıkıntıyı yaşamak ama KORKMAMAK! Korkmamayı kendinize sürekli telkin edin. Zaten biliyorsunuz ki o acılar, sanal. Direnebilirseniz; bir bulutun içinden geçmek kadar kolayca içlerinden geçebilir, sonunda da müthiş bir rahatlamaya ve güvene kavuşursunuz.

Yukarıda söylediğimiz gibi; siz kendi frekansınızı baskın tutun. Boş kalmayarak da bir nevi kendi frekansınızı baskın tutarsınız. Faydalı meşguliyetler… Küçük de olsa meşguliyetiniz olsun. Kendi frekansınızı yaşamış olursunuz. Okb ile meşgul olmamış, zihindeki izlerini pekiştirmemiş olursunuz. Yasal sınırlar içinde, değerlere aykırı olmayacak şekilde, yeterli dozda ve nitelikte; gezmek, eğlenmek, mizah… faydalı olabilir.

Bu sitenin yöneticisin dediği gibi, lüzumsuz, yozlaştırıcı v.s. ; bilgiden, görüntüden, sesten, davranıştan… kaçınmalı. Çünkü insanda, derin bir düşünce ve hayal potansiyeli var. Düşünce ve hayaller, çok değişik açılımlara sebebiyet verebilirler. Kafa karıştırabilirler.
Davranışa dönüşenleri de vücudu bozabilir.

Yıllar önce bir yerde okumuştum. Okb, depresyondan sonra ortaya çıkar, diyordu. İç enerjiyi canlı tutmak lazım. Daha önce bahsetmiştim; mutluluk fırsatlarını kaçırmamalı, küçük de olsalar. Hatta önünüze bir fırsat gelmesini de beklemeyin. Gökyüzüne bakın, renginin güzelliğini algılayın. Düşünün mesela; gökyüzünün rengini insanlar seçmedi. Allah(c.c.), insanlar, gökyüzünü o renk görsünler istedi. Ağaçların rengi de öyle. Kendi saç renginiz, göz renginiz de öyle… Bir orijinallik var yani… Bunları düşünmek heyecanlı değil mi? Bunları düşünerek heyecanlanmak, olumlu etki yapan hormonların salınımı demektir. Anlık düşünceler bunlar. Durup dururken, işinizin gücünüzün ortasında, çok gergin olduğunuzda böyle şeyler düşünebilirsiniz. Ortam aramayın, nerede ve ne durumda olursanız, böyle düşünüşler, o olumlu hormonları açığa çıkarır. Olumlu hormonlar, bedava antidepresanlardır. Hem de yan etkisiz.
Hiçbir şey yapamıyorsanız; içiniz kan ağlıyorken bile, gülemeseniz de sırıtın. Yüzünüzdeki bütün mimikleri, kasları kullanarak, sahte bir şekilde sırıtın. Kocaman kocaman sırıtın. Hem yüzünüzle, hem de beyninizin içinde sırıtın. Beyniniz mutlu olduğunuzu sanıp, olumlu hormon salgılatır.

Depresyon ve okb… Biliyoruz ki pozitif olmak, ikisini de azaltıcı sebeplerden. Bir araştırmacının açıklaması şöyle: “İnsan neyi planlıyor ve hatta hayal ediyorsa, beynindeki nöronlar (hücreler) ona göre şekillenir.” Elbette ki insan sadece beyin demek değildir. Ruh ve vücut birbirini etkilediğine göre beynin içinde olup bitenler, önemlidir.
Fiziksel-organik bir bozukluğu olmayan, sadece negatifliğin hakim olduğu bir vücut; ısrarlı, istikrarlı olumu telkinlere direnemez. Er ya da geç uyum sağlamak zorunda kalır.
(Hatta, yaşanmış bazı örneklerin gösterdiğine göre; fiziksel-organik bazı rahatsızlıklar bile, ısrarlı pozitif telkinlerle düzelebiliyor.)


Ruh ve vücut birbirini etkiler, demiştik. İnsan olaylara vücudunun dışından bakabilir ama vücudundaki aksaklıkları da hisseder. Bir sıkıntı varsa sıkıntı olarak hisseder. İnsanın vücudu ve ruhu etkileşim halinde. Bunun nasıl, ne şekil olduğu tüm yönleriyle bilinmiyor. İkisi arasında, dengeli bir koordinasyon söz konusu olabilir. Bu koordinasyondaki bozukluklar, kim bilir ne tür aksaklıkların sebebidir.
İnsan, vücut ayarını kendisi yapmadı. Vücudunu dilediği gibi kullanamaz. Kullanımda yanlışlık olursa, problemler baş gösterir. Vücuda iyi bakmak lazım. Doğru zamanda ve doğru miktarda uyumak lazım. Erken yatıp erken kalkmak önemli. Doğru beslenme önemli. Ve daha bir sürü şey… İnsan bunlara dikkat ederek bile çoğu rahatsızlığından kurtulabiliyor ya da korunabiliyor.

İlaç kullanmak… İlaçların yan etkileri, belki zararları da var ama kar-zarar hesabını iyi yapabilmek lazım. Kişi kendi üzerindeki denetimini kaybetmişse, ilaç kaçınılmazdır. Ve doğru ilaç, doğru doz… Yani güvenilir hekim!

Maddi ya da maddi olmayan rahatsızlıklar, hayatı algılayış biçimiyle yakından alakalıdır. Aynı koşullarda yaşayan birçok insan, aynı sağlık düzeyine sahip olmayabiliyor. Bu insanlar ne bakımdan farklılar, diye düşünmek lazım. Sanırım bilgilenmeleri ve algılayışları farklı. Algılamayı çoğunlukla, bilgilenme biçimlendirir. O halde, bilmek önemli. Kapasitesin elverdiği ölçüde, gerektiği kadar; kendini bilmek, çevreyi bilmek, öncelikleri bilmek, amaçları bilmek…

Kendini bilmek ve tanımak lazım: Vücud olarak nesiniz? İç dinamikler olarak nesiniz? Çevredeki insanlara göre nesiniz? Etrafınızdaki nesnelere göre nesiniz? Şu evrene göre nesiniz?
Ayrıca: Neden öylesiniz-şöylesiniz? Gerçek amaç ne? Bu amaca nerden gidilir, nasıl gidilir?

