Telkin ve Obsesyon (Takıntı)

Daha önceki yazımlarından birinde yaşamış olduğumuz takıntı ve anksiyete sorunun temelinde aslında bazı düşüncelerin yer aldığından bir cümleyle bahsetmiştim. Şimdi bu cümleyi açarak hayatınıza yeni bir bakış açısı getireceğiz. Yaşamış olduğumuz sorunların temelinde bu sadece anksiyete- obsesyon için geçerli değil hayatta yaşamış olduğumuz sorunların temelinde hep beyninimize ittiğimiz bazı sloganlar yer almaktadır.

Bunu şöyle izah edeyim. Kendini bir konuda yetersiz bulan insanın fiziksel yetersizliğiniden ziyade aslında yetersizlikleri bilinç altına ittiği duygular dolayısıyladır. Yani yabancı dil konusunda yetersiz olan birinin bilinçaltına şu mesajı sık sık göndermektedir. “benim dil yeteneğim yok”. “ben dil konusunda yeteneksizim”.vs.
Evet. Bilinçaltı bu mesajları alarak en güzide mekanında bu negatif bilgiyi depolar ve kişinin dil konusunda varsa fiziksel yetersizliklerine bir de bilinç engeli çıkar ki bu sorunu kişinin aşması artık imkansız hale gelmiştir. Tıpkı herkesçe anlatılan pire deneyinde olduğu gibi. İşin aslı varmı bilmiyorum. Ama güzel bir örnek olduğu için burada yazıyorum.

Pireler malum çok sıçramasıyla meşhur canlılardır. Pireleri bir kavanozun içine koymuşlar. Pirelerde her sıçrama çabasında kavanozun kapağına çarpmışlar. Sonra pireler kavanoz kapağına çarpmayacak şekilde zıplamaya başlamışlar. Ardından kavanoz kapağını açmışlar. Ama pireler kavanoz kapağına çarpmayacak şekilde zıplama yüksekliklerini ayarladıklarından kavanozdan dışarı çıkamamışlar. Bu öğrenilmiş çaresizlik için verilen en meşhur örneklerden biridir.
Anksiyete- obsesyon ve anksiyete hastalarının durumu da buna benzemektedir. Zamanında hayatla mücadele ederken hep kavanoz kapaklarına çarptık. Artık kavanoz kapağı yok biliyoruz ama beynimiz bize müsaade etmiyor ki atlayıp kavanozun dışına çıkalım.

İlk konuya tekrar dönecek olursak aslında fark etmeden sürekli kendi kendimize tekrarladığımız sözler yani telkinler hayattaki kısıtlılıklarımızın temelini oluşturuyor. Bilinçaltı denilen bölüm bizim beynimizin en özel köşesi. Yani bizim kişiliğimiz, sırlarımız ve anlamlandıramadığımız bütün davranışlarımız orada saklı. Biz sakladık onları orada. En özel köşemize ister istemez biz koyduk.

Biz takıntı hastaları dedik ki kendi kendimize evet ” ben herşeye yetişmek zorundayım” , “bu detayı düzeltmem lazım”, “kusursuz yapmalıyım”, “mükemmel olmalı”, “eksiklik kabul edemem”. Bir süre sonra bizim savunucumuz amigdala da devreye girip endişe pompalamaya başlayınca (amigdala dersinden hatırlayın) bu sefer “eksiklik var sorun olabilir”, “bu mükemmel değil düzeltmeliyim” şeklinde düşünceler değişmeye başladı. Daha sonra amigdala tüm ağırlığını ortaya koyunca “sorun var, acil bu hatayı düzeltmeliyim”, “sorun olabilir bu tabelayı okumalıyım”, “olmadı, tekrar masayı düzeltmeliyim”, “ayakkabımı düzgün bağlamazsam işlerim aksi gidecek” gibi ansiyete ve takıntı davranışları ortaya çıkmaya başlar.

Evet bilinçaltına attığımız düşünceler bizi oluşturur.

Peki tersine bir dönüş mümkün müdür? Bu o kadar da kolay değildir. Niye çünkü negatif düşüncelerin kapı gibi bir dostu amgidalası vardır. Siz artık akıntıya karşı yüzmek zorunda kalan insanlar gibisiniz. Amigdala olmasa teorik olarak ürettiğimiz kadar pozitif düşünce ile iyileşmemiz gerekir. Ama ben bütün iyi telkinlerime rağmen istediğim oranda iyileşme sağlayamadım. Hatta beynin kabul modu olan beta dalgalarında uyku, modunda denemelerim oldu. Kendi kendime sublimal telkinler hazırladım. Şaşırtıcı sonuçlar elde ettim. Ama takıntı konusu bir ayrı şey. Piyasadan satın aldım. Profesyonel yardım aldım. Bir ton para harcadım. Ama yok işin içinde takıntı olunca olması gereken şey olmuyordu.
Bir şey daha direnç gösteriyordu. Evet bu da amigdala idi. Düzgün çalışması ve tedavisini mümkün olup olmadığını bilmiyorum. Çünkü biliyorum ki türkiyedeki tıp ve bitkisel sitelerin böyle bir organın varlığından haberleri bile yoktur. Yazanın da bir şekilde ticari tespit üzerine sahtekarlık yaptığı konusuna genellikle kalıbımı basarım. Çünkü bu hastalığım bana bir şey öğretti. İnsanların cebinizdeki elli lirayı almak için söylemeyeceği yalan yok. Bir yalan elli lira. Ahlaksızsanız ne kadar kolay değil mi? Ki insanımız maalesef bunu çok kolay yapıyor. Bizzat ben yüzlerce kere takıntıları da çözer yalanıyla aldatılmış birisi olarak bunu yazıyorum.

