Takıntıların Sebebi- OKBde Aile ve Çocukluk Faktörü.

Çok uzun bir aradan sonra tekrar merhaba.

Bu sefer gerçekten uzun bir ara oldu. Özel hayatım ve iş hayatımdaki hareketli günler bu ayrılığı zorunlu kıldı. Ama bugün tekrar aranızda olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Biliyorum ki buradan hissettiğiniz şeyleri yazıyoruz. Ve işin en güzeli sizler bizi dikkatle takip ediyorsunuz. Hayatınızı değiştirecek bazı notlar çıkarıyorsunuz. Bu bizim için çok önemli. Yeni yazılar yazmaya bizi teşvik eden şey de bu oluyor.

Hayatımıza girdiği günden itibaren hayat gündemimizin en üst sıralarında yer bulmuştur takıntılar. Bir elektrik kaçağı, bir jeton takılması, bir su sızıntısı, bir buzdolabı karlanması gibi bir şey bu takıntı. Bir işletme hatası, bir işletim kusuru. Ömür boyu tekrar edecek, azalacak belki boyut değiştirecek ama o sistem ortadan kalkmadan oralarda az ya da çok varlığından bahsedilecek.

Takıntılarımız, endişelerimiz bizim yıllarca bilmeden toplu iğnelerle kazdığımız dev kuyular. Bilmeden eşelediğimiz annemizin, babamızın, kardeşimizin, sevdiğimizin daha da derinleştirdiği bilinmez kuyular.

İnsan kişiliğinin oluştuğu 0-12 yaş arasında bizlere neler oldu da, biz beynimizi yanlış inşaa ettik bilinmez. Hangi davranışsal yanlış veri bombalanmasına tabii tutulduk da böyle olduk. Bu herkesin kendi çocukluğunda ve aile sırlarında saklı olan bir şey. Ama ne olduysa da o zamanlarda oldu. Gerçek sebep orada. Başka yerdekiler sadece kıvılcım unutmayın. Nasıl ki birinci dünya savaşının başlangıcının görünen yüzü bir sırp gencin Avusturya Prensini öldürmesi, asıl sebebinin ise onun altında yatan yüzlerce büyük sebep olması gibi.

Yangın yerleri çocukluğumuzda ailemiz tarafından kucağımıza yığıldı. Her bir sorumsuz davranışla ve her bir duyarsız veya aşırı sorunlu davranışla. Alkolle, dayakla, ilgisizlikle, sevgisizlikle, duyarsızlıkla, saygısızlıkla, hiçleme ile, kıyaslama ile işte bir şeyle oldu ama o yangınlar anne, baba veya hayatımıza etki edecek derecede yakın bir kişi tarafından kucağımıza tek tek yığıldı.

Sonra bir gün geldi ki gençliğimizde birden acı bir günün feyadıyla takıntı bir kıymık gibi saplandı beynimize. Çıkartmaya çalıştık ama olmadı. Çektik çıktı sandık ama yeni bir tanesi daha saplandı. Bir tane daha bir tane daha saplandı. Her çıkardığımız, attığımız takıntı kıymıklarından kurtulduk sandık da kurtulamadık.

Çünkü bilmediğimiz bir şey vardı. Onlar dışarıdan bize gelen şeyler değildi. Onlar bizzat bizim vücudumuzun sorunlarla savaşmak için ürettiği biyolojik tepkiler gibi, tıpkı sevimsiz bir irin gibi bize ait olmadığı halde, vücudun psikolojik mikroplarla savaşmak için ürettiği tepkilerdi. Bir sorunla savaşan bedenimizin ürettiği başka sorunlardı.

Başımıza gelenlerden dönme sanşımız tabii ki yok. Küçükken hayatımıza giren o duygu, yanlış anne baba rolü, eril veya dişil oluşumumuzdaki hata, rollerin karışması, anne ve babamızdan almamız gereken iki kökteki karışıklıklar, ağaçların dallarındaki dallanmaları besleyemeyecek doğru kurulamamış besin akış zinciri bunlar artık hayatımızın realiteleri olarak hep bizimle beraber.

Burada bu sitede bahsedilen mücadele teknikleri, yöntemleri bir çoğu oluşmuş olanlandan kurtulma çabaları. Uyguladıkça da bir çoğunun faydasını görüyoruz. Ama özdeki sorun işte çocukluğumuzdaki o karanlık sokaklarda saklı.

Şimdi uzanın koltuğunuza, geçmişe bir yolculuk yapmaya hazırsanız, yapabilecekseniz spriritual bir müzik açın, bir doğa sesi, sizi eski günlere götürecek bir müzik belki de. Evet şimdi tekrar o küçük iyi niyetli, günahsız çocuk olun, evinize gidin, çekmecelerinizi karıştırın, oyuncaklarınızı bulun, kardeşinizi görün, onunla oynayın, anne ve babanızı bulun, onların sizinle konuşmasına müsaade edin, sokakağa çıkın unuttuğunuz arkadaşlarınızı yakalayın. Ne konyuşuyorlar sizinle, neden bahsediyorlar, nasıl davranıyorlar, neler oluyor, neden oluyor.

Bu bahsettiğim geziyi gerçekten onlara dokunarak, gerçekten onlarla konuşarak, yağmuru yüzünüzde hissederek, bahçedeki hanımelini şu an yayınınızdaymış gibi koklayarak, elinizi sokan eşek arısından korkarak, düşen bisikletinizden kurtulmaya çalışma çabanızdaki hislerinizin samimiyetiyle, elinizi yakan sobayı gerçekten hissederek yapın.

Kendiniz hakkında ne görüyorsunuz. Nerede yanlış var. Nerede bugünün kayıp şifresi görebiliyormusunuz? Dikkatli bakın oralarda bir yerde.

Beyninize yön veren düşüncenin yanlışlığı, kurtulamadığınız çemberlerin kilitleri işte tam orada duruyor.

Bulun o kilitleri elinizde sallayın mutlulukla, o günden bugüne getirin onları. Ki bugün doğru temel inancınızı düzeltebilesiniz. Yanlışlık baba rolündeyse onu, baskı hissindeyse onu, adaletsizlik duygusundaysa şimdi onu düzeltme zamanı geldi demektir.

Kilitleri bulduğunuza göre şimdi anahtarları arama zamanı. Evet gidin anahtarları arayın.

Ben de arıyorum. Bir şeyler de buldum galiba. Bulduklarımdan emin olunca sizlerle paylaşacağım.

İyi akşamlar.

Yasal Uyarı: Doktora reçete ettirmeden ve doktordan kullanım özelliklerini öğrenmeden ilaç kullanmayınız. Bitkisel ilaçları tıbbi ilaçlarla kullanmadan önce doktorunuza danışınız. Yukarıda ve bu sitede yer alan bilgiler site yöneticisinin ve ziyaretçilerin sadece şahsi tecrübeleri ve kendi fikirleridir. Bilimsel olarak ispatlanmamışlardır. Burada yer alan bilgiler hatalı, güncelliğini yitirmiş olabilir. Size uygun gelen bilgileri psikiyatristinize/ psikologunuza- doktorunuza danışmadan uygulamayınız. Okuyucularımızın bu siteden öğrendiklerinizi uygulamalarından kaynaklı ve bu sitede yer alan bilgilerden kaynaklı sorunlarda yasal sorumluluk kabul edilmez. Yazılar sadece bilgi amaçlıdır.

Comments

comments

Bir Cevap Yazın