Hayata böyle sorular ışığında bakarsanız ve doğru kaynaklardan, yeterli düzeyde bilgilenirseniz; içinde bulunduğunuz durumun ne anlama geldiğini anlayabilirsiniz. Boşu boşuna debelendiğiniz, verimsiz-gereksiz bir çabanın içinde misiniz? Rotanızı şaşırtan geçici evhamların tuzağında mısınız?

Hastalıklarla mücadele etmek anlamında söylemiyorum bunu. Elbette ki hastalıklarla mücadele edilir. Söylemek istediğim; uğruna kendinizi heba ettiğiniz, sonsuzluğa taşıyamayacağınız, şeyler. Neyin araç, neyin amaç olduğunu; ikisi arasındaki farkı bilmek lazım.

İç dinamiklerinizin bütün karşılıkları bu dünyada yok. Bu gerçeği kabul etmek, çoğu mutsuzlukların önüne geçebilir. Bunu bilen biri dünyalık kayıplarına çok üzülmez. İnsan, farkında değil, esasında ulaşmak istediği şeyler çok mükemmel şeyler. Ve onlar bu dünyada yok. O yüzden, bu dünyada ulaştığı maddi şeyler onu tatmin etmiyor. Maddiyatla tatmin olacağını sanıyor. Yaşadığı mutsuzluğun sebebini bilemiyor. Kendisini hasta ilan ediyor.

Ruhsallık ve fizikselliği eşitlemeye çalışmayın. İkisi çok farklı. Fiziksellik ruhsal potansiyelin tamamını taşıyamaz. Anlaşılmazları çözmeye çalışmak, her şeye gücünün erişebileceğini sanmak; sadece OKB’yi değil, bir sürü hastalığı tetikler, besler. İnsan; rehberine uymaya, onun dediklerini yapmaya muhtaçtır.

Sonuçlara odaklanmayın. Sonucun ne olacağını, ona ulaşıp ulaşamayacağınızı bilemezsiniz. Bu sizin elinizde değil. Siz çabanızla varsınız. Bu çabada mükemmel olmaya çalışmayın. ELİNİZDEN GELENİN İYİSİNİ YAPMAYA ÇALIŞIN, İYİ NİYETLİ VE DİKKATLİ OLUN YETER.
Evrende hiçbir şey rastgele yaratılmaz. Mutfaktaki ocağın gazını kapatıp kapatmadığınızdan emin olamıyor musunuz? Siz iyi niyetlisiniz; kimse zehirlenmesin ya da yangın çıkmasın diye kapatmak istiyorsunuz. Ve kapatıyorsunuz. Yeterince kontrol de ediyorsunuz. Gidip rahatça uyuyun. Her şey Allah(c.c.)’ın kontrolünde. Sizin niyetinizi ve davranışlarınızı biliyor, görüyor.
Bulaşıcı bir hastalığa yakalanmaktan mı korkuyorsunuz? Bu da, her şey gibi, Allah(c.c.)’ın kontrolünde. Bakın ne diyor ilim sahibi bir zat; “Bir hastalığın bulaşıcılığı kesinlikle ispatlanmış olsa bile, onun, kesinlikle bulaşacağını düşünmek doğru değildir.” Yani, Allah(c.c.) takdir ederse hasta olursunuz. Size düşen, YETERLİ DÜZEYDE tedbir almak…

Neden, sürekli, rahatlık peşinde koşar ki insan? Yok öyle bir şey, bu dünyada. Sürekli rahat arayan kişi, sürekli rahatsız hisseder. Mutluluk da rahatlık olarak tanımlanıyor zaman zaman. Mutluluk olumlu olmakla alakalıdır. Olumlu insan, sıkıntıların içinde de mutlu olabilir. Çünkü sıkıntıları gideremese de onlara verebileceği cevabı vardır. Her gün için, bazı sıkıntılara kota ayırsanız; onları yaşamayı göze alsanız rahat edersiniz. Çünkü, zaten onları bekliyorsunuzdur, sürpriz olup sizi sinirlendirmezler. Sıkıntıyı davet edin demiyorum. Gelme ihtimaline hazır olun ve sinirlenmeme kararı alın. Bu sitede yazılmış bir yazıda okumuştum. Site yöneticisi bahsediyordu, yaklaşık olarak şöyle; ”Bir iş yoluna girince çok mutlu olacağını sanıyor insan. O iş yoluna girince başka problemler baş gösteriyor.” Beklediğiniz mutluluk günü ne zaman gelecek?
Hem mutluluk nedir? Belki acı çekmek de mutluluktur. Biz baklavayı da yiyoruz , biber turşusunu da…

Hayatın üzüntüleri de dolu gibidir. Bazen şemsiyesiz olarak yürümek zorunda kalırsınız, şiddetli dolu altında. Önemli olan, kendinizi unutmayıp, kendinizden vazgeçmeyip gözünüzü rotanızdan ayırmamak. Gücünüzün ötesinde bir şey beklenmiyor sizden.
Bazen, ne yaparsanız yapın, şiddetli dolu altında yürüyecek durumda olamayabilirsiniz. Islanın, canınız yansın, acıyı tecrübe edin ama vazgeçmeyin, ümitli olun, sığının, bekleyin…
Bir yazardan alıntıdır (hatırladığım kadarıyla): “İnsanın, çöküşünün durdurulduğu an; aczini idrak edip kabul ederek, Allah(c.c.)’ın takdirine teslim olduğu andır.” Yalnız olmadığınızı asla unumayın!