Tarihe mal olmuş bu sorunun çözümü bir esrardır. Bu esrarı da kesin olarak çözecek şey basit bir bitki suyu, reçete vesaire değildir. Bunu çözecek şey komplike bir sistemdir. 2012 yılına girdik. Tarihte çözelemeyen bir çok sorun çözülmeye başladı. Takıntı hastalığı da böylelikle çözülecek elbette. Tıp çevreleri, araştırmacılar, birileri bunu çözecek.

Çünkü google denilen kutsal bilgi kaynağı her bilgiye ulaşmayı muhtesem derecesinde hızlandırdı. İnternet sayesinde her birey bir yayımcı konumuna geldi. Tecrübeler artık ortak bir havuza birikiyor ve eskiden haftalar süren, kütüphane köşelerinde günlerce bulmaya çalıştığınız ve başka başka kütüphane köşelerinde çözmeye çalıştığınız, bulmaya çalıştığınız “işte bu!” diyeceğiniz bilgi saniyesinde ekranınıza o konudaki doğru anahtar kelimeyi girmeniz şartıyla, ve birinin aklına gelmiş olması şartıyla ekranınıza geliyor. Bu her sorunun çözümünü inanılmaz kolaylaştırıyor. Dolayısıyla anksiyete rahatsızlıklarının kesin çözümü de artık kapıdadır. Bu fobiler için de böyle, panik atak için de böyle, travma bozuklukları için de böyle, yaygın anksiyete bozukluğu için de böyle, obsesif kompulsif davranış bozukluğu için de böyle.

Tekrar telkin konusunu gelecek olursak telkinler çok önemli neyi inanarak söylersek ona daha çok inanmaya ve davranış kalıbı haline gelmeye başlıyor. Dolayısıyla takıntı telkinlerini kendi kendinize söyleyin. Bunun faydası olur. Ama çok tehlikeli bir durum söz konusu da olabilir. Yani siz aslında ben yeterliyim diye bir telkin söylerken her seferinde bilinçaltından ben yeterli değilim veya acaba yeterli miyim diye tekrar ederseniz bir süre sonra var olan sorununuz daha da büyük bir boyut alır. Bu sık sık hastaların baş edemeyeceği bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla inandığınız şeyi söyleyiniz. İnanarak söyleyiniz. İnanmak için hayal kurunuz. Kendinizi nasıl güçlü hissediyorsanız onun hayalini kurun. Hayal kurmak başarmanın neredeyse yüzde doksanıdır. Hayal kurun ki ne yapacağınızı bilin. Hayal kurun ki gideceğiniz bir yol olsun. Hayali olsun ama olsun. Hayalleriniz gerçekçi olsun. Tamamen hayal olmasın. En azından teorik olarak yapılabilir olsun.

Telkinleriniz esnasında inanarak telkinlerinizi söyleyebilmek için geçmişte başarıyla yaptığınız şeyleri düşünün ki kendizine olan güveniniz artsın.

Gelelim kendi kendimize ne diyeceğimize ne telkinlerini veya nasıl telkinleri kullanacağımıza.

  • her şey yolunda
    hayatım kontrol altında
    ben yeterliyim
    hayat (her şey) çok güzel

    bunlardan beğendiğiniz sizi temsil eden telkini deneyin. Kendinize özel vakit ayırın deneyin işe yararsa devam edin. Yaramazsa vakit kaybetmeyin. Sadece anksiyete ve takıntı için söylüyorum piyasadan satın alma yapmayın. Çünkü ben denedim en ufak işe yaramıyorlar. Haklarını yemeyim başka konuda yaradığı olabiliyor. Ama bu konuda yaramıyor.
    E şimdilik bahsedeceklerim bunlar. Aslında bu konuda kitap bile yazılabilir. Hakkıdır da. Ama bazen kitap bile yazsan sorunu çözmüyor. Sadece biliyorsun.
    Bütün herkesi saygıyla selamlıyoruz efendim. Kalın sağlıcakla.

    Yasal Uyarı: Doktora reçete ettirmeden ve doktordan kullanım özelliklerini öğrenmeden ilaç kullanmayınız. Bitkisel ilaçları tıbbi ilaçlarla kullanmadan önce doktorunuza danışınız. Yukarıda ve bu sitede yer alan bilgiler site yöneticisinin ve ziyaretçilerin sadece şahsi tecrübeleri ve kendi fikirleridir. Bilimsel olarak ispatlanmamışlardır. Burada yer alan bilgiler hatalı, güncelliğini yitirmiş olabilir. Size uygun gelen bilgileri psikiyatristinize/ psikologunuza- doktorunuza danışmadan uygulamayınız. Okuyucularımızın bu siteden öğrendiklerinizi uygulamalarından kaynaklı ve bu sitede yer alan bilgilerden kaynaklı sorunlarda yasal sorumluluk kabul edilmez. Yazılar sadece bilgi amaçlıdır.

    Comments

    comments

  • Telkin ve Obsesyon (Takıntı)” üzerine 2 yorum

      1. Ekranın sağ üst köşesinde bir mercek sembolü var. Ona tıklayın bitkisel yazın ve arayın. Bitkisel ilaçlar konusunda bir çok yazımız var. Bazıları bütün sorularınıza cevap verecek nitelikte.

    Bir Cevap Yazın