Bu sitenin yöneticisi, bir yazısında bahsetmişti, okb’den önceki ve sonraki durumundan. Okb’den sonra duyguları daha iyi tanıdığını söylüyordu yazısında. Gerçek acı nedir, gerçek mutluluk nedir v.s. Okumayan varsa okunmasını tavsiye ederim. Çok kayda değer bir yazı. Okb’li kişi, diğer insanların, çok sıradan gördüğü şeyleri yapamadığı için çok acı çeker. Bilmeyen anlayamaz bu durumu. Oysa, o şeyi yapabilse çok mutlu olacak. O şey, çok küçük ve sıradandır ama onu yapabilse, ulaşacağı mutluluk ancak bir okb’linin anlayabileceği mutluluktur. İnsan, farkında değil ama en küçük şeyler bile mutluluk vesilesidir. Bunları görüp şükredebilmek lazım.

Düşünün; insanlar, çalışmak zorunda. Ama bazı insanlar, diğer insanlarda olan bacaklara sahip değil, yani engelli.
İnsan, karnını hiç doyuramıyor, tekrar tekrar acıkıyor. Ama bazı insanlar, her acıkışlarında, karın doyurmak için yiyecek bulamıyor.
Hayatı boyunca gökyüzünün rengini hiç görememiş insanlar var…

Özlü cümleler olsun diye yazmıyorum bunları.
Eldeki nimetler bilinsin de BUNALIMLARIN ne kadarı lüzumlu ne kadarı lüzumsuz anlaşılabilsin diye yazıyorum.
(Diğer taraftan; engeli ne olursa olsun, daima, yaşanacak bir güzellik bulan insanlar da var.)

Bir yazardan alıntıdır (yaklaşık olarak); “İnsan, çevresindeki karanlıklara değil, hayalindeki aydınlıklara gidiyor.” Etraftaki karanlıklar kaçınılmazdır. Mühim olan hayalleri aydınlık tutmak ve onlara ulaşabilmek için gerekeni, elinden geldiğince yapmaya çalışmak. Sabırsızlıkla sonuca odaklanmak değil, azimli bir çaba içinde olmak. Sonuç sizin elinizde değil…
Sadece dünyalık hayaller değildir bahsettiğim. Dünyada sıkışmamalı, daima sonsuzluktan bakmalı… Bunu başarabilirseniz, dünya, avucunuza sığabilecek kadar küçülür. Dünyanın içinde yaşıyor olmanıza rağmen, bütün sıkıntılarına rağmen!
Siz; öz olarak, aktif, dimdik, berraksınız. Siz değerlisiniz, çünkü insansınız!..
Her zaman ümitli olun!

PROBLEMİNİZ OKB YA DA BAŞKA ŞEYLER. PROBLEMLERİNİZİ ÇÖZMEYE YÖNELİK ÖĞRENDİKLERİNİZİ OTOMATİKLEŞTİRİN. İÇİNİZDE, BU BİLGİLERİ HIZLI BİR ŞEKİLDE İŞLETEN MEKANİZMALAR GELİŞTİRİN. BAŞLANGIÇTA BU MEKANİZMALARI BİLİNÇLİ YÖNETMEK ZORUNDA KALABİLİRSİNİZ. AMA SÜREKLİ İŞLETİRSENİZ O MEKANİZMALARI, OTOMATİKLEŞİRLER. PROBLEMLERİNİZLE KARŞILAŞTIĞINIZDA MEKANİZMALAR SİZE DANIŞMADAN OTOMATİK OLARAK DEVREYE GİRERLER. SİZ, O ANKİ MEŞGULİYETİNİZE ODAKLANIRKEN, PROBLEMLERİNİZ ARKA PLANDA BERTARAF EDİLİR YA DA SİZİ PASİFLEŞTİRMEYECEK ŞEKLE BÜRÜNDÜRÜLÜRLER.


(Tekrar belirteyim, takıntının ne demek olduğunu bilen biriyim.)

35 kişi bu yazıyı beğendi.
Yasal Uyarı: Doktora reçete ettirmeden ve doktordan kullanım özelliklerini öğrenmeden ilaç kullanmayınız. Bitkisel ilaçları tıbbi ilaçlarla kullanmadan önce doktorunuza danışınız. Yukarıda ve bu sitede yer alan bilgiler site yöneticisinin ve ziyaretçilerin sadece şahsi tecrübeleri ve kendi fikirleridir. Bilimsel olarak ispatlanmamışlardır. Burada yer alan bilgiler hatalı, güncelliğini yitirmiş olabilir. Size uygun gelen bilgileri psikiyatristinize/ psikologunuza- doktorunuza danışmadan uygulamayınız. Okuyucularımızın bu siteden öğrendiklerinizi uygulamalarından kaynaklı ve bu sitede yer alan bilgilerden kaynaklı sorunlarda yasal sorumluluk kabul edilmez. Yazılar sadece bilgi amaçlıdır.

Comments

comments

Takıntıdan Kurtulma Yöntemi-Tekniği, Çaresi, Çözümü, Üzerine Düşünceler ve Tavsiyeler” üzerine 65 yorum

  1. Merhabalar. Daha önce dini obsesyonlardan kurtulma başlığı altında yazmıştım. Bakın takıntılardan kurtulmanın veya rahatlamanın bir yoluda şudur. Takıntılar üzerinize geldiğinizde kendizine yav sen bu değilsinki sana bunu yapan seni bu hale sokan bu hastalık senin gerçek kişiliğin eskisi gibi gülen koşan eğlenen Ahmet Fatma Zehra vs. Bu gerçektende yapıcı bir düşünce olacaktır. Çünkü gerçektende öyle değilsinizdir. Beyinde bir hormon azlığı sizi bu hale getiriyor. O yüzden oturuyorsanız kalkın gezin arkadaşlarınızla vakit geçirin onlarda kalın tekbaşınıza kaldığınızda daha sıkıcı oluyor. Arkadaş ortamında aklınızdan çıkıp gidiyor. Sonra kendinize sorduğunuzda ya bak arkadaşlarımla gezerken bir anda çekip gitti unuttum o anda ve ne kadar rahattım veya çalışırken bi anda uçup gider bu takıntılar dersinizki gerçekten çalışırken aklımdan uçtu gitti ne kadar rahattım. Çözüm beyninizi başka şeylerle meşgul edip takıntılara vaktinizi okadar az tutmak.

  2. Benim sorunum boy takıntım var uzama hareketleri yaparken omurgamı kasıyorum birisi bana dokununca kasılıyorum kafamı çevirilmiyorum kadılığı için kendiliğinden karşılıyor aklıma geldikçe tabi aklıma gelmese bişey yok molun yardım edin

    1. Boy kilo yüz güzelliği konu ne olursa olsun takıntının kaynağı tektir. Tetikleyen faktörler ise sizin önemsediğiniz bahsettiğiniz konu gibi vasıtalardır. Sitemizdeki yazıları okuyarak kendinize has çözümler bulmalısınız. Sorunun çözümü bir değil binlerce cümleyle anlatılabiliyor ancak.

  3. sorunumu aşağıya yazmış oldum aslında özet olarak (anonim) yanlışlıkla birden fazla yorum yazdım farklı isimlerle yazdığım gitmedi sandım ondan oldu galiba :S

  4. HER YOLU DENEDİM OLMUYOR ÇOK ÇARESİZ VE TÜKENMİŞ DURUMDAYIM PANİK ATAK VAR TAKINTI VAR DEPRESYON VAR SOSYAL FOBİ VAR HER TÜRLÜ ŞEY VAR ARTIK NE YAPACAĞIMI ŞAŞIRDIM RUHEN BEYNEN PSİKOLOJİKMEN DİBE VURMUŞ DURUMDAYIM TEK HUZURLU SANİYEM YOK DUYGUSUZLAŞMALAR KENDİNİ KAYBETMELER NÖBETLER ÇOK DAHA FAZLASI :((((((( LÜTFEN ALLAH RIZASI İÇİN BİR ÖNERİ BİR UMUT IŞIĞI BİR YOL GÖSTERİN BIKTIM ARTIK :( ACİZLİĞİMDEN UTANIYORUM AMA HERŞEYİ YAPABİLECEK BİR DURUMA GELDİM :( BİR ŞEY SÖYLEYİN BANA SİZLERDEN DESTEK BEKLİYORUM ?

    1. Oncelikle oturup icten dua etmeniz cok iyi bir baslangic olacaktir inanin.

    2. bu durumun bir acizlik olmadığı geçici bir durum olduğunu bilseydiniz bu kadar üzülmezdiniz herhalde :)

  5. öncelikler ALLAH hepimize acil şifalar versin okb ile ilgli bir çok yazı okudum konu hakkında bayagı bi bilgi sahibiyim diyeblirim size. arkadaşlar kiminizde birden bire başlamış bu durum kimimizde de bilinç atında bastırılmış korkuların bir şey bir etken tarafından tetiklenmesiyle başlamış bende de dini konularda başladı bu takıntılar ilk başlarda geçer zannettim ama böylesine bir duruma maruz kalacagım aklımın ucundan bile geçmezdi ilk başta kendimi bu konuda yalnız hiissediyordum ve araştırdım ki bu konuda hiç de yalnız degilmişim benim çektiğim sıkıntıları çeken bir sürü insan varmış. ilk zmanlar dini obesyonları çok hat safada yaşadım ama farkına vardım ki kendi kendime bu sorunların üstesinden gelemiyordum ben bastırmaya çalıştıkça daha da artıyordu arı kovanını kurcalamak gibi sonra farkına vardım ki ben bu konunuda yetersizim bunun üstesinden kendi irademle gelemiyorum iradem dışında olan bir durum ben konuşmak istediğimde konuşuyorum susmak istediğimde susuyorum bu farklı bir şeydi susturamıyordum ve anladım ki bu konuşan ben degilim arkadaş :) bu şeytan ve onun yardımcısı nefis okudugum risale-i nurlar ALLAH a şükürler olsun bana bir çok konuda şifa oldu olumlu manada kendi kendime telkin vermede bana yardımcı oldu tabiki de en önemlisi namaza tekrar başladım duayı hayatımdan eksik etmiyorum neden dersiniz hz.peygamber efendimizin hayatına bakın duasız geçen anı yoktur.diyeblirim ki namaza devam etmek ve kur’an ı okumak meal olsun arapça okumak olsun bana çok faydası oldu. tamam geçmedi ama rahatladım en azından panik ataklarım bitti kaygılarım azaldı uyku düzenim dengelendi. eskiden tıp bu kadar gelişmiş degildi şifa kaynagı kur’an dı ve peygamber efendimzin uygulamarıydı bizim bu yaşadıklarımız sahabe-i kiram da yaşamıştı (vesveseleri).sabırla ve namazla ALLAH’tan yardım isteyecegiz abi başka çaremiz yok onu anladım ve aciziz arkadaşlar kendimiz bunun üstesinden gelemiyoruz gücümüz yok buna onun için gerçek güç sahibi olan yüce ALLAH’tan güç,sabır,hidayet ve sabır isteyecegiz. ^^^^ “(Ey müminler!)Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenlerin benzeri sizin de başınıza gelmeden cennet’e gireceğinizi mi sandınız?! Onlara yoksulluk ve sıkıntı öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki nihâyet peygamber ve beraberindeki müminler, “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” demişlerdi. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı yakındır.” (Bakara, 2/214) ^^^^Ayette herkesin başına gelmesi muhtemel olan sıkıntılara dikkat çekilmiştir. Yani, insan, sadece iman etmekle imtihanını tamamlamış olamaz. Her gün, her an başka bir durumla karşılaşabilir ve bu durumdan kârlı veya zararlı çıkabilir. Onun için -dolaylı da olsa- sabrı öğrenmenin, sabır göstermenin önemine de işaret edilmiştir.

    “İnsan yalnız ‘iman ettik’ demekle, hiç imtihân edilmeden bırakacaklarını mı sandılar? Ant olsun ki biz, onlardan öncekileri imtihan ettik. Elbette Allah (imtihan ederek), doğru söyleyenleri de bilir, yalancıları da bilir.” (Ankebut, 29/2-3) mealindeki ayetlerde de bu gerçeğe vurgu yapılmıştır. RABBİM HEPİMİZE SİFALAR VERSİN İNŞALLAH BİR GÜN UYANDIGIMIZDA GECENİN KARANLIGINDAN SABAHIN AYDINLIGINA ULAŞTIGIMIZDA BU DERTLERDEN YANİ BU İMTİHANDAN KARLI ÇIKMIŞ OLARAK UYANIRIZ…. ALLAH A EMANET OLUN :))

  6. Sn.Yönetici dikkatimi yoğunlaştırmak elbette işe yarıyor.kendimi zorladığımda nesnelerden vazgeçip işi üstün körü de olsa yapabiliyorum.ama kendimi zorlamam da kaygı düzeyimi yükselltiyor.bu sefer tırnak yeme vs. görmek istemediğim davranışlara bürünüyorum.siz şuan nasıl bir tedavi yöntemi izliyorsunuz.ne derece ilacın karşılığı oluyor.bunu da yazarsanız.birde sizden bir iki tane de olsa ömür boyu ilaç kullanımının insan vücudunda yarattığı etkileri özetleyen yaşanmış hikaye yayınlamanızı bekliyorum.1 ay dır çevirebildiklerinizi en azından yayınlayın.tamamı olmasa da :) maillere cevap verebiliyorsanız sizden bir mail adresi de rica edebilirim.doktor olmayabilirsiniz ancak hastalık öngörünüz deneyiminiz eminim bir çok doktordan yüksek olacaktır.ilaçsız sağlıklı günleri görebilmemizi diliyorum.

    1. Adnan bey merhaba.
      Önce yazıdan başlayayım. Çevri işi bir süre sonra ıstırap halini almaya başlayınca bıraktım. Çeviriden kısa notlar alarak ve şahsi tecrübemi de ilave ederek başka bir yazı taslağı hazırladım. Ama üzerinde kısa bir süre daha çalışmam gerekiyor. Yani 1 2 saat vaktim olursa yazıyı yayımlayacağım. Şu sıralar iş hayatım yüksek bir tempoda devam ediyor. Yoksa boş vaktim olsa aklımda işe yarar bir fikir olsa, iki üç yazı bile yazabiliyorum. Yani iki üç gün içinde yazıyı yayımlayacağım inşallah. Ama yazının faydasını benim yazdığım yazıda değil yorumlar kısmında bekliyorum. Çünkü tecrübelerin toplandığı bir havuz olacak diye umuyorum. Belki de ülkemizde daha önce yapılmamış bir araştırmanın yorumlarla ortaya konmuş bir yazısı olacak diye ümit ediyorum. Önemli farkındayım. Az kaldı.
      İletişim sayfasında mail adresimiz mevcut. Ama özel olmayan hususları websitesinde yorum olarak yazmanızı tavsiye ediyorum. Çünkü burada bahsedilen şeyleri bilmeye herkesin ihtiyacı var.
      Önceki yorumumda da bahsettiğim gibi, odada bulunan nesnelere odaklanmadan insanlarla konuşma konusunda ben de sorun yaşadım. Bunun tedavisi için bir yöntem geliştiremedim. Yeni “bir kez daha gidebileceğim” yerlere fazla uğramamayı bir alışkanlık olarak genellikle uyguluyorum. Çünkü bir kez daha gidebileceğimi bildiğim yeni yerler ben de kaygı uyandırıyor. Çünkü kompulsiyonlarımı ve obsesyonlarımı giderme imkanım olabilir diye gidebileceğim yeni yerlerden uzak durmaya çalışıyorum. Ama bu hayatımda vazgeçilmez bir kural değil.
      Tanıdığım ortamlarda, bu takıntım pek olmuyor. Çünkü nesneleri ve özelliklerini tanıyorum. Ama hiç olmuyor diyemiyorum.
      Kaygı seviyemi daha önce de sık sık belirttiğim gibi kırmızı akik taşıyla düşürüyorum. Akik taşı Allahın bize bir nimeti. Benim için en iyi anksiyolitik akik taşıdır. Bu konudaki yazımızı hatırlarsınız sanıyorum. İlaç kullanmıyorum Allaha şükür. Nasıl oluyor bilmiyorum ama kullanmıyorum ve kullanmadan yapabiliyorum. Bunda en büyük tesir obsesyonda altın kurallar isimli serimizdeki kurallara çok dikkat ediyorum. Özellikle şekerli besinlerin tüketilmesi konusuna. Bir de aradan yirmi yıl geçince, insan obsesyonların insanı öldürmeyeceğini artık anlıyor. Eskiden takıntılarım için şehir değiştirmeyi sekiz saatlik otobüs yolculuklarını, çok tehlikeli şeyler yapmayı vs. göze alabiliyordum. Ortayaşta yine takıntınız oluyor ama gençlikteki gibi ateşli değil. Herhalde onun da tesiri var. Başka da bir şey yapmıyorum.

  7. sn.yönetici obsesyonlarda en etkili pskoterapik çözümün ERP üzerine gitme olduğunu biliyorum.Ancak kendi takıntıma bunu nasıl uygulayabileceğimi çözemiyorum.sizden rica bu takıntının ERP karşılığını düşünmeniz.etrafımdaki nesnelerin dikkatimi dağıttığını düşünüyorum istemeden.rahat gazete okuyamıyorum.rahat televizyon seyredemiyorum vs.nasıl davranılmalı bu durumda evt dikkatimi dağıtıyor,hayır dağıtmıyor,üzerinde durmamak,tepkisiz kalmak.nedir sizce karşılığı,çözümü.

    1. Merhaba Adnan bey.
      Sizdeki obsesyonun bir benzerini zaman zaman ben de yaşıyordum. Bazı zamanlar eskisi kadar sık olmasa da hala yaşıyorum. İnsan içinde şöyle düzgünce sohbet edemiyordum. Etraftaki nesneler sık sık dikkatimi dağıtıyor. Aklım sohbette değil nesnelerde oluyordu. Tam olarak yaşadığım şeyleri anlatmayacağım. Benzer takıntılar da sizde gelişebilir diye endişeleniyorum.

      Erp yöntemi obsesyonda etkili bir yöntem tabii ki. Ama bunun her alanda bir uygulaması olduğunu düşünmüyorum. Bazı aşamadığım sorunları yok sayma ile aşmaya çalışıyorum. Bazen yok sayma yöntemi daha etkili olabiliyor.

      Sizin anlattığınız durum için en iyi yol genel kaygı seviyesinin düşürülmesinden geçer. Ama karşılığı konusunda fikrimi sorduğunuz için söylüyorum: bulunduğunuz ortamlardaki eşya sayısını dikkatinizi onların üzerine dağıtamayacak kadar artırmak olabilir mi bilmiyorum. Çünkü bahsettiğiniz sorunu ben tekniklerle değil, kaygı seviyemi düşürerek aştım. Cevabınızı bekliyor, iyi akşamlar diliyorum.

  8. Sayın yönetici,ilaç kullanmayı bıraktığınız dönemde mesleki başarı düzeyinizde ciddi düşüş yaşandı mı merak ediyorum?böyle bir deneyimi olanımız var mı?bir de OKB li olupta ciddi mesleki başarılara imza atan isimler tanıyormusunuz?örnek verebilirmisiniz?başarılarını ne derece etkilemiştir okb?

    1. İlaç kullanmayı bıraktığımda, ilk başta etkilendim tabii ki. Bunun bir kaç sebebi vardı. Birincisi tahmin edeceğiniz üzere, takıntıların artması, ikincisi, antidepresanların verdiği özgüven hissinin azalması, üçüncüsü yine antidepresan dolayısıyla mesleğimle daha mutlu ve barışıkken ilacı bırakınca mesleğimi daha az sevmeye başlamam.

      Yani etki çok oluyor. Ama ilaçlarla yaşamak doğru bir davranış değil. Eğer doktorunuz artık ilaçsız yaşayabileceğinizi belirtiyorsa, doğru olana doğal geçmelisiniz. Öbür türlü her ilacın vücutta bir zararı elbette oluyor. Sonuçta kimyasal maddeler bunlar, besin değil.

  9. Serdar Bey;

    Siz Sherry misiniz?

    Paylaşmak istediklerinizi, sizin için sakıncası yoksa, burada paylaşabilir misiniz?
    Başkalarının da işine yarayabilir.
    Tabi ki site yöneticisi de uygun görürse…

  10. Sn.Yönetici ömür boyu ilaç kullanımının vücuttaki etkisiyle ilgili çevirisini yapacağınız metni sabırsızlıkla bekliyoruz.zira bizim için bizzat yaşayanların kaleme aldığı bu deneyim çok önemli.ilaçsız yaşam süreci,başarı grafiğini,de içeren bir karşılaştırma olsa kaleme alınacak bu da belki cesaret verecektir bize.zira bırakayım diyorum ama 1 gün başarımda düşüş hissedeyim korkup tekrar başlıyorum.ilaçlardan yana da anafranil kullanıyorum.ne kullanırsak kullanalım uyur gezer ve cinsellik çöküşü yeni bir mutsuzluk konusu getiriyor bize.

    1. Dün de biraz çalıştım. Sağlık çevirileri çok daha zor oluyor. İyi günler.

  11. Sherry’ye:

    Yazıyı beğenmiş olmanız mutluluk verici.
    Teşekkürler.
    Sormak istedikleriniz; kendinizle ya da başkalarıyla ilgili takıntı durumlarıysa, belirtmek isterim ki ben doktor ya da psikolog değilim.
    Tedavi maksatlı açıklamalar, tavsiyeler yapacak yeterlilikte değilim.

    1. merhabalar..
      yazınızda gerçekten umut ışığı olabilecek noktalar var..
      elinize sağlık, site yöneticisine minnetlerimi iletmek istiyorum doğrudan yayınladığı için.
      tedavi ya da tavsiye maksatlı olmasa da yazıyı yazan kişiyle paylaşmak istediğim birkaç konu var.
      lutfen bana cevap verebilir misiniz

  12. Arkadaşlarım ömür boyu ilaç kullanma hakkında bir örneğiniz var mı?vücudu ne derece etkiler?neler yaşanır ileride?sanırım bir çoğumuz ya bu hastalıkla kavga edicez sürekli,başarı grafiğimiz düşecek,yada ilaçları yan etkilerini görmezden gelerek ömür boyu kullanacağız.maksimum kaç yıl antidepresan kullanan var aramızda arkadaşlar.ileri yaştaki abilerimizden var mı kendinden örnekler verebi,lecek?30 yıl ve üstü gibi.ömür boyu ilaç kullanımı diyebileceğimiz.

    1. Bu konuda hazırlanmış bizzat onlarca kulanıcının ağzından hazırlanmış bir yazımız var. Ancak ingilizceden çeviri olduğu için üzerinde çalışmam lazım.

  13. merhaba yazıyı çok beğendiğimi belirtmek isterim çok mantıklı açıklamalar yapılmış ve takıntıyı gerçekten yaşayan biri olduğu da çok belli zaten..yanlız ben bu üyeye ulaşmak ve ona bizzat bazı şeyler sormak istiyorum..bu kullanıcıya nasıl ulaşabilirim?

  14. sayın yönetici ilaç kullanmadan yaşayabilecekmiyiz?başarı grafiğini düşürmeden yaşayabilen var mı acaba? ve ömür boyu ilaç kullanımının vücudu bitirmesi söz konusu mudur?ömür boyu ilaç kullanan insanlardaki gözlemleriniz nelerdir?teşekkürler.

    1. Bu konuda değişik iddialar var. İddiaları paylaşacağım bir yazı hazırlığım var. Ama ingilizceden çeviri olduğu için uğraştırıyor. Bir ay içinde takip edin yayımlayacağım. Yayımlamazsam hatırlatırsanız sevinirim.

  15. Tüm sitelerda yaziyorlar ki okbnin tedavisi mumkun.ama tumuyle tedavi olunmuyor.yaziyosun ki tedavi mumkun umit veriyosun ama diyosun ki tam tedavi olmuyor(

    1. Cümlenin ayrıntılarına dikkat etmek lazım. Burada, yüzlerce yazı ve binlerce yorum var. Hangi koşulda, hangi cümleye cevap olarak yazıldı bilmiyorum. Bazı kişiler için evet mümkün. Ama bazı kişiler tedavi oluyor. Sadece. Diğerleri ve bildiğim kadarıyla çoğunlukta hastalık azalmakla birlikte, tam tedavi olmuyor.

    2. Kendisi ancak size bu yorumunuz sebebiyle ulaşmak isterse ulaşabilir. Bizde bir irtibat bilgisi yok.

    1. Kısmen Hayır. Sonuçta okbliler de insandır, nefisleri vardır ve kötülük yapabilirler doğal olarak. Ancak okbliler genel olarak sorumluluk sahibi, çalışkan, duygusal, kötülükten ve kötü şeylerden kaçınan insanlardır. Zaten bu özelleri yüzünden bu hastalığa yakalanırlar. Bence okblilerin belki hepsi değil ama çok büyük çoğunluğu iyiliksever iyi insanlardır.

  16. hocam size sorum olacak yardımcı olursanız sevinirim öncelikle yaşım 18 hastalığımın anksiyete olup olmadığından emin değilim ama belirtiler bunu gösteriyor aslında bu haftalık bende yaklaşık 1.5-2 yıldır var ama son 1 yılda çok baskın olmaya başladı hiçbir güç önünde duramıyor ve gittikçe yaşanmaz dayanılmaz bir hal alıyor . Size şöyle anlatayım benim sorunum şu biryerlere birilerine kalmaya gittiğimde en erken uyuduğum geceyi 2 saat diyebilirim sürekli kafamda farklı kurgular yaratıyorum eve hırsız giriyor polis basıyor üst komşu ile kavga çıkıyor birisi sapık oluyor cinnet geçiriyor bunları ardı arkası gelmiyor . Özellikle son 4-5 ayda birçok arkadaşımın evinde kaldık ve bunlarda çeşitli alkol vs.. kullandık bunlardan sonra hepsinde çıldıracak gibi oluyordum duvarlar üstüme üstüme geliyordu artık hastalığım öyle bir hal almıştı ki olmayan sesleri duyuyordum olmayan şeyleri görüyordum kaç kez arkadaşlarıma polis geliyor sesleri duymuyor musunuz oğlum baksanıza sirenler yansıyor cama falan dediğimi ben bile bilmiyorum mesela içtiğimiz ortama tanımadığım birisi geldiğinde düşündüğüm tek şey beni öldüreceği yada öyle şeyler yapacağı artık dayanılmaz oldu hiçbirşeyden zevk alamıyorum dışarı çıkıp yolda yürüdüğümde insanlardan kaçıyorum sanki birisi ile kavga etsem beni öldürecekler gibi geliyor . Kavgalı olduğum birkaç kişi var bunlardan adım adım kaçıyorum bu içimdekine engel olamıyorum hiç olmayacak yerlerde hiç olmayacak şeylerden korkuyorum ARTIK ÖZGÜR YAŞAMAK İSTİYORUM BENDE HERKES GİBİ RAHATÇA EĞLENMEK KAFAYI VURUP UYUMAK İSTİYORUM LÜTFEN BANA YARDIMCI OLUN .

    1. Daha başarılı ilaçlar ve teknikler bulunacak mutlaka. Ama kesin tedavisi ne zaman mümkün olur, şu anda takip ettiğim kadarıyla sonuç alınan bir çalışma yok. Bazı çalışmalarda ilerlemeler var.

  17. Okb’de ilaçların yerini alacak vücuda zararı,hayatı kısıtlayıcı yan etkileri olmayan alternatif çözümler arıyorum arkadaşlar.Bitkisel çaylarla okb sürecini antidepresanlara göre aynı seviyede yürütmek mümkün mü?

    1. Benim şahsi tespitlerime göre, tam mümkün değil. Ama sarıkantaron tabletleri oldukça etkili oluyor.

    1. Haftasonu yapılan yorumlara haftabaşı cevap veriyorum.

  18. Çigdem hanim mutlaka bir psikiyatriste ve ya psikologa bash vurun Allaha dua edin inshallah duzelirsiniz bu kendi kendinden keçen bir hastalik deyil biz de sizin durumunuzdayiz

  19. Demek ki tam tedavi olmuyormush(( bu bir nevroz hastaligi psikoz deyil ki nicin hala tam tedavi edemiyorlar bu devrde(( hiç tam duzelen hastaya rast gelinmemish mi?

    1. Düzelenler oluyor tabii öğrendiğimiz kadarıyla. Ama yüksek irade sahibi olan insanlarla hastalığı hafif atlatan insanlar genellikle bu hastalıktan kurtuluyorlar. Benim şahsi düşüncem bu. Ama bir çok kişi kronik olarak hastalığı yaşıyorlar.

    1. Kişiden kişiye değişiyor. Ama ilk baştaki kadar şiddetli devam etmiyor. İyi bir doktorla doğru bir tedavi hastalığı tahammül edilir hale getiriyor.

  20. bende okb hastasaıyım bu dertten kurtulmayı çok istiyorum o yüzden bu konuyla alakalı yazıları okuyorum.bu hastalık bende daha önce olmuştu işe başlamamla geçtidaha sonra üniversite okudum evlendim hiç bir problem yok tu hatta takıntım olduğunu bile unutmuştum bir arkadaş hatırlatana kadar çocuğum olduğunda okb tekrarladı çocuğum 5 yaşında ve ben hala bu dertle uğraşıyorum bu arada 4 sene öncesinde babaamın rahatsızlığı ve sonra ölümü 4 ay öncesi annemin ölümü çok zor günler geçiriyorum ve bu hastalık ve depresyon peşimi bırakmıyor yardımlarınızı bekliyorum

    1. Geçmiş olsun çiğdem hanım.
      Öncelikle okb insana yapıştımı bırakan bir hastalık değil. Bu sizde de böyle ben de böyle. Herkeste kaba taslak böyle. Benim en büyüğü 12 yaşında 3 çocuğum var. Onlarla, eşimle ve hastalıkla birlikte yaşıyorum. Varlıklarına şükrediyor ve hastalığıma tahammül göstermeye çalışıyorum. Bu sitede yer alan yöntemlerle hastalığımı hafifletiyorum. Haricinde yapabilecek pek bir şey yok maalesef. Yöntemlere ne kadar sadık kalırsanız o kadar başarılı oluyorsunuz.

    1. Söylediğiniz ilaçlar ben de bir aydan itibaren etkili olmaya başlamıştı. Ama kişiden kişiye değişir. Eğer ilaçların tesiri olmadığını düşünüyorsanız. Doktorunuzla tekrar görüşün. Sorunlarınızda hiç azalma olmadıysa ilaç dozlarının yükseltilmesi veya başka bir ilaç kullanılması konusunu doktorunuz, mutlaka değerlendirecektir.

  21. Evet getdim. Sertralin yazmiw 20 gundan fazladir ilaç iciyorum bundan evvel doktora gitdim depresyon dedi reksetin yazdi paroksetin yani ama yardim etmedi cunki shiddetliydi.sonra psikologa gitdim obsesyon dedi sonradan bildim ki obsesyonmush sizin ilaçlardan anladiginiz var mi? Sertralin nasil ilaç? x

    1. Doktorun sizin için en uygun ilaçları yazdığından şüpheniz olmasın. İlaçlar istenen tesiri biraz geç verebiliyorlar.

    1. Deli demek, konuyu basite almak olur. Böyle bir şey psikolojik rahatsızlıklarda söylemek doğru bir şey değildir. Siz daha önce doktora gittiniz mi? x

  22. Tarik gunduzler kötu oluyorum dunyayi boz göruyorum tabiatdan zevk alamiyorum benim okbem biliyormusun ne? Gulunc seslense da söyluyorum beni rahatsiz edan Gunesh hep fikrim Guneshda göyden bana bakiyor bikdim artik(( x

    1. Azeri bey merhaba.
      Sizdeki durum daha çok depresyon veya psikotik bozukluğa benziyor gibi. Daha önce doktora gittiniz mi? Gitmediyseniz acilen gitmenizi tavsiye ediyorum. Bu şekilde sorununuza çare bulmanız zor. Eğer hakkınızda konmuş bir obsesif kompulsif davranış bozukluğu tanısı varsa, kendinizi ve sorununuzu daha çok anlatın. Yardımcı olmaya çalışalım. x

  23. Arkadaslar ben obsesyonla beraber dunyayi da boz göruyorum gun isiginda rahatsiz oluyorum gunduzler cok kötu oluyorum.sanki kalbim tashlashmis ruhum yok gibi yasiyorum kalp problemi var yani sevinemiyorum heyecan yok adrenalin yok sizde mi acaba böyle bir durum varmi?

    1. Gün ışığı durumuyla obsesyonuz arasında bir bağlantıdan mı bahsediyorsunuz azeri bey. Tam anlayamadım.

    2. parlak gün ışığından etkilenme durumu sara hastalarında oluyor, mesajınızı okuyunca ilk bu aklıma geldi.bende biraz nadir sevinirim seratonin seviyesinin azlığından kaynaklanıyor olabilir.

  24. Tarık Bey’e;

    Yazının tamamında, kompülsif davranışa, özellikle karşı çıkıyoruz.
    Kaygınıza değil, amacınıza yönelik davranın, diyoruz.
    Amaç rahatlamak değil, doğru davranışı yapmak…

    SON PARAGRAFTA: “Problemlerinizi çözmeye yönelik öğrendikleriniz..” derken, doğru bilgilerden bahsediyoruz. İnsanları normal davranışa teşvik eden, doğru kaynaklardan öğrenilen bilgiler yani.

    Son paragraf, kompülsif davranışa teşvik etmiyor.
    Orada otomatikleştireceğiniz şeyler:
    Okb’ye söylenen kompülsif, mantıksız, saçma … içerikler değil; probleminiz ne ise ona çözüm olacak gerçek-normal-faydalı… içerikler. Ve zaten, okb’ye cevap vermemek gerektiğini de vurgulamıştık.

    Okb’den yüz çevirip, doğrularla ilgileneceksiniz ve İÇİNİZDE OTOMATİKLEŞTİRECEĞİNİZ ŞEYLER DOĞRULAR OLACAK.

    İçinizde ve dışınızda, rahatlamaya yönelik, kompülsif davranışa girmeyin!

    Rahatlamaya yönelik, kompülsif davranışlar yapmak, ya da kompülsif düşünceler geliştirmek, okb’ye cevap vermektir. Okb’ye cevap vermeyin!

    Tarık Bey, teşekkür ederiz. Son paragrafa ışık tutmuş olduk sayenizde.

  25. Çok güzel, tebrik ederim.
    Bazen bu okbli düşüncelerin çok saçma,rezil ve yanlış olduğunu bilsem de çokça uğraşıyorum, bazende teslim olup inanıyorum.Bunun için aptal olup olmadığımı bile düşündüm.Ama bu farlı bir şey sanırım.
    Son paragrafta söylediğinizi bende yapıyorum çoğu zaman. Bana biraz kompulsif gibi geldi ama insanı rahatlattığı kesin.Galiba en akla yatkın olanı bu.

Bir Cevap Yazın